1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
177
Okunma
Viyana sokaklarını yalnız gezemediğim için benimle birlikte gelen 2 kişi ile iyi geçinmeye gayret ediyordum. Birçok neden aramama rağmen yalnızlık bende güvenli bir alana dönmekte ısrarcı idi. 3 öğrenci burs kazanıp buraya okumaya gelmiştik. Diğer ikisi ile hiçbir ortak yönüm olmadığı kanaatine daha çıktığımız tren yolculuğunun başında karar vermiştim. Müjgan aşırı heyecanlı, etrafı ile alakalı, Tevfik ise gömleği boynuna kadar ilikli, mutasıp görünmeye çalışan fakat her kadını da göz ucuyla süzen çelişkili bir tipti. Sonraları adı Bitli Tevfik diye namlanacaktı.
13 Kasım 1957
O gün bir mektup aldım. Açtığımda içinde sadece şunlar yazıyordu: anneniz hayatını kaybetti. Bugün annem ölmüştü, belki de 3 gün önce; sonuçta mektup 1000 km öteden gelmişti. Hava kararmak üzere puslu, silik bir gökyüzünde güneş gözüme can çekişen bir kurbanlık gibi görünüyordu. Annemle yediğimiz son yemek aklıma geldi. Bahçedeki dut ağacı da hatırladığım son şeydi. Hepten kurumuş, üzerindeki birkaç meyve dut gibi değil de zehirli köpek üzümleri kadar küçülmüştü. Öylece bir saat kadar sürünerek batan güneşi izledim. İnsan neden ölür, yaşamak bir anlamsızlık mıdır yahut nihayetinde yaşam bir şeye mi evrilir?
Bu düşünceler içerisinde masanın üzerinde duran tractatus adlı okumakta olduğum kitaptan bir söz geldi aklıma: “Die Grenzen meiner Sprache bedeuten die Grenzen meiner Welt.” Dilimin sınırı dünyamın sınırıdır. Eğer öyle ise farklı dillerde acı çekmenin farklı yolları mı vardı ya da acıyı kullanmakta olduğumuz dilin yapıları kadar derinlere mi götürüyorduk yahut dil algımızı istediği gibi mi kurguluyordu ve neden acı çekilmeliydi? Aslında bu soruyu annem ölene kadar hep yüzeysel ya da bana uzak bir durum olarak zihnime projekte ediyordum. Çok uzakta ölüm gibi bir olgu var fakat işlevsel mi, gerekli mi, tutarlı mı diye sorgulamaktan öteye hiç geçmemiştim. Fakat insana en yakın kişinin hayata veda etmesi bambaşka bir durumdu çünkü anladığım kadarı ile insan zihni bunu kurgulamaya müsait değildi. 1. derece kan bağın olan birisinin ölümü imkansız bir gelecekteki bir ihtimal gibi görünüyordu herkese.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.