0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
35
Okunma
HEY DAVULCU!
Evin neşesi, maskotu minik Masal o gün çok endişeliydi. Annesi, babası tam tersine ramazan geldi diye heyecanlıydı. Masal, gün boyu anne, baba akşam seninle yatabilir miyim? Diye sorup duruyordu.
Küçüklüğünden beri davulcudan korkardı Masal. Ne zaman sahurda davul sesi duysa ağlayarak kalkar anne babasının yanına gelir, yorganın altında saklanırdı. Her seferinde ailesi davulcunun korkulacak yanı olmadığını söylese de bu durumu Masal’a anlatmak pek mümkün gözükmüyordu. Gün boyu devam etti bu ikna çabaları. Ama tüm çabalar boşunaydı.
Gece olunca ilk sahurda davulcu evin önünden geçmiş, Masal korkarak koşa koşa odaya gelmişti. Ağlaması da cabasıydı. Geç oldu, güç oldu sonunda sakinleşti. Ama korkusu hala yerindeydi. Sonrasında korkan o değilmiş gibi afiyetle sahur yemeklerinden yedi, içti. Bülbül gibi şakımaya başladı. Nihayetinde yorgun düşüp uyku aklına gelince herkes bir şükür çekti. Uyudu uyuyacak derken aklına düştü kör olasıca davulcu.
-Baba, davulcu gene gelecek mi? diye sormadan edemedi.
Babası davulcunun bu gece tekrar gelmeyeceğini, rahat rahat uyumasını söyledi. Uykusuzluk ağır basmış olmalıydı ki, başını yastığa koymasıyla uyuması bir oldu Masal’ın.
…
Gece oldukça maceralı geçtiği için aile fertlerinin sabah yataktan kalkmaya mecali yoktu. Bu durum evin minik kızı için geçerli değildi. Erkenden kalkmış, ev halkını uyandırma derdindeydi. Bahanesi de karnım acıktı olmuştu.
Annesi güçlükle yataktan kalkıp kızına kahvaltı hazırladı. Babası da gelince konu döndü dolaştı davulcuya geldi. Davulcunun adını duyunca bile korkan Masal’a bu konuda bir çözüm bulmak gerekiyordu. Bir ay boyunca çekilmez çileydi. Bir şeyler yapmalıydı. Ama nasıl?
…
Ramazan ayının ilk gününü Masal’ın ailesi alışma safhası olarak evde geçirdi. Akşama az bir zaman kala birkaç eksik için markete gittiler. Markette şuydu buydu derken pek çok şeyler alıp eve döndüler. En çok da Masal’ın istedikleri alınmıştı. Evin tek çocuğu olmak bunu gerektiriyordu.
Marketten çıkınca yolda gece davul çalan amcalardan birini gördüler. Tabi Masal bunu bilmiyordu. Babası davulcuya selam verip kızını tanıştırmak istedi. Daha önceden tanışıklıkları olduğu için olayı bir çırpıda anlatıverdi babası. Davulcu amca bunu duyunca önce güldü, sonra üzüldü.
-Korkma kızım, ben zarar vermem sana. Benim de kızlarım var senin gibi hem.
Bunu dedikten sonra cebinden çıkardığı şekeri kıza uzattı. Şekeri alıp almama konusunda tereddüt yaşasa da babasının onayıyla aldı. Ama başını kaldırmayı aklının ucundan bile geçirmeden davulcunun gitmesini seyretti.
Nihayet gittiğinden emin olunca davulcu hakkında konuşmaya başladı. Hatta o kadar ileri gitti ki, ben davulcudan korkmuyorum demeye bile başladı. Bunu test etmek kolaydı. Sahurda davulcunun sesini duyunca vereceği tepki her gerçeği ortaya çıkarmaya yeterdi.
Bekleyip görmek yetecekti onlara. Öyle de ettiler. Sabaha karşı heyecan ve korkuyla uyandı küçük Masal. Korkusu biraz azalmış ama heyecanı artmış gibiydi. Davulun tokmağı indikçe çocuk da zıplıyordu. Buna da şükür demekten kendilerini alamadılar anne babası. Önceden korkup kaçar, ağlardı. Şimdi azalma vardı. Demek ki korkularıyla yüzleşmeye başlayınca işler yoluna giriyordu.
Şimdi ne yapacaklardı peki? Korkularıyla yüzleştirmeye devam edeceklerdi. İnsan kaçarsa korkar ama yüzleşirse tanır ve korkmamayı öğrenir derler. Bu düşünceyle ramazanda davulcuyla oturup kalktılar. Televizyonlarda gördükçe daha bir sevimli gelmeye başladı davulcu amca. Bir gün sabah:
-Ben artık davulcudan korkmuyorum, deyiverdi Masalcık. Bu beklenmedik çıkış herkesi şaşırtmış, aynı zamanda sevindirmişti. Bu rahat ve huzurlu bir sahur demekti ev halkı için. Bundan daha güzel bir söz olamazdı. Çocuğun cesaretli çıkışı da beklenenin üstündeydi.
Hele ki, gecenin köründe balkona çıkıp
‘’hey davulcu’’ diyecek kadar ileri gitmesi tam madalyalık bir davranıştı. Bundan daha iyisi olsa olsa Şam’da kayısı olurdu. Hey davulcu! Vur tokmağı davula davula, vur da neşelensin çocuklar.
…
NECATİ DİLEK
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.