4
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
542
Okunma

Aradan günler, aylar geçti. kış bastırdı. ortalığı insanın içini karartan apak karlar kapladı. Börtü böcek kayboldu. çatal kuyruklu kırlangıçlar, nazlı leylekler sıcaklara uçmuşlar, kargalar, serçeler soğuktan, açlıktan pat pat düşüp öldü.
Köylü birbirinden un alıp verdi. Sabırsızlıkla güneşin toprağı ısıtmasını, suların tütmesini, ağaçların, otların çatlamasını bekliyordu.
Bahar" Geldim, geliyorum. Elim kulağımda..." der gibiydi.
Köylü Bekir’i de,Gök Kamil’de itleri de çoktan unutmuştu,
Ama unutmayan biri vardı. Gök Kamil.
" Bu Bekir’in iti itse elbet kızana gelecek." Diyor, iti yanında fırsat kolluyordu.
Sonunda Karaahmet pınarının oralarda gördü Bekir’in itini. Dişi it erkek iti görünce uyumlu uyumlu kuyruk salladı. Gök Kamil’in yüreği hızlandı. Gözleri ışıdı.
" Haydi, göreyim seni. Yediklerini inkâr etme... Haydi... Haydi..."
İtler bir zaman oynaştılar. Olacakları iyice kestiren Gök Kamil pınara sığır sulamaya gelen çocuklara bağırdı:
" Gidin ulan Bekir’i bulun. İtini Karaahmet pınarında öldürüyorlar deyin"
Çocuklar bağırarak girdiler köye. Kahvede buldular Bekir’i. Hep bir ağızdan, bir solukta Gök Kâmil’in dediklerini anlattılar.
Bekir, peşinden kahvedekiler, peşinden köylü Karaahmet pınarına doluştular.
Gök Kamil hem gülüyor- ne gülmesi- bir acayip sesler çıkarıyor, parmağıyla da itleri gösterip bağırıyordu.
" Bekirrr... Gördün mü benim iti Bekir? Bak itinin haline Bekir... İtci Bekirr... Bir daha bak hele. Bekirrr..."
Kadınlar utandılar. Arkalarını döndüler. Çocuklarının başlarını şalvarlarına bastırdılar. Bakmasınlar diye. Erkeklerden biri taş attı. Ayrılmadı hırladı itler...
Bekir donmuştu ha taş, ha Bekir. Benzi sararmıştı yüzü harmanlık buğday. Çek vur Bekir’i damla kanı akmaz.
Gök Kamil yerlerde yuvarlanıyordu. Çamura belenmişti. Farkında değildi.
" Bekirr... Ben adamda ahımı komam Bekir... İtci Bekirrr..."
Köylüden çıt çıkmadı. Yeni yetmelerden biri sesli sesli gülecek oldu. Hemen sustu. Nice sonra Bekir’in koluna girip köye götürdüler.
İşte ne olduysa Bekir’e o gün oldu. Aldı başını Mercimektepe’ye gitti. Babası, anası köyün ileri gelenleri ne dedi, ne ettiyse onu razı edemediler. Mercimektepe’den inmedi. Çoban sığınağından yaptığı evinde yattı kalktı. Küskündü Bekir neye küstüğündü kendisi de bilmiyordu. Köyün gençleri en çokta Abdil evlerden verilen yiyecekleri götürüyorlar, Bekir’e Mercimek tepede bakılıyordu artık…
(DEVAM EDECEK)
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.