Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkada kalmayacak. m. kemal atatürk
Aziz Dolu
Aziz Dolu

Bilmek, düşünmek ve üretmek

Yorum

Bilmek, düşünmek ve üretmek

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

50

Okunma

Bilmek, düşünmek ve üretmek

Bilmek, düşünmek ve üretmek

Çok bilenin az, az bilenin çok konuşması aslında olgunlaşmanın (kemalat) belirmesi yani ortaya çıkmasıdır. Arapların deyimiyle zuhuru… Bu tutumun belirtileri (işaret) ise okumak, düşünmek (tefekkür), sorgulamak gibi eylemlerle biçimlenir. Kişileri, kişi kümelerini ve/veya yığınlarını bir başka deyişle kitleleri bir takım düşüncelere (fikir) inandırmaya çalışmak yerine bu düşünceleri gerekirse yaşam felsefesi yaparak kanıtlama yolları aranmalıdır. Bunun için de bir düşünceden, ilk önce o düşünceyi ortaya atan yahut ileri süren kişinin kendisi emin olmalıdır. Bir düşünceye, kurama (teori), ülküye (ideoloji) kuru kuruya inanmak kıraç topraklara yağan sabah çiğine benzer ve ömrü de gerçeğin bir güneş gibi ortaya çıkmasına kadardır. Kaldı ki duygusal bağlanmalar, inanışlar, yönelimler tez unutulur.

TBMM’ye bakınca ne görürsünüz? Avukatlar, teknokratlar, en çok da TBMM’deki deri koltukların 3’te 2’sinden fazlasını işgal eden işadamları falan.. Meclis koridorlarında elinizi sallasanız bir işadamına bir hukukçuya değmesine rağmen Türk halkı asgarî ücret kıskacında ve dahi açlık sınırının altında bir ömür sürerek varlık içinde yokluk çeker. Uygarlığın gereği olan çağdaş hukuk kuralları (norm), ilkeleri (düstur, prensip) dolayısıyla adalet, eşitlik, yeterlilik (liyakat) diye giden erdemler zaten hak getire.. Gâzi Meclis çatısı altında eğitimcisinden sağlıkçısına, işçisinden çiftçisine, sanatçısından sanayicisine varıncaya kadar toplumun tüm kesimlerinin temsil edilmesi gerekmez mi? Demokrasilerde seçimle başa gelip paşa paşa halka hizmet etmek, seçimi kaybedince de şapkayı alıp tıpış tıpış gitmek değil midir aslolan? Hem hizmet etmeyip hem de meclis sıralarını 3-4 dönem meşgul etmek, vekillik görevini bir çıkar kapısı bir meslek olarak görmek de neyin nesidir? Böyle soykalara ne denir? Bunlara yol vermeyip, yer verenlere?.. Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan bireyler ve bireylerden oluşan toplumun tanık olduğu yönetim kargaşası, maruz kaldığı yetki anarşisi demokrasinin içselleştirilememesi ve dahi kurumsallaştırılamaması ile doğru orantılı değil midir? Tanrı’nın ilk buyruğu “Oku (ikra)!” olmuşken üstelik..

Anglo-Saksonların evrensel kent anlamında univercity dediği, Arapçadaki ders sözcüğünden türetilip adına medrese denilen bilim ocakları konusu önemlidir. Bu ocaklar işsizliği öteleyip gizli işsizlik kisvesine büründüren oyalanma ve/veya oynaşma (flört) alanları olmamalıdır. Şehirlerarası otobüs terminali gibi her kente, kasabaya da açılmamalıdır. Bilimsellik, kurumsal kültür oluşumu, sosyalleşme (sosyetikleşme), nitelik aşınması (erozyon) gibi ölçütler göz önünde bulundurulmalıdır. Şurası da bir gerçektir ki herhangi bir kente üniversite geldiğinde çevredeki kütüphaneler, kitapçılar değil de barlar, kafeler iş yapıyorsa siz orada üniversite kurmamış üniversite açmış olursunuz. Dolayısıyla kamunun ve vatandaşın birikimini saçıp savmış olursunuz.

Bilim üretiminiz ona göre.. Buna bağlı olarak tarım üretiminiz, sanayi üretiminiz, teknoloji üretiminiz yine aynı şekilde.. Uyduruk projelere Fatih’in adını vermekle her okuldan bir Fatih çıkacağını sanıyorsunuz. Dindar nesil diye diye vardığınız nokta Ebu’s Suud kafasını yaşayan yığınlar… Ebu’s Suud softasının, Anadolu sofuluğunun (sofi/sufi) yani tasavvufun önde gelen temsilcilerinden biri olan pîrimiz Yunus Emre’nin deyişlerine (şiir) “zındıklık” dediğini kim biliyor bu topraklarda? Çölden gelen deve dikeninin Karaman mülkünde açmış Türk/Türkmen lalesini horlaması, devlet mührünü cebinde taşıyanların da bu duruma göz yumması ne menem bir akıl tutulması ne menem bir gönül katılaşmasıdır? Gerçi bu millet aklını kullansaydı bugün bu durumda olur muydu? “Tanrı, Türk’ü korusun ve yüceltsin!”miş. Hazır Tanrı da -affola (hâşâ)- huzurda el pençe iken başka bir emriniz?!.

Aziz Dolu Atabey

Serik-03.03.2026

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bilmek, düşünmek ve üretmek Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bilmek, düşünmek ve üretmek yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Bilmek, düşünmek ve üretmek yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL