Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek! - pitigrilli
Oğuzhan KÜLTE
Oğuzhan KÜLTE

Hayat Bayram Olsa

Yorum

Hayat Bayram Olsa

( 3 kişi )

2

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

150

Okunma

Hayat Bayram Olsa

Hayat Bayram Olsa


Yetmişli kuşaklardan olmamıza gerek olmaksızın çoğumuzun her duyduğunda kendini bir başka hissetmesine vesile olan "Hayat Bayram Olsa" şarkısı, sözleri ile de ne de anlamlıdır insanlık adına.
"Şu Dünya’daki en mutlu kişi, mutluluk verendir
Şu Dünya’daki sevilen kişi, sevmeyi bilendir
Şu Dünya’daki en güçlü kişi, güçlükten gelendir
Şu Dünya’daki en bilgin kişi, kendini bilendir.
...
Bütün Dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsa
İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, uzansak sonsuza
Bütün Dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsa
İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, uzansak sonsuza
(Nakarat)
Belki de çokça şarkı, şiir, öykü kaleme alınmış, bayram gibi bir hayat düşünüsü için tablolaşmıştır da. Neden birileri hep gülerken diğerleri gözyaşlarında kalır ve neden birileri bu denli nimetlere kör ve paylaşabilme sevincinden bihaberdarken diğerleri yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşam sürer?...

Renklere aldırmadan, ötekileştirmeden kucaklaşmak ne de özlenir bir şey oldu günümüzde.Biz anlayışını sürekli ve elden gelen tüm hırçınlığı ile adeta budamaya çalışan birilerine rağmen insanlığın umudu yine gerçek manada bayram ruhunu yeniden bulmasındadır. Onu sadece bir ya da bir kaç günün özelinden kurtarıp hayatın geneline yansıtabilmeyi başarması, çirkin ellerin ve düşüncelerin de ortadan kalkmasına vesile olacaktır kuşkusuz.

Ta öteden bu yana resmi veya dini olsun "Genellikle ;neşe, kutlama ve birliktelik gibi olumlu çağrışımları davet eden." anlamındaki yanlarıyla zihnimize kazıdığımız bayramlar da giderek daha sönük kutlanır oldular. İnsanların birbirleri ile musafaha ettikleri, hal hatır sordukları ve bir araya gelebilmeleri de demek olduğu bu özel günler hayatın ekonomik yüklerinden ve teknolojinin yabancılaştıran yanlarından nasibini almış gibiler. Oysa bayramdan beklenen sadece gözleri, mideler değil, gönülleri de doyurmaya vesile olmasıydı.

Dünyanın en görkemli yerlerini gezip görseniz, en leziz yemeklerini de tüketseniz bu doyuruculuk gönüllerdeki açlığı yine de gideremez. Görünenlerin ardında saklı gerçekler gibiyiz bu anlamda. Bir türlü gerçek mutluluğu elde edememek veya tüm şartların uygunluğuna karşın yine de huzursuzluk veren dürtülerden kurtulamayışımızın kökeni başka yerlerde sanırım.

Bir tanımında karşılıklı sevgi ve saygı bağını güçlendiren, dayanışma ruhunu pekiştiren, olarak da geçen "bayramlar" onca farklılığına rağmen insanları bir arada tutabilmeyi sağlayan son derece güçlü maya, reçine, sökülmeye mukavemetli perçin gibidirler bu bakımdan. Bir toplumdaki manevi doyumu ortadan kaldırırsanız, zaman içinde onları bir arada tutan şu "biz" ruhunu da kabre göndermiş olursunuz. Hayatın nerdeyse bütününde yer alan teknoloji bizleri giderek ferdileşmeye zorlarken, toplum olabilme şuurumuz da erozyona uğratıyor giderek. Asırlar öncesinden süre gelen bazı değerlerin de yeniden hayat bulduğu türlü sanat ve kültür unsurlarıyla bayramlar, toplumun hafızası, onu bir arada tutan her şeyin de güçlü birer cilası gibidirler. Büyük paralar ödeyerek ve aylar da süren emekle ortaya koyduğunuz emeklilik düşü bir villanın bu görkemli manzarası sizce ne kadar sürebilir? Yıllık bakımları ve yerinde de onarımları yapılmaksızın en çok üç bilemediniz beş yılın sonunda adeta harabeye dönüyor olması gayet doğal bir sonuç olurdu. Onu ilk hali ile canlı tutan ne de çok şeye ihtiyacı vardır ruhsuz bir meta gibi gördüğünüz bu mekânın. Toplumların dirik ve canlı doğasının da bu benzetmeyle son derece örtüşen yanları vardır kuşkusuz.

Bayramı temel anlamından biraz öteleyip daha geniş bir çerçeveden irdelemeye başladığımızda, onu ne de çok yerde kullandığımızı görüyoruz. Sıradan bir anı sıradanlıktan kurtaran kişiler, durumlar, mekânlar, duyuşlar, düşünüşler ve heyecanlar da bizlerde "bayram" duygusunu canlandırır. Yeni bir araba almanın sevinci, yıllardır görüşülemeyen bir yakınla bir arada olabilme umudu, bir sanat eserindeki emeğinizin ödüle layık görülmesi, çalıştığınız yerde alkışa mazhar olacak gayret ve mesleki duruşunuz gibi çokça şey de bizler için bayramdır bu bakımdan.

Bir kavuşma, beklentilerin nihai sonuçlarına ulaşma, süreğen bir sorunun çözüme kavuşması ve daha büyük kolaylıkla hayatın devamında elde edilen kazanımlar da bayramdır. Dünyanın içinde hayat bulan ve varlıklarını sürdürme mücadelesi veren her toplumun kendine özgü bayramları da vardır kuşkusuz. Bu manada farklı kültürün insanlarının diğerlerinin bayramlarına gösterdikleri saygı ne de değerlidir insanlık adına. Buradan yola çıkınca, dünyalı olmak gibi bir bakışla bayramın çok daha ufuklu bir manzarasına bakmak da gerekir. Büyük âfetlerde birbirleri arasındaki husumetleri bir yana bırakarak felâketten insan kurtarma mücâdelesindeki ekiplerin insan üstü gayretleri, bu gayretlerin sonunda yaşama yeniden dönen insanların manzaraları milyonların ekranında nasıl bir duygu yaratmıştır acaba? Bir yanda gurur, diğer yanda da "insan" olmanın ortak paydasından kaynaklanan ve her adımı da tümüyle gönüllülük esasında yürüyen bu asil duruş çok daha anlamlı, derin hissiyatları da beraberinde getiren bir bayramdır.

Şunu söylemek gerekir ki, bayramlar sevinmek, sevindirmek, birlik ve beraberlik ruhunu en üst seviyede yeniden yaşayabilmek adınadır. İnsanlığın da fıtratından gelen çokça ortak paydada bir bayram ruhunu yeniden teneffüs etmesi, işbirliği içinde ve dostça yakınlaşmalarla, karşılıklı menfaatlere dayanan, diğerinin kutsallarını aşağılamayan ve saygı duyan ortaklığa ne kadar da ihtiyacı var değil mi?Kendi kültürel doğasında ötelerden gelen değerleriyle yaşarken bayramların coşkusunu da yeni kuşaklara aşılamaya çalışan bizler, yanı başımızda onca kan, kin, yokluk ve yoksunluk içinde bu hissiyatı ne derece doyasıya yaşayabiliriz ki? Birilerinin gülerken diğerlerinin türlü şerler içindeki manzaraları en görkemli manzaraları dahi gölgede bırakır elbette. Katılımının artması ve her yere, her insana dokunabilmesiyle bayramlar daha bir bayram olabilir. Aynı ümmetin içinde dahi ortak ruhla yaşanabilmesinde sayısız manilerin bulunduğu coğrafyamızın huzura, kardeşliğe, çıkarlarda ortaklığa, yoksunlukların ortadan kaldırılmasına ihtiyacı var ise, bayramların beklentileri karşılayan sevinci yaşatması nasıl mümkün olur? Birlikte gülebilmek, birlikte geleceğe yürüyebilmek, nimetlere de birlikte egemen olabilmek ise bayramlar, var olan zorlukları ve onlara neden olan zorbalıkların ortadan kaldırılması gerekir. Dünya dediğimiz mekân kimsenin tekelinde değildir. Kendi habis ruhlarında adeta boğulmuş bir avuç güruhun yönetimine devrolunmayacak kadar mühim bu soru, insanların tüm gerçekleri hem de yansızca yeniden ele almasını zorunlu da kılmaktadır.
"Hüzn-ü keder def ola
Dilde hicâb ref ola
Cümle günah aff ola
Bayram o bayram ola."

Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi’nin "bayram ol bayram ola" ismiyle bilinen eseridir yukarıdaki dörtlük. Kederlerin nihayetlendiği, dillerin güzel konuştuğu, günahların af olunduğu günlerdir bayram, diyerek tam da bir esenlik, kurtuluş ve mutluluğa kavuşmanın tarifini etmiştir eserinde. Yine milletimizn en büyük şairlerinden merhum Mehmet Âkif ise bayramı konu alan mısralarında şöyle demektedir:
"Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır;
Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!" (şetâret: Sevinçli)

Merhum Âkif, ümmetin ortak sevinci, bir ve beraberlik günü anlamında bayramı zikrederken bambaşka bir dünya hissiyatının da çağrıştırmaktadır. Gerçekten de öyle değil midir? Rutinin dışına çıkılan ve yüzlerde tebessümlerin, dilde nezaketli sözlerin, mutfaklarda türlü temaşanın yaşandığı, misafirlerin art arda uğradıkları ve bereketini de getirdiklerine inanılan, toleransların en geniş haliyle hayata yansıdığı, çocukların bambaşka gözlerle görüldüğü, yetimlerin, öksüzlerin gözetildiği, hastaların ziyaret edildiği, yaşlı ve güçsüzlere merhamet duygularının kabardığı, ahirete irtihal etmişlerin de kabirlerinde ziyaret edile geldikleri dolu dolu günlerdir bayramlar.

Ne yazık ki manevi nasibini yeterince alamamış ve hayatı sadece maddi ölçülerle doldurmuş insan müsvetteleri yüzünden yukarıda zikredilen ve bayramlara görmeyi, duymayı, yapmayı arzu ettiğimiz şeyleri bütün ümmet yapabilmekte midir? Hudutlarının dahi güvenliğini koruyamayan, üzerlerine her gün onlarca bomba ve mermi yağan, açlık ve susuzlukla tehdit edilen, en temel hakları olan yaşama haklarından da mahrum edilen en başta Ortadoğu coğrafyasında "bayram" ne denli içerikli bir anlam taşımaktadır. En kutsal sayılan günlerde bile hiç çekinmeksizin bombardumana başlayan, insanların inançlarına en ufak saygı duymayan ve kendilerini medeniyetin de yegane temsilcileri zanneden bu terör devletleri, gerek İslâm coğrafyasının insanlarının ve gerekse de ekonomik yönden zayıf tüm milletlerin tam da bir baş belâsıdırlar. Doğduklarından itibaren en çok çocukluk yıllarına kadar hayatta tutunabilen binlerce Filistinli, gençlik dönemlerini bile göremeden şehit olmaktadır. Etrafımızda bunca kan, kin, gözyaşı, açlık, sefalet ve yoksunluk varken bizler bu bayramları ne ölçüde bir coşkuyla yaşayabileceğiz?

İnsanlığın adeta kanını emen bu eşkiya çetelerinin ve onları besleyen türlü anlayışların, ortaklıkların ivedilikle tarihin derin çöplüğüne gömülmesi ve bir daha da asla dönmemesi yolu ile cümlemize şafak yeniden doğacaktır kuşkusuz. Hatta bu öyle bir doğum olacaktır ki, güneş tebessüm edecek, çiçekler şarkı söyleyerek açacak, çocuklar kanatlanıp uçacaklardır sevinçten. Bu anlamda sadece İslâm sınırı ile konuya bakmayı bırakıp beşer manzarasından da bakmak gerekir. Bütün insanlık daha müreffeh, paylaşımcı, karşılıklı saygıya ve adil bölüşümle nimetlere erişmenin paydasındaki günleri kuşkusuz iple çekmektedir. Bu ipin gerçek manada iş yapabilmesi için kültür ve inanç farklılıklarını bir yana bırakarak; hakkaniyet arayan, eşitliği destekleyen, insana sadece insan olduğu için değer veren, nimetleri paylaşabilen tüm öznelerin ortak şuurla hareket etmeleri gerekir. Zalimlerin sonunu getirecek olacaklar da ortak insanlık anlayışında birleşerek dünyayı bayram yerine getirebilme cesareti gösterenler olacaktır kuşkusuz.

Büyük emekler, özveriler ve nihayetinde günlük sıkıntılardan azat olunan bayram günlerinin tüm İslâm coğrafyasında başta olmak üzere; insan olma şuurunda kenetlenmek isteyenlerin, özgürlüğü uğruna bedeller ödeyenlerin, günbegün yoksunlaştırılanların, hayattan koparılma kaygısı taşıyanların, yarınlara karamsarlıkla bakanları, hakları hiçe sayılanların da şafağı olmasını diliyoruz elbette. Bu temenni, yavaş yavaş daha insan olmak ve kalabilmek paydasında toplananların güç birliği ile bir gün mutlaka gerçek olacaktır. Mutlak gücü değil, mutlak erdemleri sahiplendikçe bizler, zalimliğin de alevi sönecek, onları kendi ateşinde yakacaktır o gün. Tüm dünyanın bayramı anlamına gelecek o günlerin yaklaştığını düşünüyor ve umudu inadına korumak, kötülüğü ilelebet ortadan kaldırma ülküsünde safları da iyi belirlemek gerekir diyorum. Saygılarımla.

Oğuzhan KÜLTE

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Hayat bayram olsa Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hayat bayram olsa yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hayat Bayram Olsa yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.3.2026 14:10:00
5 puan verdi
"Oğuzhan Külte, bayram kavramını sadece dini bir ritüel olarak değil; toplumu bir arada tutan 'mukavemetli bir perçin' olarak tanımlayarak harika bir analiz sunmuş. 'Hayat Bayram Olsa' şarkısının naifliğinden, Ortadoğu’nun kanayan yarasına uzanan bu yazı; vicdanı körelmiş dünyaya karşı bir manifesto niteliğinde. 'Gerçek mutluluğun gönüllerdeki açlığı doyurmakla' mümkün olduğunu hatırlatan bu satırlar, bayramın o kaybolan ruhunu yeniden canlandırıyor. Kaleminize, ferasetinize sağlık
sair osman dastan
sair osman dastan, @sairosmandastan
20.3.2026 05:59:57
5 puan verdi
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık
Değerli kalemdaşım
Sözlerinizi büyük bir beğeniyle okudum
Kaleminiz kavi ilhamınızın daim olmadı temennisiyle
En kalbi duygularımla esenlikler dilerim.

İYİ BAYRAMLAR EFENDİM
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL