0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
85
Okunma
Günaydın,
Bugün yine uzun bir yürüyüşten döndüm. Her gün yirmi kilometreyi aşıyorum ama içimdeki sıkıntıyı geride bırakamıyorum. Bedenim yorgun, zihnim perişan
İçinde yaşadığımız ortam insanı geriyor.
Neredeyse her gün bir cinayet haberiyle sarsılıyoruz. Daha 13 yaşındaki bir çocuk, babasının silahını alıp okul basıyor. Ölüler, yaralılar…
Bir okulun kapısından içeri umut girmesi gerekirken, nasıl olur da korku girer?
Kendime soruyorum: Biz ne zaman bu hale geldik?
Televizyonu açıyorum; dizilerde şiddet, ihanet, hesaplaşma… Öldüren öldürene. Oysa paylaşmayı, sevgiyi, aile olmayı anlatan kaç hikâye kaldı? İnsanlara iyi olmayı hatırlatan kaç söz duyuyoruz?
Sokak başka, ekran başka, gündem başka… Ama hepsinde aynı gürültü:
KAOS.
Bir yanda doğa talanı. Ağaçlar kesiliyor, topraklar satılıyor. Kendi toprağını korumaya çalışan analar, teyzeler, nineler yerlerde sürükleniyor. İnsan, kendi yurduna yabancılaşır mı? Biz yabancılaşıyoruz.
Bir aksaklık var, hem de derin.
Sadece dışarıda değil, içimizde de bir şey kırılmış gibi.
Ve insan en çok buna üzülüyor...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.