0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
102
Okunma
Bastırmakla geçti hayatım, herşeyi bastırmayı o kadar iyi öğrendim ki, susmayı ve hissetmemeyi de öğrendim aynı zamanda. Ergenlikte arzuları bastırmayı o kadar iyi öğrendim ki, aşık oldugumu anneme dahi söylemedim, çok utandım. Bir suçlu gibi ezik yaşadım. Aptal bir çocuktan hoşlandığım için kendimi dünyanın en büyük günahkarı ilan ettim içimde. Kıyameti içime çektim. Bende yaşandı her yıkım. Harikayım değil mi ne büyük bir yetenek. Butun suçları kabullendim. Bu arada kendimi de yok ettim. Aferin bana. Bana yaz diyorsun, ben nasıl yazayım. Elim benim değil ki, kalemler odanın en saçma yerlerinde saklı. Defterlerim birer mezarlık gibi şimdi, diri diri gömdüm onları. Gizlenmekten öyle çok yoruldum ki, nefes almak öyle zor ki, bu masanın altında saklanırken kendime bir dünya kurdum. Kimsenin girmediği, görmediği bir dünya. Bu süreçlerde terkedildim . Yalnız kaldım, kayboldum. Kimseler bulmadı beni, aramadılar belki de hiç. Acıyı gören kaçtı ; bir günde aşık olan, ertesi gün aşka inandıramayıp kaçtı. Kendi kendini lanetlemekti bu olanlar bana; o güzel masum kız çocuguna yazık ettim. Yalnızlıktan ölmek üzere şatosunda. Bana yaz diyorsun. Hangi yürek kaldırabilir, kendini sürgün eden masum bir ruhun adaletsiz idamlarını.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.