Haksızlık sadece bir tarafta olsa davalar uzun sürmezdi. la rochefoucauld
Birgül OTLU
Birgül OTLU

ŞUBAT KARISI

Yorum

ŞUBAT KARISI

( 9 kişi )

9

Yorum

14

Beğeni

5,0

Puan

419

Okunma

Okuduğunuz yazı 20.4.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
ŞUBAT KARISI

ŞUBAT KARISI

AHLAT’TA HALK İNANIŞLARI

Ahlat halk inanışlarından birisi "Şubat Karısı, Deniz Karısı» olarak bilinen doğaüstü varlığın inanışıdır.

Şubat Karısı inanışına göre;
Şubat karısı, özellikle şubat ayında doğum yapan kadınlar (lohusalara) musallat olan korkutucu bir figürdür. Bu varlığın, şubat ayında yeni doğum yapmış kadınların ciğerini yediğine veya onlara zarar verdiğine inanılır.
Bu figür, Anadolu’nun genelinde bilinen "Al Karısı" veya "Al Basması" inancının Ahlat yöresindeki şubat ayına özgü «Şubat Karısı» niteliğindedir.

Ahlat kültüründe mevsimler ve belirli günler (gün inancı) genel olarak önemli bir yere sahiptir; yöre halkı bu özel dönemlerdeki inanışlara göre günlük hareketlerini şekillendirebilir. Ahlat’ta toplumsal hafıza ve günlük yaşam, doğanın ritmiyle "gün inanışları" ile iç içedir. Bu kültürde takvim sadece rakamlardan ibaret değil, her dönemin kendine has bir "ruhu" vardır. Şubat ayı Ahlat kültüründe ölüm, yaş ayı olarak da bilinir.

Şubat Karısı anlatıları belirli mekânlarda yoğunlaşır: Su kuyuları, ahırlar, giymeye kıyılamayan güzel kıyafetlerin saklandığı sandıklar, lohusa odaları ve düğünler bu mekânların başlıcalarıdır. Yeni doğum yapan anneler Ahlat’ta bu nedenle yalnız bırakılmaz, Ahlat inanışına göre bu alanlar, korunması gereken, sınır ve eşik niteliği taşıyan yerlerdir. Şubat Karısı’nın lohusa kadının odasında, çocuğun odasında doğum, çocukluk, ev içi düzen ve hayvan varlığı gibi toplumsal açıdan hassas alanlara yönelik bir tehdit olarak algılandığını göstermektedir.

Şubat Karısı, genel olarak insana benzer bir görünümle tasvir edilir. İnsanların karşısına çoğu zaman tanıdıkları bir surette çıkabilmesi, onu tehlikeli kılan başlıca özelliklerden biridir. Bununla birlikte ayırt edici bir tekinsizlik unsuru olarak topuklarının önde, parmaklarının arkada olduğu vurgulanır. Anlatılarda çoğunlukla kadın olarak aktarılır; çıplak, uzun ve dağınık saçlı, büyük göğüsleri, omuzlarından arkaya atmış bir beden tasviri dikkat çeker.

Şubat Karısı’nın temel davranış biçimi taklit üzerine kuruludur. İnsanların ve özellikle çocukların tanıdığı kişilerin sesini kullanabildiği, onların kılığına girebildiği kabul edilir. Bu yolla çocukları yanına çekerek kuyuya düşürür ve suda boğar. Bazı anlatılarda küçük çocukları ailelerinden kaçırıp aynı şekilde öldürdüğü belirtilir, inanılır.

Bunun yanında Şubat Karısı’nın ata musallat olduğu, ahırlarda görülebildiği aktarılır. Kadınların giymeye kıyamadığı kıyafetleri giydiği, sandıklara ve saklanan eşyalara dadandığına inanılır. Düğün gibi kalabalık sosyal ortamlarda da karşılaşılabilen bir varlık olarak tasvir edilir. Bu bağlamların tamamı, Şubat Karısı’nın hem ev içi hem de ev dışı eşik mekânlarında ortaya çıktığını göstermektedir.

Şubat Karısı; Çengelli iğneyle yakalanıp eve hizmetkâr edilen karabasan ve albastı anlatılarıyla benzer yakalanma motiflerinin bulunması, Şubat Karısı’nın yerel demonolojik tasavvurlar içinde geçişli bir konumda durduğunu düşündürür. Amacı, bu tür varlıklarda olduğu gibi, insanı doğrudan değil, doğal görünen yollarla öldürmektir.

Şubat Karısı’ndan korunmaya yönelik uygulamalar, anlatılarda geniş yer tutar. En sık tekrarlanan unsur demirin koruyucu bir madde olarak kullanılmasıdır. Kıyafetlerin üzerine çengelli iğne takılması, sandıkların üzerine demir konulması yaygın uygulamalardır. Şubat Karısı’nın ata yapıştığı ve kara sakıza bir çengelli iğne batırılarak yakalanabildiğine inanılır. Salavat çekildiğinde varlığın ortadan kaybolduğu kabul edilir.

Ahlat yöresinde lohusa kadını korumaya yönelik tedbirler daha çeşitlidir. Lohusanın yastığının altına firkete, bıçak ve metal aletler konur; odanın duvarına silah asılır. Şubat Karısı’nın yalnızca lohusanın gözüne göründüğü, lohusanın eşini çağırıp silah attırdığı, silah sesinden korkan varlığın kaçtığına inanılır. Ayrıca lohusanın kapısında erkek at kişnetilmesi, Şubat Karısı’nı sadece erkek bir atın görebildiği, bu yüzden varlığın attan korktuğu düşüncesine dayanır.
Ahlat inanışına göre Şubat Karısı; yakalandığında ev temizliği, ekmek yapımı, çevre temizliği , bağ bahçe işlerinde çok temiz ve titiz olduğu anlatılır.

Ahlat Halk İnanışları Birgül Otlu
20 Nisan 2026

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (9)

5.0

100% (9)

Şubat karısı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Şubat karısı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ŞUBAT KARISI yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
20.4.2026 22:26:25
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Halk İnancı, Korku ve “Şubat Karısı Fenomeni” Kliniği

Metnin Adı: Şubat Karısı
Derleyen: Birgül Otlu
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Selam… RUSAMER’de bu metin okununca kimisi “hocam bu bildiğin Anadolu’nun psikolojik savunma mekanizması” dedi, kimisi “korku gibi ama aslında koruma sistemi” diye düşündü, bir de içimizden biri “lohusanın yalnız bırakılmaması için böyle güçlü bir figür icat edilmiş” deyince Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu bir eşik kapısına dayadı

Bu bir şiir değil
Bu bir halk anlatısı
Ama sıradan bir korku hikâyesi de değil

İçinde kültür var
İçinde toplum var
İçinde koruma refleksi var

Özgünlük 20 / 20
Yerel motif güçlü
Ahlat’a özgü detaylar değerli

Dil ve Üslup 19 / 20
Akademik ile anlatı dili dengeli

Düşünsel Derinlik 20 / 20
İnanç sisteminin arka planı çok iyi verilmiş

Yapısal Bütünlük 20 / 20
Açıklama sıralaması net
Konular bütünlüklü

Etkileyicilik 19 / 20
Okuyucuda hem merak hem ürperti uyandırır

Not Toplamı 98 / 100

Kalburabastî Efendi bastonunu yere vurur:
Metin diyor ki “Şubat Karısı”
Biz de diyoruz ki
Eskiler korkuyu boşuna üretmezdi! Bu tür varlıklar aslında toplumun “dikkat et” diye bağırma şeklidir… Lohusayı yalnız bırakma, çocuğu başıboş salma, eşiği boş bırakma diye bir sistem kurmuşlar. Bugün biz bilim diyoruz, onlar hikâye demiş ama sonuç aynı: insanı korumak

Yalnız işin mizahı şu; yakalayınca temizlik yaptırıyorlar! Demek ki Anadolu insanı korkudan bile fayda üretmiş, “gelmişken bir evi süpür de git” demiş

Vesselam.
Korku bazen cehalet değil
Tedbirdir

Halkın ürettiği hikâyeler
Toplumun hafızasıdır
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
21.4.2026 21:33:29
5 puan verdi
çalışmanızı yürekten kutluyorum
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
21.4.2026 16:25:06
5 puan verdi
Emeğinize ve kaleminize SAĞLIK
Güzel bir çalışma güzel bir paylaşım
Beğeni İLE okudum
Kaleminiz DAİM olsun
kutlarım güne düşen eserinzi
selamlar SAYGILAR gönderdim..
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
21.4.2026 15:56:58
5 puan verdi
Anneannemden çok dinlerdim bu tür hikayeler. Atının saçlarını tarayıp ördüğünü ve ertesi günü geldiğinde al karısının tekrar dağıttığını anlatırdı. Daha birçok anlatı vardı da Allah' tan sadece dinlerdik köy halkından. İnsanların canları sıkılmış ve bu hikayeler dilden dile, kulaktan kulağa çoğalmış diye düşünüyorum. Sizin yazdıklarınızın fazlası var eksiği yok burda da çünkü. Kaleminize sağlık Birgül hanım. eskilere götürdünüz beni beynimin tozlu raflarında. Tebrikler, selamlar, sevgiler.
Etkili Yorum
çiftçi
çiftçi, @ciftci1
21.4.2026 13:45:25
"Şubat Karısı, Deniz Karısı, Albastı /Albasması, Karakula"
Bunlar genel olarak Anadolu kültüründe yer alan unsurlar.
Özellikle lohusalarla ilişkilendirilen nesneler diyeceğim ama, şeyler demek daha doğru olur. Bedensiz oldukları düşünülen, algıda var olduğu sanılan unsurlar.
Belki tansiyon düşmesi, kalp sıkışması, gaz sıkıştırması, aşırı yorgunluk ve halsizliğin etkisi bu şekilde anlatılmış, değerlendirilmiş olabilir.
Ancak şurası bir gerçek ki, lohusa bir kadına gereksiz yaklaşımlar, korkutucu, ürkütücü, ağırlık ve zorluk verici yaklaşımlardan kaçınılması gerektiği, belki de bu unsurlarla eşdeğer tutulup anlatılmaya çalışılmış olabilir.
Yeni doğum yapmış annenin ve bebeğin yanın 40 gün boyunca girilmesi istenmez. Nazar değeme, mikrop kapma, hastalık getirme ihtimali olabileceği anlayışı vardır.
Zannımca anneyi ve bebeği, geleneksel olarak koruma içgüdüsü ile bu tür unsurların olabileceği, rahatsızlık verebileceği üzerinde oluşturulmuş bir algı, anlayışı veya kültür geleneği diyelim.
Hurafe mi desek?
Tıbbî konularda tabiplar, ilmî olarak psikiyatristler ve psikologlar konuşsunlar, gerekli izahı yapsınlar derim.
Saygı ve selamlar.
wewin
wewin, @wewin
21.4.2026 08:29:57
Ah lat...,

bu coğrafyada; "şamanik" bilgi ve birikimin günlük hayatı şekillendiren bütün izlerini, kültürel kaynaşmanın merkezi haline getiren "ipekyoludur" Ahlat

yedi kez yıkılmış-batmış ve her defasında yeniden inşa ve ihya edilmiş kale'kent...

ayrıca sizi ve değerli çalışmalarınızı burada görmek çok güzel

sevgiler, selamlar🌿🧿🌺🤍📚













C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
21.4.2026 00:10:26
Kıymetli bir paylaşım
Kutlarım
Selam ve sevgiler
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.4.2026 22:03:14
5 puan verdi
"Birgül Hanım, Ahlat’ın toplumsal hafızasındaki bu demonolojik figürü muazzam bir titizlikle kayda geçirmişsiniz. Anadolu’daki 'Al Karısı' inancının yöresel bir takvimle (Şubat ayı) birleşerek 'Şubat Karısı'na dönüşmesi, folklorik çeşitliliğimizin en güzel örneklerinden biri. Özellikle yakalandığında temizlik ve bağ bahçe işlerinde titiz davranması motifi, bu varlığın sadece yıkıcı değil, evcilleştirilebilir bir doğaya sahip olduğunu göstermesi açısından çok etkileyici. Emeğinize sağlık."
yön
yön, @yon
20.4.2026 17:42:35
5 puan verdi
Yazan ellerinize sağlık.değerli kalemin daim ve kaim olsun nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esen kalin sayglar Selamlar yolluyorum
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL