Haksızlık sadece bir tarafta olsa davalar uzun sürmezdi. la rochefoucauld
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Bir Bayram Olsa…

Yorum

Bir Bayram Olsa…

( 6 kişi )

4

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

66

Okunma

Bir Bayram Olsa…


Bir bayram olsa… Şöyle eski bayramlar gibi… Sabah ezanıyla başlayan, kapı önlerine su serpilen, mis gibi sabun kokularının sokağa karıştığı bayramlardan biri olsa…

Şimdi dönüp bakınca insanın içi sızlıyor. Meğer ne kadar zenginmişiz de haberimiz yokmuş. Ne oyuncaklarımız vardı bizim ne de cepler dolusu paramız… Ama içimizde öyle büyük sevinçler taşırdık ki dünyaya değişilmezdi.

Bir bayram olsa… Şimdi saçlarına ak düşmüş, yüzüne yılların yorgunluğu sinmiş o koca delikanlıları yeniden çocuk yapsa… Şimdi torun seven o zarif hanımefendileri yeniden örgülü saçlarıyla kapı önlerinde koştursa… Bir sabah vakti herkes çocukluğuna uyansa…

Hani o bayram sabahları vardı ya… Annemizin geceden hazırladığı ütülü kıyafetler başucumuzda dururdu. Ayakkabılarımızı yatağın kenarına koyar, dönüp dönüp bakardık. Uyku tutmazdı insanı. Çünkü sabah bayramdı… Çünkü sabah sevinçti.

Babalar erkenden kalkar, tıraş olurdu. Kolonya kokusu evin içine yayılırdı. Analar mutfakta telaşla börek çıkarır, şeker tabaklarını dizerdi. Ve biz çocuklar… Bir an önce büyüklere el öpmeye gitmenin heyecanını yaşardık.

Kapılar çalınırdı sonra… Tak… Tak… Tak…

Mahallenin çocukları bir olmuş, sokaklara taşmış olurdu. Kimi cebine mendil koymuş, kimi harçlıklarını saklayacak yer arardı. Bir evden çıkıp diğerine koşardık. Her kapıda başka bir tebessüm, başka bir dua vardı.

“Bayramın mübarek olsun evladım…”

İşte insan en çok bunu özlüyor. Samimiyeti… İçtenliği… Birbirine gerçekten dokunan insanları…

Şimdi her şey var belki ama o eski bayramların ruhu eksik. Koskoca sofralar kuruluyor ama aynı gönüller kurulamıyor. Mesajlar saniyeler içinde gidiyor ama kimse birbirinin gözlerine bakarak konuşmuyor. Oysa biz bir avuç şekerle dünyanın en mutlu çocukları olurduk.

Harçlığımızı alınca soluğu bakkalda alırdık. Cam kavanozların içindeki renk renk şekerlere bakarken sanki cenneti seyrediyor gibi hissederdik. Gazoz almak bile bayramdı. Yeni bir top almak bayramdı. Mahallece oynanan oyunlar bayramdı.

Ve o türküler… “Baca baca berhane…”

Belki bugün çoğu kimsenin bilmediği o eski ezgiler… Ama bir neslin çocukluğu saklıydı onların içinde. O türkülerle büyüdü bu memleketin güzel insanları. Kanaatkâr ama mutlu… Yorgun ama tertemiz… Azla yetinen ama sevgisi büyük insanlar…

Şimdi dönüp baktığımızda aslında özlediğimiz şey yalnızca eski bayramlar değil. Biz biraz da kaybettiğimiz insanlığı özlüyoruz. Komşuluğu… Paylaşmayı… Bir sofraya hep birlikte oturmayı… Çocukların sokakta korkmadan oynadığı günleri… Büyüklerin duasını… Küçüklerin neşesini…

İçimizde hâlâ susmayan bir çocuk var. Ne kadar büyürsek büyüyelim, ne kadar yorulursak yorulalım… O çocuk hâlâ bir yerlerde bayram sabahını bekliyor. Yeni ayakkabılarının başucunda durduğu bir geceyi… Kapı kapı dolaşıp şeker topladığı sokakları… Kalabalık aile sofralarını… Dedelerin sıcak ellerini…

Belki de bu yüzden insan bazen durup uzaklara dalıyor. Bir türkü duyunca gözleri doluyor. Eski bir fotoğraf görünce içi titriyor. Çünkü hatıralar yaşlanmıyor… Çünkü çocukluk hiçbir yere gitmiyor. Sadece derinlere saklanıyor.

Ama neden olmasın? Neden yeniden güzel bayramlar yaşamayalım?

Belki yine aynı sokaklar olmaz… Belki o eski evler çoktan yıkılmıştır… Belki çocukluğumuzun insanlarının çoğu artık aramızda değildir… Ama onların bıraktığı güzellik hâlâ yaşıyor.

Bir çocuğun başını okşayarak… Bir kapıyı içtenlikle çalarak… Bir büyüğün elini öperek… Bir sofrayı paylaşarak… Bir kırgınlığı bitirerek yeniden başlayabilir her şey.

Çünkü bayram dediğin biraz da insanın içini tamir eden şeydir. Kalbin yeniden yumuşamasıdır. Birbirimizi yeniden hatırlamamızdır.

Bir bayram olsa… Öyle eski günlerdeki gibi… Kimsenin yalnız kalmadığı… Çocukların kahkahalarının sokaklardan taştığı… Annelerin dualar ettiği… Babaların yüzünün güldüğü… İnsanların birbirine yeniden “biz” dediği bir bayram olsa…

Ve biz… Şimdi ellisini, altmışını geçmiş o güzel insanlar… Bir günlüğüne yeniden çocuk olsak.

İnanın… Dünya yeniden yaşanacak bir yer olurdu.

ALİ RIZA COŞKUN

Bütün Edebiyat Defteri Ailesinin Mübarek Kurban Bayramını Kutlar Hayırlara Vesile Olmasını Cenab-ı Allah’tan Niyaz Ederim...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Bir bayram olsa… Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bir bayram olsa… yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Bir Bayram Olsa… yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Adem Çelik
Adem Çelik, @geli
26.5.2026 20:08:43
5 puan verdi
Şairimizin Yüreğine Sağlık...
Eski bayramları andık bu günde,
Okuduk özlemle, kaldık dününde.
Beğendik üstadım güzel yazını,
Geçmişin ruhunu canlandırır sözler.
O saf çocukluğa döndük bir anlık,
Samimi günleri sardı aydınlık.
Okuduk, beğendik dertli sözleri,
Emeğine, yüreğine sağlık şairim.
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
26.5.2026 19:20:15
5 puan verdi
Bayramınızı canı gönülden kutlarım değerli hocam

Ailenizle ve tüm sevdiklerinizle nice bayramlara



İçten selam saygılarımla
Serkan BOL
Serkan BOL, @serkanbol
26.5.2026 19:03:34
5 puan verdi
Bayramınız bayram olsun üstad. Sağlıklı huzurlu bir dilerim.

Saygılarımla...
Etkili Yorum
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
26.5.2026 19:01:04
5 puan verdi
Eseriniz, eski bayramların kaybolan sıcaklığını, samimiyetini ve insanî bağlarını derin bir özlemle anlatıyor; her satırda hem bir çocukluk hatırası hem de bugüne dair ince bir sızı var. Çok güzel anlatmışsınız. Bizi eski günlere götürdü içine koydu. Yokluk vardı ama yoklukta iyiymiş dedirten günümüze de şükür. Bizden sonrakileri Allah kayırsın.
Yüreğinize, emeğinize sağlık,

Bayramınızın; o özlenen birlik, paylaşma ve içtenlik duygusunu yeniden hatırlatmasını dilerim. Mutlu bayramlar.
Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL