0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
54
Okunma

İnsanın seçtiği yol kadar, seçtiği yol arkadaşı da önemlidir. Çünkü birlikte her yürüyüş bir iz bırakır; o iz, sonunda insanı bir safın içine yazar. Dolayısıyla yoldaşlık bir akıbet meselesidir.
İnsan zannettiği kadar bağımsız bir varlık değildir. Yoldaşlık, zamanla benliğe sirayet eder. Aynı sofraya oturduğun, aynı dili konuştuğun, aynı şakaya güldüğün insanlar; fark ettirmeden bakışını, ölçünü, hatta vicdan terazini değiştirir.
Başlangıçta taviz küçüktür: Bir susuş, bir görmezden geliş, “Şimdi sırası değil” denilen bir itiraz… Sonra o susuşlar alışkanlık olur. İtiraz etmek ağır gelmeye başlar. Yanlış normalleşir, çarpık olan makul görünür. İşte tam burada yol kaybolur. Çünkü yol, yalnızca gidilen istikamet değil; hangi değerlerle gidildiğidir.
İlkesizliğin en sinsi tarafı, insanı bir anda değil, adım adım kaybetmesidir. Kendi doğrularını savunmak “uyumsuzluk”, hakkı dile getirmek “fazlalık”, adaleti hatırlatmak “rahatsızlık” sayılmaya başlandığında kişi önce susmayı seçer. Sonra suskunluğu savunur. En sonunda da suskunluğunu doğru zanneder. Böylece insan kendini kaybeder; çünkü kendini ayakta tutan ahlâki omurga kırılmıştır.
Dünya yolculuğunda kaybolmak telafi edilebilir sanılır. “Sonra toparlarım” denir. Oysa ahiret bilinciyle bakıldığında mesele çok daha ciddidir. Zira insan, kiminle yürüdüyse onunla haşrolur. Kimin izini takip ettiyse onun safında yazılır. Bu yüzden yanlış yoldaşlık, sadece dünyada yön kaybı değil ahirette hesap kaybı riskidir.
Bir zamanlar farklı şehirlerde ve farklı çevrelerde yaşayan ama telefonda uzun sohbetler ettiğimiz, kendimce uyardığımda ibadetlerini yerine getirmek için emekliliğini bekleyen çocukluk arkadaşım geldi hatırıma. Hayatın henüz önünde olduğunu sanıyordu; planları yarına yazılmıştı. Ama bir gün sadece baş ağrısı şikâyetiyle hastaneye gitti… Ve üç ay sonra, aynı hastaneden bir veda ile çıktı. İşte hayat, bu kadar ince bir çizgi üzerinde yürüyor, Allah rahmet etsin… Tutunduğumuz her şey bir anda yarım kalabiliyor. O yüzden hayatı, önemli bazı şeyleri erteleyecek ve yarına bırakacak kadar uzun sanmayalım. Çünkü bazen bir ömür üç aya sığar, bazen de bir vedaya…
Hakikatle bağı zayıf, adaletle mesafeli, menfaati ölçü edinenlerle kurulan yakınlık kalbi ağırlaştırır, vicdanı köreltir. İnsan bir süre sonra yanlışta rahatsızlık hissetmemeye başlar. En tehlikelisi de budur: Günahın değil, günaha alışmanın verdiği kayıp. Çünkü kalbin alarmı sustuğunda, insan hâlâ yürüyor gibi görünür ama artık hakikate değil, kalabalığa doğru yürüyordur.
Hakikatin değeri ise onu kaç kişinin savunduğuyla değil; ne kadar doğru olduğuyla ölçülür. İnsan bazen çoğunluğun gittiği yoldan ayrılıp yalnız kalabilir; fakat doğru, kalabalığa göre yön değiştirmez. Bu yüzden azınlıkta kalmak bir kayıp değil, çoğu zaman bir imtihandır. Allah kulundan kusursuzluk değil, samimiyet ve istikamet ister. Hata yapabiliriz, eksik kalabiliriz; ama önemli olan her seferinde doğruya yönelmek ve onun yanında durmaktır. Çünkü değerli olan, kusursuz olmak değil; kalbini doğruda tutabilmektir.
Bu yüzden yol arkadaşlığı bir tercih değil, bir sorumluluktur. Her birlikte yürüyüş, insanın ahiretine atılmış bir adımdır. Yanlış yoldaşla yürüyen, doğru yolda bile olsa sapar. Ve ahirette en ağır pişmanlık, “Ben böyle değildim” cümlesinin artık hiçbir şeyi değiştirmediği andır.
İnsan sevdiğiyle, yürüdüğüyle, saf tuttuğuyla beraber anılacaktır. Dünya hayatında “uyum” adına susulan ya da yüz çevrilen her hakikat, ahirette insanın karşısına bir yük olarak çıkar.
Yol uzun, kalabalık çok; ama hakikat yalnızdır. Onunla yürümeyi göze alamayan, sonunda kalabalıklar içinde hesabını tek başına verir.
Kısacası; değerleri ve ilkeleri seninle aynı olmayanlarla yürümek, başta yalnızca “idare etmek” gibi görünürken, zamanla idrak kaybına dönüşür.
Değerlerinle yürümediğin bir yol, seni hedefe ulaştırmaz; yalnızca daha uzağa sürükler. Ve insan en çok da, fark etmeden kaybettiklerinden hesaba çekilir.
O gün hiç kimse, değerleri olmayan birinin gölgesinde kaybolmuş kimliğini geri alamaz.
Değer mi?
Elif E. Bayraktar
Yeni Dünya/Hanımefendi Dergisi, Nisan
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.