Mütavazi olmalıyız. çünkü gelip geçiçiyiz ve unutulacağız. hayat başkalarına muvaffakiyetlerimizi anlatmak için geçirilmeyecek kadar kısadır. -- carnegie
superbaba
superbaba
VİP ÜYE

SICAK ELLER-6

Yorum

SICAK ELLER-6

( 1 kişi )

0

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

62

Okunma

SICAK ELLER-6

SICAK ELLER-6

Altıncı Bölüm: Sessiz Gerçekler

Barış ne diyeceğini bilemez bir şekilde Fikret’in karşısına oturdu. Sessiz geçen bir süreden sonra ilk konuşan Fikret oldu:

“Bebeğinizi çalmış olabilirler mi?” diye sordu Fikret.
“Hiç sanmıyorum,” dedi Barış. “Bu olayda bebeklerin karıştığı kesin ama onlar da bunun farkında değiller.”
“Nasıl emin olabiliyorsun?” diye sordu Fikret.
“Tanıştığımızdan beri onları çözdüm,” dedi Barış. “Böyle bir hırsızlık yapacaklarını düşünemiyorum.”
“Senin düşünmenle olmaz ki!” dedi Fikret. “Ne insanlar var niyetlerini belli etmeyen.”
“Sen Elif’in hastane anılarını anlatışını dinleseydin öyle düşünmezdin,” dedi Barış. “Anlatırken sanki o anları yaşıyordu.”
“Eee, ne var bunda?” diye sordu Fikret.
“Fikret, bu kadın çocuğumuzu çalmış olsa hastane anılarını bu kadar içten anlatabilir miydi?” dedi Barış. “Böyle bir suçu olsaydı çocuğunu doğumda kaybetmiş adama bunları anlatır mıydı? Şüpheleri üzerine çekebileceğini düşünmez miydi?”
“O da doğru,” dedi Fikret. “Ama bir şekilde ihmaller olmuş. Belki hasta bakıcılar belki hemşireler çocukları karıştırdılar. Ama olayda hastanenin ihmali olduğu kesin.”
“Ne yapmam gerekir sence?” diye sordu Barış.
“Hastaneyi dava edebilirsin!” dedi Fikret…
“İyi de,” dedi Barış, “o zaman olay bütünüyle ifşa olur. Elif, Bahadır, hatta Şirin bu olay karşısında neler hisseder?”
Fikret bir şey söylemedi, yalnızca “bilmem ki” der gibi dudaklarını büktü.
“Bir süre onlara söylemeyeceğim,” dedi Barış. “Bakalım zaman neler gösterecek!”

Barış o akşam da ne yapacağını bilmez bir şekilde düşündü durdu.
Mahkemeye verip isterse Şirin’i onlardan alabilirdi. Ama aynı sıcaklığı hisseder miydi Şirincik?
Böylesine güzel mutlu bir yuvada yaşayan Şirincik’e onların sunduğu olanakları sağlayabilir miydi?
Örneğin, evlense üvey annesi Şirin’e anne bildiği Elif’in gösterdiği sevgi ve şefkati gösterebilir miydi?
Hastaneyi mahkemeye verse yüklü bir tazminat alabilirdi. Peki, içine sinerek kullanabilir miydi bu parayı? Sorsalar “Bu paralar nereden geldi?” diye, “Haleciğim’i kaybetme tazminatı,” mı diyecekti?
Bu ihmal Hale’ciğinin yaşamına mal olmuş diye düşünsek bile şimdi yapılacak işlemler onu geri getirebilir miydi?

Bu karışık düşünceler içinde yine zar zor uyudu Barış. Ama yine beyaz bulutlar arasında Halenin yüzü göründü. “Kızımızı üzmeeee!” diye seslenerek yine gözden kayboldu.
Uyandığında kararı hemen hemen kesindi.
Bu olaydan onlara söz etmeyecekti.

Bu arada Elif’in de içinde bir takım şüpheler doğmaya başlamıştı.
İlk kafasına takılan ilik naklinde kendi dokuların uymayıp Barış’ın dokusunun uymasıydı.
Bahadır’a bu konudan söz ettiğinde:
“Hayatım, bu olayı doktorumuz bile garipsemedi,” dedi. “Demek ki anne babanın dokusunun uymaması olağanmış. Sen şimdi ne konuda şüpheleniyorsun?”
“Şirin’in Barış’a karşı duyduğu sıcaklık hissi de içimde şüpheler uyandırdı” dedi Elif. “Üstelik hastanede Hale Hanım Şirin’i kucağına aldığında o da bir sıcaklık hissetmişti. Ona öylesine kanı kaynamıştı ki, hastaneden ayrılırken söylediği iyi dilekler sanki kendi kızı için gibiydi.”
“Hayatım,” dedi Bahadır, “biz Barış’a eşinin hangi hastanede doğurduğunu sorduk, o başka hastane söyledi.”
“Evet ama,” dedi Elif, “Biraz tereddüt etti. Sanki bizden gizledi. Üstelik o bize doğumu hangi hastanede yaptığımızı sormadı. Sanki biliyormuş gibiydi.”
“Benim de kafamı karıştırdın” dedi Bahadır. “Biliyor musun, hiç yeri gelmedi ve ona sormadık. Barış’ın eşinin adı neydi acaba!”
“Bir fırsatını bulup sorabilir miyiz acaba!” dedi Elif.
“Bilmiyorum ki,” dedi Bahadır. “Hastanenin ismini söylemediğine göre onu da söylemek istemeyecektir. Ayrıca bu sorumuz onda şüphe de uyandırabilir.”
“O zaman şunu yapabiliriz,” dedi Elif. “Benim DNA’mla Şirin’inki uyumlu mu? Buna baktırabiliriz.”
“Bilmiyorum ki,” dedi Bahadır. “Bunu öğrenmek huzursuzluğa neden olur mu?”
“Eğer böyle bir şey varsa er veya geç ortaya çıkar ve biz bunu bilerek saklamış gibi suçlu duruma düşeriz,” dedi Elif. “Doğrusu neyse onu şimdiden bilelim, ondan sonra ne yapacağımıza karar veririz.”
“Üstelik” dedi Elif, “Bunu biz bilerek yapmadık ve Barış’ın bizi anlayacağını düşünüyorum. Hatta kızını bizden almayı düşüneceğini de sanmıyorum. Bizim tanıdığımız Barış bize ve Şirin’e böyle bir şok yaşatmaz.”

Sonuç… Bekledikleri gibiydi. Ama içlerinde bir şey kırılmıştı… Artık emindiler Şirin’in kendi çocukları olmadığından. Tabi ki hastanede aynı odada kalan ve çocuğunun öldüğünü sanan Hale Hanım’ın kızı olduğu da büyük olasılıktı. Tek bir konu kalmıştı açıkta kalan: Hale Hanım Barış’ın kaybettiği eşi miydi?
Ona nasıl soracaklardı bilmiyorlardı…

Barış bunu onlara söylememekte kararlıydı. Ama şüpheleri üzerine çekmemek için de onlardan uzak durmaya çalışıyordu.
O sıralar işi gereği başka şehre taşınması gerekti.
“Vardır bunda da bir hayır” dedi.
Bu şekilde onlardan uzak durmak için de sebep doğmuştu.
Bahadır’a telefon etti, “Başka bir şehre taşınıyorum Bahadır,” dedi. “Bu akşam müsaitseniz sizi son bir defa görebilir miyim?”
“Tabi ki!” dedi Bahadır. “Bekleriz…”
İşte bekledikleri fırsat oluşmuştu.

Akşam Barış’ı mutlu bir şekilde karşıladı Elif ve Bahadır.
Barış’ın ilk işi Şirin’i sormak oldu.
“Mutfakta” dedi Elif. “Amcasına çilek ezmesi hazırlıyor.”
“Yaa!” dedi Barış. “Gidip bir bakalım.”
Mutfağa girerek Şirin’in başını okşadı.
Şirin arkasını dönmeden: “Hoş geldin amca!” dedi.
“Nereden anladın ben olduğumu?” diye sordu Barış…
“Kimsenin elleri benim Barış Amcamınki gibi sıcak olamaz!” dedi Şirin.

O akşam hoş sohbetler oldu.
Artık eskisi kadar görüşemeyeceklerdi.
Gerektiğinde telefonla görüşecekler veya mesajlaşacaklardı…

Duygusal şekilde vedalaştılar.
Sarıldılar birbirlerine…
Kardeş gibi…
Şirin de sarıldı amcasına.
Şefkatin sıcaklığını hissetti…

Barış ayrılıp gittikten sonra Elif Barış’ın kahve içtiği fincana bir süre baktı…
Sonra sessizce alıp kaldırdı…

(sürecek)

Kadir Tozlu
08.04.2026

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Sıcak eller-6 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sıcak eller-6 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
SICAK ELLER-6 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL