0
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
132
Okunma
Sevgili Türkü,
Sustuklarımı duyan, sustuklarımı söyleyen… Ruhumu kat kat saran sevmenin rotası… Bugün sustuklarım, yarına sakladıklarım. Söylemenin olgunluğa ermesi, içimdeki bu çocuksu telaşın yüzümü kızartması… Kalbimin içi; sesini duyamazsam çatlayacak sabır taşı göğsüm. Özledim demenin kaç hali varsa, o kadar hasretim.
Ruhumun içi; göğe bakıyorum susarak. İçimin denizine sığmıyor özlemek dehlizi… Habersiz de kalmadım senden, yakınken milim milim özledim. Sesinin şifası yaralarıma merhem. Bir an yoksan, ben noksan…
Güneş süzülürken gül çehresinde gülümseme… Gülümsemeyi sonradan öğrenenler çatlayan nâr. Kendi yarasına kabuk olup sarılanların dermanı yoktur. Ney sesi dokunur en ince yerden, her nota can yakar.
Çok nedir hiç bilmiyorum; hiçlikte özledim seni. Uçsuz bucaksız sahrada, okyanusa taşıyan bir avuç vaha… Gel artık göğsümde çarpan Sam yelim ol. Gökyüzüne baktıkça maviye yelken açmış düşlerim çoğalıyor. Kanatlanıp uçmak istiyorum sana doğru.
Bahar dalları kuşlara cennet, ötüp duruyorlar mutluluğu… Ama ben seni… Can damarından özledim…
Sen Türkü, ben Şiir…
Gel, özlemden öte gerçeğim ol!
Vaha Sahra
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.