Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. atasözü
Ömer Hüdayi
Ömer Hüdayi

Geçerken...

Yorum

Geçerken...

( 2 kişi )

0

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

118

Okunma

Geçerken...

Elleri büyüyünce büyüdüğünün farkına varır insan. Hırsları, arzuları büyüdüğünde. Oysa çocukluğu çocukluğunda unutulmuş, içinde yürek sancısı barındıran her muhabbetten sonra kendi gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalan nice insan geleceğe küserek geçer bu yalan dünyadan.

Çamurundan ev yaptığı sularda çocukluğunu bırakmış, ardında anne terliği süpürgesi eksik, saçları hiç şefkatle okşanmamış, acıları yüreğinin boşluğunda kaybolmuş, bakışlarındaki melalde ömrünün kalan telaşını taşıyan çocuklar umudunu asarak geçer bu yalan dünyadan.

Bir düş berraklığında uykuları bir sır böler. Bir Hira şefkatiyle ab-ı hayat tadında sarmalanmak ister yalnızlıklar. Oysa kahrolası bir kısırlık, yok olası bir kuraklıkta gün yüzüne vuran ağrılara denk gelir insan. Hasretin kıskacından sol yanından ısırılarak nice maşuklar geçer bu yalan dünyadan.

Sevgiliye yazılan ilk mektupta susar kelimeler. Hasretinin serinliğine sarılırken, bir gölge hissizliğiyle süzülür gider düşlerinden. Kaç günah karalanır beyaz sayfalara. Kaç perde aralanır kirli gök yüzüne doğru bilinmez amma, hayatın o hoyrat sarkıtlarından nice divaneler taşarak geçer bu yalan dünyadan.

Bakışlarını bir yüreğe saplamış, saplandığı yürekte farkına dahi varılmamış, bu yüzden yanarak, sızlanarak ıssızlıktan sıfırlanmış ve bir solukluk vuslata muhtaç nice aşıklar ümidini keserek geçer bu yalan dünyadan.

Soğuk sitemler eşleğinde yarım kalmış umutların peşinde koşan yüzüne anne mirası sinmiş gelinlik kızlar, nihayetinde yüzlerine güneş lekesi gibi tutunmuş umutlarıyla mutluluğun arefesinde bir gençlik hevesiyle koşarak geçer bu yalan dünyadan.

Beyaz sayfalarına karalanmış günahlar eşliğinde kirli gecelerini beyaz beyaz anlatan, ar damarı çatlamış kişilerin arasında kalmış, koynunda bir yılan gibi ihaneti sarmış, acılarıyla yokluğa sarılmış hayatın o hoyrat sarkıtlarından nice gam dağlarını yüreğine basarak nice insanoğlu geçer bu yalan dünyadan.

Sevgiliye susamışken sevgiliyle susmak ister insan. Tamamen ona bürünmek o olmak ister. Lakin bazen sevgilide felaketi yaşar. Vebalin tüm kefareti boynuna dolanmış, aynaya yansımış yüzün gerçekliğiyle yüzleşmiş, hoş görü ve kınanma arasında arafta kalmış, kendince imtihanın en ağırını geçiren sırlarıyla nice insan susarak geçer bu yalan dünyadan

Allameyi cihan ile bir cahil, kahvehane masalarında sınır genişleten dayılar, dalgaların kıyıya vurduğu kabarcık ömrü kadar bir ömrün ciltlerce hikayesini yazan yazarlar, bir siluetin zahire dökülmesiyle günahları şiire beyaz beyaz işleyen, şeytan yüzlü bir merhamet ve melek yüzlü bir nedamet kıskacında bütün günahlardan veballer sırtlanan şairler geçer bu yalan dünyadan.

Nefret dokunan şarkılar susar. Göklerden toprağa düşen ağıtlar susar. Hüznü eksilten ellerdeki serinlik susar. Kaderlerin girdabında boğulmamak için celladına sığınmış ve yokluğa yaslanıp bir pencerede yaşlanmış, kurumuş ırmakların dehlizlerinden geçer gibi nice derde otağ olmuş insanlar geçer bu yalan dünyadan.

Günahın sürgününde af dilerken bir tellak, bir hazan ikliminde yaslandığı dağ düşer. Rahmani ve şeytani arzuların arasında unutmanın imkânsız kaldığı anlar ufka vurur. Parmaklarının arasından yırtılıp düşer ağıt yaktığı umutlar. Topraktan yaratılmanın acizliğinde son bulup, ruhtan üflenmenin ebediyetine bürünmüş, ebediyet iksirini içmiş nice tövbekârlar geçer bu yalan dünyadan.

Üzerine serpilmiş gecelerin karanlığından ürpererek, ıslak buselerden gün vurmamış düşüncelerden kaçarken kendi sanrılarında ulaşılmaz bir mevhuma sığınır insan. Gözlerindeki melal yüzlerinden okunan nice insan hiç anlaşılmadan geçer bu yalan dünyadan.

İçine düştüğü bir girdaptır sevgili. Maşukuna susazdığı zamanlarda yokluğuyla sevişen, sevgilinin gözlerinden sürgün edilmiş, belki ona dert olur diye zaten hiç sevmemiş gibi davranan nice gerçek sevgililer geçer bu yalan dünyadan.

Ve nihayetinde; mustarip oldukları bir hayatın eteklerine sarılmış bir şekilde beklerken; yani büyüdüğünü anlayacak yaşa gelmiş, yani kendini dinleyecek kendini anlayacak yaşa gelmiş, yani artık kelimelerin bittiği susacak yaşa gelmiş, yaşadığını sandığı hayattan hiç yaşamamış gibi ayaksız bir kısrağın talihsiz kaderiyle o sonsuz uykuya dalmak için nice mevta bıkarak geçer bu yalan dünyadan.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Geçerken... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Geçerken... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Geçerken... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL