0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Otobüs gece yarısı yolda kaldığında kimse önce paniklemedi.
Şoför kontağı birkaç kez çevirdi. Motor homurdandı, sonra sustu. Camların üstündeki buğu ağır ağır yayıldı. Dışarıda yağmur vardı ama inceydi. Camı döven değil, şehrin üstüne çöken türden.
Avamir arka tarafta tek başına oturuyordu.
Otobüste toplam yedi kişi vardı ya da sekiz. İnsan gece yolculuklarında sayıları tam seçemiyor. Herkes birbirine yarım görünür.
Şoför ayağa kalktı.
“Bir on dakika sürer,” dedi. “Belki.”
Kimse cevap vermedi.
Öndeki kadın çocuğunu omzuna yatırdı. İki koltuk ileride takım elbiseli biri uyuyordu. Elindeki evrak çantasını sıkı sıkı tutuyordu sanki içinde para değil de hayatı vardı.
Avamir camdan dışarı baktı.
Otobüs sanayinin ortasında kalmıştı. Sağ tarafta kapanmış bir lastikçi, ileride ışığı yanıp sönen bir benzinlik vardı. Sokakta kimse yoktu.
Sonra bir ses duyuldu.
Tık.
Otobüsün en arkasından gelmişti.
Kimse dönüp bakmadı önce.
Bir daha oldu.
Tık.
Avamir kafasını çevirdi.
En arka koltukta küçük bir çocuk oturuyordu. Üzerinde kırmızı bir mont vardı. Ayakkabıları çamurluydu. Elindeki bozuk parayı cama vuruyordu.
Avamir çocuğu daha önce fark etmediğine emindi.
Çocuk ona baktı.
“Saat kaç?” diye sordu.
“Bilmiyorum.”
“Telefonun yok mu?”
“Var.”
“Neden bakmıyorsun o zaman?”
Avamir cevap vermedi.
Çocuk bozuk parayı tekrar cama vurdu.
Tık.
“Annem,” dedi çocuk, “gece otobüslerinde insanların gerçek yüzü çıkar derdi.”
Bu cümle otobüsün içine garip oturdu.
Öndeki takım elbiseli adam hafifçe gözünü açtı. Şoför dışarıda sigara yakıyordu. Benzinliğin ışığı arada bir titriyordu.
“Sen tek başına mı geziyorsun?” diye sordu Avamir.
Çocuk omuz silkti.
“İnsan bazen evde daha yalnız oluyor.”
Avamir istemsizce çocuğa biraz daha dikkatli baktı.
Yüzü tanıdık gibiydi ama nereden olduğunu çıkaramıyordu.
“Adın ne?”
Çocuk cevap vermedi.
Onun yerine otobüsün ön tarafını işaret etti.
“Şu adam ağlayacak birazdan.”
“Hangisi?”
“Kravatlı.”
Avamir kaşlarını çattı.
Tam o sırada öndeki adam telefonunu kulağına götürdü.
İlk başta normal konuşuyordu.
Sonra yüzü değişti.
Bir anda ağlamaya başladı.
Sessizce.
Sadece omuzları titriyordu.
Otobüsün içindeki herkes kafasını başka yöne çevirdi. Çünkü insan bazen başkasının acısına bakmayı ayıp sayar.
Avamir tekrar arkaya döndü.
Çocuk yoktu.
Koltuk boştu.
Sadece camın kenarında unutulmuş bir bozuk para vardı.
Ve camın üstüne parmakla yazılmış tek kelime:
“İN.”
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.