Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. atasözü
nejat hoca
nejat hoca

ABD BEDEL ÖDÜYOR!

Yorum

ABD BEDEL ÖDÜYOR!

( 4 kişi )

3

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

214

Okunma

ABD BEDEL ÖDÜYOR!

ABD BEDEL ÖDÜYOR!

İran’a yönelik olası ya da fiilî bir askerî müdahale tartışması, yalnızca Orta Doğu’nun kırılgan dengelerini değil, aynı zamanda küresel sistemin temel sütunlarını da sarsan bir mahiyet taşımaktadır. Bu tartışma, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin uluslararası hukuk, müttefiklik ilişkileri ve çok taraflı diplomasiye olan bağlılığını yeniden sorgulatmaktadır.

Modern uluslararası düzenin en önemli ilkelerinden biri, devletlerin egemenliğine saygı ve güç kullanımının meşruiyet zeminine dayanmasıdır. Ancak Washington’un son yıllarda izlediği dış politika, bu ilkenin giderek daha esnek yorumlandığını göstermektedir. Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık hükümlerine rağmen, bir ülkeye karşı askerî müdahalenin ancak meşru müdafaa ya da Güvenlik Konseyi kararıyla mümkün olduğu bilinirken, tek taraflı hamlelerin artması bu normları aşındırmaktadır.

Bu noktada geçmiş örnekler dikkat çekicidir. 2003 yılında gerçekleştirilen Irak Savaşı, uluslararası toplumun önemli bir kesiminin itirazına rağmen hayata geçirilmiş ve sonrasında uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlık zincirini tetiklemiştir. Benzer şekilde, Afganistan’dan çekilme süreci de müttefikler arasında ciddi bir güven krizine yol açmış, Avrupa başkentlerinde “ABD ile stratejik uyum ne kadar sürdürülebilir?” sorusunu gündeme taşımıştır.

Bugün İran meselesinde yaşanan tartışmalar, bu tarihsel arka planın gölgesinde okunmalıdır. NATO gibi kolektif güvenlik yapılarının en temel prensibi olan istişare ve ortak karar alma mekanizmalarının zayıflaması, ittifakın ruhuna zarar vermektedir. Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı, İran’la nükleer anlaşmanın korunmasından yana tavır alırken, Washington’un daha sert ve tek taraflı bir çizgiye yönelmesi, transatlantik ilişkilerde derin fay hatları oluşturmaktadır.

Özellikle İran Nükleer Anlaşması (JCPOA) sürecinde yaşananlar bu kopuşu açıkça ortaya koymuştur. ABD’nin anlaşmadan çekilmesi, yalnızca İran’la ilişkileri değil, aynı zamanda Avrupa müttefikleriyle olan diplomatik uyumu da ciddi şekilde sarsmıştır. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin anlaşmayı yaşatma çabaları, Washington ile Avrupa arasında nadir görülen bir görüş ayrılığına işaret etmiştir.

Bu tür tek taraflı adımların en önemli sonucu, ABD’nin küresel güvenilirliğinin aşınmasıdır. Zira uluslararası ilişkilerde güven, yalnızca askerî güçle değil, öngörülebilirlik ve tutarlılıkla inşa edilir. Bir müttefikin, ortak karar mekanizmalarını devre dışı bırakarak hareket etmesi, diğer aktörleri alternatif arayışlara yönlendirebilir. Nitekim son yıllarda Avrupa Birliği içinde “stratejik özerklik” kavramının daha sık dile getirilmesi, bu arayışın somut bir göstergesidir.

İran’a yönelik bir askerî müdahalenin bir diğer boyutu da bölgesel sonuçlarıdır. Böyle bir adım, yalnızca İran’ı değil, Irak’tan Suriye’ye, Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek zincirleme reaksiyonlar doğurabilir. Enerji güvenliği, göç hareketleri ve terör tehdidi gibi alanlarda yeni kriz başlıkları ortaya çıkabilir. Bu durum, zaten kırılgan olan küresel ekonomiyi de olumsuz yönde etkileyebilir.

Sonuç olarak, İran meselesi yalnızca bir ülkeye yönelik askerî strateji tartışması değildir; aynı zamanda uluslararası düzenin nasıl işleyeceğine dair temel bir sınavdır. ABD’nin bu süreçte atacağı adımlar, yalnızca bugünü değil, geleceğin güç dengelerini ve ittifak yapılarını da şekillendirecektir. Eğer Washington, çok taraflılık ve müttefiklik ilkelerini göz ardı etmeye devam ederse, bu durum yalnızca rakiplerini değil, en yakın ortaklarını bile mesafeli bir konuma itebilir.

Küresel sistemin istikrarı, güç kadar hikmete; müdahale kadar istişareye bağlıdır. Ve belki de asıl soru şudur: Güç sahibi olmak mı, yoksa güvenilir kalmak mı daha belirleyicidir?

Güç tek başına yeterli değildir; meşruiyet ve güven olmadan sürdürülebilir de değildir. Washington’un müttefiklerini dışlayan, uluslararası hukuku esneten ve tek taraflı adımları önceleyen politikaları bugün kendi karşılığını üretmektedir. İtibarın aşınması, yalnızlaşan ittifaklar ve derinleşen küresel güvensizlik…
Tüm bunlar, askeri üstünlüğün gölgesinde büyüyen görünmez bir faturadır. Ve artık o fatura kesilmektedir: ABD, yalnızca sahada değil, güven kaybında da bedel ödemektedir.

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Abd bedel ödüyor! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Abd bedel ödüyor! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ABD BEDEL ÖDÜYOR! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
4.4.2026 23:44:09
5 puan verdi
“ABD Bedel Ödüyor!” yazınız, Amerika’nın tek taraflı müdahalelerinin uluslararası hukuk ve müttefiklik ilişkileri açısından yarattığı güven kaybını çok güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. “İtibarın aşınması, yalnızlaşan ittifaklar ve derinleşen küresel güvensizlik…” ifadesi, metnin özünü yani askeri üstünlüğün yanında meşruiyet ve güvenin de en az güç kadar belirleyici olduğunu çok etkili biçimde özetliyor.

Kısaca:
Bu eser, ABD’nin tek taraflı politikalarının küresel düzeni ve müttefik ilişkilerini zedelediğini, güven kaybının da en büyük bedel olduğunu anlatan bir uluslararası siyaset ve eleştiri yazısı. Kaleminize sağlık, hem tarihî örneklerle desteklenmiş hem de güncel bir perspektif sunmuş.
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
4.4.2026 22:41:03
Emeğinize ve yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun selamlar sevgiler saygılar
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
4.4.2026 21:34:17
5 puan verdi
Metin, güç ile meşruiyet arasındaki gerilimi merkeze alan, dengeli ve analitik bir değerlendirme sunuyor. Özellikle Irak Savaşı ve İran Nükleer Anlaşması örnekleri üzerinden kurulan tarihsel bağlam, argümanı güçlendiriyor.
Ana vurgu net: Tek taraflı müdahaleler kısa vadede güç gösterisi olsa da uzun vadede güven erozyonuna yol açıyor. Bu da NATO gibi ittifakların iç uyumunu zedeliyor.
Kısaca: Soğukkanlı, eleştirel ve jeopolitik açıdan güçlü bir metin. “Güç mü, güven mi?” sorusu ise metnin en çarpıcı ve düşündürücü noktası.

Tebrikler

Saygılarımla hocam ✍🏻🌏🙏🏻🌿
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL