Zaman büyük bir öğretmendir. ne yazik ki tüm öğrencilerini öldürür.-- curt
Hamdioruc
Hamdioruc

Ebu leheb

Yorum

Ebu leheb

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

38

Okunma

Ebu leheb

Ebu leheb

İsrail-Dünya gerilimi var artık...

VAHİY HARAM KILDI EBU LEHEBLE ANLAŞMAYI KATİLİNE AŞIK OLMAYI"Elini kurutman farz"Fars İsraille anlaşmamalı...

Ebu lehebe aşık olma dedi vahiy...ve peygamber de aşık olmadı soyu da...şehit oldular aşık olmadılar ama...

Ebu lehebin elini kurutmakla yükümlüsün peygamberin soyunu kuruttu..."Soy kırıma razı ol"ebu lehebin elinin dirilmesine olma

Tek kişi kalsan yine aşık olma Ebu lehebin elini kurut dedi vahiy...Katiline aşık olma.Elini kurut...Farz bu.Aşık olma KATİLİNE

KKTC türk ülkeleri Arab ülkeleri tanır artık...Rus Türkten yana KKTC yana çünkü

Rus Türkten yanadır ABye rağmen İsraile girebiliriz...İngilize rağmen...Balıklar da ürksün yahudi de...Eli kurumalı Ebu lehebin...

Fars ilk defa dış düşmanla kavga rdiyor.şii hilali de türk aklı...Çin aklıdır Set örmek.Hendek kazmak fars aklıdır.Savunma amaçlı

Fars aklı hendek kazar.Çin aklı set örer Türk aklı"Akıncıdır"İsraile ve yunana girerAB ye girer...İngilize girer.Türk akıncı girer

Rus Türkten yana AB ye rağmen İsraile girebiliriz.İngilize rağmen.Ebu lehebin elini kurut der vahiy"Soyunu kurutacağını bilsen..."


Ve bir şiir:


Eyüp Mezarlığı..

Yıldızlı gecelerde seherlerde...baktın mı hiç
Eyüp sultan mezarlığı yeni fetih ordusu gibi
İstanbul için yeniden çağ açmak-Çağ kapamak için...

Eyüpte bir inci mezar var bir yiğit mezar
Eyüp sultanda bin inci mezar var...

Yatarlar Tuba gölgesinde...
O yıldızlar o çiçekler cennet bölgesinde...
Zamanın

Ölüler sanmayın onları
Eyupte mezarlar
Eyupte inci mezarlar var
Yıldız mezarlar var...
Çiçekler

Eyüp sultan yatıyor şu mezarda
Gece ay ve yıldızlar ziyaretçisi
Gündüz güneş ve kuşlar...

Ve
Bir Allah dostu yatıyor şu mezarda
Mezarının göğünde yıldızlar gönlüme...
Cemreler düşürür gönlüme
Eyüpte bir inci şu mezar...

Mezarının toprağında içinin çiçekleri...
Deyip de geçme sakın"Eyüpte bir mezar işte"
Eyüpte inci o mezar

"Eyüpte bir mezar işte"deyip de geçme
Cennette o mezar
Küçük mezarlar gürültü yapmayın incinmesin o
O bir dolu başak toprakta
Dolunay o mezar
Bir Allah dostu yatıyor o güneşte

Çocukluğuma ilk gül getiren yatıyor
Deniz yüzlü
Ay sözlü
Bir Allah dostu yatıyor
Gözleri iki çeşme... yatıyor

Desturla geç rüzğar
Eğil ve ağla bulut
Kuşlar işci
Yıldızlar bekçi olmuş o çiçeğe...

Bir güvercin gibi uçtu ölüme
O Allah dostu
Bir nehir gibi koştu denize o nehir...

Saçları dağınık gelmişim
Yüzüm çilli...
Boynu kırılsın saçlarımı dağıtan rüzğarın
Gözü kör olsun sarhoş mevsimin

Eczane diye geldim sana
Eczanesi ol ey mezar en zalim hastalığımın...

Hamdi oruç

Çöldü çocukluğum

Çocukluğuma gül getiren derviş...
Sevdim seni
Çölümü gül eyledin

Unutmak en iyisi
Çöldü çocukluğum
Ve çocuklar çöldü..
Rahleleri yoktu...

Ve seccadeler çöldü
Seccadem yoktu
Rahlem yoktu
Gül yoktu
Bülbül yoktu
Çöldü çocukluğum

Çocukluğuma gül getiren derviş...
Sev dedin
Annemi gül eyledin

Ve anneler çöldü
Seviyorum annemi
Cahil de olsa çöl de olsa

Gönül soframa tat getirdin derviş
Bir ağaç gölgesi olurdu elleri
Çöldü gençliğim
Bir ağaç gölgesi olurdu elleri...
Annemin

Seviyorum annemi
Kutsal bir dağı sevdiğim gibi
Kutsal bir denizi sevdiğim gibi
O bana bir deniz olmak istiyordu
O bana Hira dağı
O bana mavilikler denizi...


İbrahimin leylası

Eşini leyla gördü İbrahim...
Çizgiliydi baş örtüsü
Haya yüzünde süsü
Köylü kadını o bir leyla
Dağa taşa yazdırır adını
İbrahimin kadını o bir leyla

İbrahimin kadını yar
İbrahimin kadını bir kahraman
O insan evladı bir insan...

İbrahimin başına talih kuşu konmuş
İbrahimin kadını bir kahraman
O insan evladı bir insan...

İbrahimin kadınını görünce
Dedim işte "Türk kadını "
Gör o kadında gül kadınlığı
Eşini leyla gördü İbrahim...
O leyladan mevlaya erdi İbrahim...
Anneliği...sevgiyi...çiçeği
Bir sevgi dağı gördüm yüzünde
İbrahime el-pençe duruşunu sevdim
İbrahimin kadını bir kahraman

Senin leylandan daha gül leyla yok İbrahim
Bu dünya çöl İbrahim
Onun gibi yar cihanda yok İbrahim
O insan evladı bir insan...

Ömründe başka leyla’ya yer yok İbrahim’in
Gül gibi koklar leylasını İbrahim
O leylanın dişleri papatyadan
Kahraman bir köylü kadını o
Aydan yıldızdan yüzü
Gözleri orman yeşili
Saçları pınarlar gibi
Diken hiç arama
O kırmızı gül bahçesi...
O insan evladı bir insan...

Ey İbrahimin kadını bir kahramansın
İbrahimin leylasısın...

Hamdi Oruç

Gurbete güneşlidir sitemim

Ne zaman sitem etsem gurbete
Gurbete güneşlidir sitemlerim...
Ne zaman sitem etmedim ki gurbete...

Hem cimrisin hem zalim...
Gurbet ne bana zulmün
Bitsin artık zulmün
Ne karnım doydu ne cebim para gördü
Bahar gelmiş neyime
Gidemedim köyüme ...
Düş yakamdan gurbet

Adam gibi geliyor bahar
Adam gibi ötüyor kuşlar
Ayağıma vurmuşsun zincir
Gurbet ne bana zulmün
Sofranda sanki bana bal var

Uçurtmalar uçuyor mavi mavi
Köyümün kuşları ile
Bu bahar günü köyümde olmak bala değişilmez
Gurbet ne bana zulmün
Gidemedim yine köyüme
Affetmesin beni şu bahar,şu kuşlar
Kuru ekmeğine muhtaç olduğum gurbet
Çok değil mi zulmün bana

Deresi köyümün söğüt dallarını okşayarak akarken
Köyüm aklımda
Merasında köyümün boğalar güreşir
Affeder mi beni köyümün deresi ve merası...
Gidemedim köyüme
Affetmez beni köyümün deresi
Düş yakamdan gurbet

Gurbet ne bana zulmün
Civcivleri bahçe bahçe gezdirirken tavuklar
Köyümde olmak var
Tandırlardan yayılır ekmek kokusu
Gurbet ne bana zulmün
Yıkasam da seni ağarmaz rengin...

Ölüyorum desem vermezsin damla su
Gurbet ne bana zulmün
Gurbetin rengi beyaz mı olur...
Seni beyaz sandımda geldim gurbet...

Hamdi Oruç

Gönlüm Bir beyaz Savaşçısın şimdi

Eylülden başka mevsim mi gördü
Gönlüm bir beyaz savaşçı şimdi...

Akşamdan başka vakit mi yaşadın
Seheri anlat bana
Yaz güneşini tanıt bana
Gönlüm bir beyaz savaşcısın şimdi..

Ahir zaman korksun senden
Firavun zaman Karun zaman korksun ASANdan
Gönlüm bir beyaz savaşçısın şimdi

Sevdim seni
Gönlüm bir beyaz savaşcısın
Gemine çağır tufana savşın olsun...

Düştüm ahir zamanın kuyularına
Gönlüm topal, aklım kör
Yakubun göz yaşlarını da koy terazinin boş kefesine

Seviyorum gönlüm seni
Ahir zamana inat
Gönlüm bir beyaz savaşçı olmuşsun
Dünya çapında
Zelihaya çıkmış yolun ...sevin

Gönlüm beyaz savaşçı olmak yakışmış sana
Gönlüm bir koca çınar olmak yakışır sana
Fatihin gölgesinde namaz kıldığı
Yıldız yıldız ağlat şu geceyi
Gönlüm güneş olmak yakışır sana
Güneşin izinde...

Sevinçliyim
Gönlüm kör topal değilsin artık
Ey yusuf
Mısıra inat bir beyaz savaşçısın

Ahir zaman korksun senden gönlüm
Kaç kuyuya attılar seni gönlüm...
Ey bu asrın yusufu
Boynun kıldan ince aşka...

Şu kara hayatın sitem doluyum kuyularına...
Şimdi ahir zaman çöl gibi
Savaş gönlüm
Hira gibi bir dağ ol yollarına engel ol bu karanlığın
Ahir zaman korksun senden gönlüm

Ahir zaman korksun senden
Gönlüm topal değilsin şimdi aklım kör değil..
Anne duası gibi yıldızların var
Her yıldız sana gönlüm
Bu gece
Nurlu yolun
Sevin

Ey aşk
Işık ışık çağırır beni
Nurlansın seccadem bir o bana yar...
Ahir zaman korksun senden aşk güneşim

Elini öper
Ayağına kapanırım
Göklere çağır beni
Yıldız yıldızsın bu gece
Seccadem
Ahir zaman korksun senden seccadem

Seni bulmak seni nurlu mavilik...
Elimde asam var
Hicrettir kavgam
Başka kavgam yok.
Savaş gönlüm
Asa verilmiş gemi verilmiş seccade verilmiş sana da
Ahir zaman korksun senden
Hamdi Oruç

İlaçlar masanın üstünde

Ya ölmüşse diye
İçim ürperir
Köye adım atınca
Ah ilaçlar masanın üstünde yetim ...

İlaçlar masanın üstünde
Annem ölmüş

Anne öldün
Öldüm
Dirilmem gayri
Sura üfürülse...

Övünmesin artık tıp
Anneler ölüyorsa
Neye yarar tıp

Nedir anne ölümü bilir misin
Aldım kara haberini
Vardım köye
İlaçlar masanın üstünde öksüz
Ev öksüz köy öksüz
Bahçe öksüz tarla öksüz
En kara tarih bin dokuz yüz yetmiş sekiz

Masanın üstünde
Savaşın mağlup askerleri gibi ilaçlar
Tıp yalanla oyalan artık
Annelere ölüm var...
Annelere ölüm olmasın
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Tarih:12 mart 1978
Ölü bir anne karşımda...
Oda solmuş
Ev susmuş
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Tarih:12 mart 1978…
En kara haberin tarihi
Ve en kara gün
Annem öldüğü gün
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Şefkat ağacımın en kalın dalı kırılmış eyvah...
Yaşam gitti adı kaldı
Dünya solmuş bir gül bana
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Nedir anne ölümü bilir misin
Aman Allah’ım
Gözler yorgun ceylanlar gibi
Sarp yokuşlarda
Kollar yana düşmüş
Sönmüş bir kandil yüz…
Kara gün bin dokuz yüz yetmiş sekiz
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Nedir anne ölümü bilir misin
Bende koca bir deniz oluyor hüzün

Yıl yetmiş sekiz
En kara gün
Dostlar
Anam öldü
Ben öldüm...
Dünya öldü...
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Anne nedir bilir misiniz
Her gurbetten dönüşümde
Kim verirdi müjdeyi
Rüzgardı gelen
Kavak serinliği biriktirmiş kolları
Sarılırdı boynuma hey…

Tarih bin dokuz yüz yetmiş sekiz
Annem öldü
Dirilmem gayri
Sura üfürülse...

Nedir anne ölümü bilir misin
Taze toprak kokusu
Alnıma uzanan sarı yılan …
Hışımla geliyor...
O kara gün
En kara gün
Zehir öldürücü yılan
İlaçlar masanın üstünde öksüz

Nedir anne ölümü bilir misin
Yetmiş sekiz on iki mart
Felaketimin temel taşı…
Başladı felaket akışı
Hatırlatmayın o kışı
O kara kış
Bu kara gün...
İlaçlar masanın üstünde öksüz


Duvar Taşlarım

Sevdiklerim duvar taşlarımdı
Tek tek göçtüler
Sevdiklerim yıldızlarımdı
Tek tek söndüler

Binalarım harap
Göklerim karanlık şimdi...

Öldünüz
Ey sevdiklerim
Rahata erdi başınız
’Fatiha’ aşınız...
Ben her ölenle öldüm

Hamdi oruç

Bu bahçe gönlüm gibi dertli

Bu bahçe gönlüm gibi dertli
Bir sevinç büyütür bir hüzün bende

Kuşların ağaçların seccadesi şimdi şu bahçe...
Bu dert sadece gönlümde değil
Bu hasret sadece gönlümde değil...
Karşımda bir şaşkın bahçe
Kutsal senin de aşkın bahçe...
Bahçe de gönlüm gibi dertli bahar gelende...

Bahçem gönlüm gibi dertli bu gün
Bu bahçe gönlüm gibi çiçeksiz...
Gönlüm gibi bu şaşkın bahçe
Bir sevinç büyütür bir hüzün bende
Dört mevsim dertli bu bahçe
Bahçede gurbet
Bahçe dertli...
Bahçede hasret
Bahçede özlem
Salıncaklara çocuklara kuşlara...

Ey bahar gel bahar
Çiçek bir gönlümde değil
Binler çiçek ver
Karşımda bir şaşkın bahçe
Bahçem çiçekli gönlüm gibi
Bahar günlerinde hep
Derdi derman bilmiş
Aşkı derman bilmiş bu bahçe...
Hasreti derman bilmiş bu bahçe
Bahçeye baktıkça sevinç bende büyüyen

Bir dünya gibi bir gurbette
Gülleri solgun bahçe...
Eylül aylarında
Bahçeye baktıkça hüzün bende büyüyen

Bencileyin dertlisin derdin "Allah" mı bahçe...

Beni halden hale sokuyor
Dertten derde
Dört mevsim
Bahar çiçekler ver bu bahçeye
Halden hale giren bu güzel bahçe
Her gün günlüklerini okuduğum bir dertli bahçe
Bencileyin ağaçlar dertli toprak dertli bulut dertli
Ben ağaçların bile boyun büküşlerini sevdim




Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ebu leheb Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ebu leheb yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ebu leheb yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL