0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
44
Okunma
Ey, cennetin cehennemin elinde olduğu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Hastaneler umudun ve hüznün, hastalık ve şifanın bir arada olduğu gerçeklik. Koridorlarda adını duymadığımız onlarca hastalık adı. Sedyeyle taşınan biçare hastalar, gözlerinin feri gitmiş yaşlılar, doktor kapısında işini bir an önce halletmek isteyen sivri zekâlar! Bir tarafta yeni doğan bebelerin ilk nefesleri diğer yanda emanet olan son nefesi verenler. Birkaç ay önce annem ameliyat olmuştu ve rafakatçi olarak hastanedeydim. Burada sadece bir hafta kalmak bile en sağlıklı insanı yataklara düşürür. Çünkü bu koridorlarda en çok can alıcı melek dolaşıyor. Ümidi olmayan hastalar onun soğuk ürpertisini mi hissettiğindendir bilinmez ama bakışları oldukça donuk. Yaşı yetmişlerde bir teyze yanıma gelip hasta eşinin altını bezlemek için yardım istedi. Kardeşimi bebekliğinde çok kez bezledim ama karşımda yaşayan bir ölü vardı. Gözlerini yummuş,acı çeken ve ağzından nefes alan bir iskelet. Babaannem der ki ölmekten değil ölememekten korkarım. İşte ölememenin tanımı karşımda. Amcayı gördüğümde yüzler yüzlere karıştı zihnimde,sesler seslere. Zaman bir farklı dönmeye başlıyor böyle anlarda. Sadece kemikleri kalmış bu adamın bacaklarını zor kaldırdım şu sağlıklı hâlimle. Hemen aklıma “Kime uzun ömür verirsek yaratılışta onu tersine çeviririz. Hâlâ akıl etmiyorlar mı?” ayeti geldi. Demek ki yaşam sadece bir döngüymüş.
Şu an bile o âcizlik hâli gözlerimin önünden gitmiyor. Birilerine muhtaç yaşamak ne kadar zor. İnsan bir güzel bakışa bile muhtaç kalabiliyor.
İşte bir hastanın altını bezlemek için yardım ettiğim beş altı dakika belki de dönüm noktalarımdan biri oldu. Varlık denizinde bir kum tanesi kadar değeri olan kendimin ne kadar âciz bir canlı olduğunu fark ettim. Aynı duruma ben düşsem yanımda birisi olacak mı? Sefalet ve yalnızlık içinde mi öleceğim? O yüzden her duamızda kimseye muhtaç olmadan, elden ayaktan düşmeden ölme niyazımız da olsun.
Belki ben şu an rahat yatağımda bunları yazsam da kimisi de dünyanın farklı bir yerinde soğuk betonun üzerinde ölmeyi bekliyor. Dünya zevklerine doymamış zengin ömrünü biraz daha uzatmak için tüm servetini dökebilecekken hastalığın acısını çeken gariban her gün ölmek için dua ediyor. Soykırımlarla daha hayal bile kuramayan küçücük çocuklar kâtillerin bombaları altında melek oluyor.
Yaşam hep bir sebep ölüm de kaçınılmaz bir sonuç demek ki. Bir sonsuzluk kervanı. Ey Tanrı’m! Hepimize güzel bir hayat vermedin ama güzel bir ölüm ver.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.