5
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
355
Okunma

"eğer dokunursan dedi Meryem, yanacağım.
sen de bir Melek ol dedi Cibril"
Aşkın Hilal vakti, kanatlarını kaybedip, Atmosfer kadar bir boşluktan yüreğime düştüğünde tanımıştım onu..saçları yosun, teni dört mevsim iyot kokan kadını..sevdasında tıkanmış gibiydi, çamura düşmüş kar tanesi gibi, eridikçe kaybolan.. varlığından emin olmak adına misalin, delice sorular d/üşüyordu dudaklarının sarnıçlarından..Kaf dağındaydı çünkü..Zebur değil hayır, mühür dedi yürek Ahit’ine..belki de bu yüzden kabul etmiyordu hiçbir sÖZÜmü..kalbine saplanan, gümüş bir oku çıkarıyordu avcılardan kaçarken.esrarlı bir ormanda ruhu ayaklandı saklandığı kuytusundan.efsunlu sözler bırakıp arkasında, kaybolup gitti/ derinliğine karanlığının... yokluğunda,
yalnızken ne kadar çok kalabalık olabilirse insan.. o kadar var olabiliyordu kendisinde. o kadar içimdesinki şaşkınlık ve hayret yok. benimle beraber dalıyorken derinlere...terliyordum/ üşeyen yerlerine
çarparken soluğum. yürüme bilmeyen bir adamın
yılkılarla yurt değiştirmesi kadar durdum.
mevsimlerin ortasında. bir daha/bahar
olur muyum? saçıma kan yağıyor, kar gibi.
kırmızıyım. durdum/bütün bildiğim mabetlerde.. sustukça çoğalan neydi içimde? Izin verdiğim o düşünceler de kimindi...bilmiyorum..avucuna cetvelle vurulmuş çocukların çizdiği sınırlarda aklımı yatırıyordum bağırına..kulak mememe ilişen bir ses kadar, kırıp içimdeki putu, dağın ardına sürdüm, hasreti ve hararetini ki annemin kınalı ellerinde, güneşe gök yüzü çağıran mavi dövmeli kadınların ağıdı/ tutuşdururken yüreğimi..bir kutunun içindeyim, ışık sızıyor..nerede olduğumu
ve kim olduğumu hatırlamıyorum..bir kere alıştımı gözlerin karanlığa, o zaman bakmaya başlıyorsun el yordamıyla gün doğumlarına..
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.