Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides
pomborya
pomborya

Demini Almayan Çay:

Yorum

Demini Almayan Çay:

( 6 kişi )

4

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

281

Okunma

Demini Almayan Çay:

Mutlu olmayı seviyorum, başkalarını da mutlu görmek istiyorum.
Yıllarca “çok şanssızım” diye yakındım.
Gerçekte öyle miydim, yoksa ben mi bir şey yapamadım?
Geçmişle yüzleşmek istemiyorum ama yükü sırtımda taşıyorum; biraz benim, biraz ailenin, biraz kaderin eseri.
Kız kardeşim benden korkarmış meğer, şimdi kırkından sonra itiraf ediyor.
Oysa ben hep iyi anlaştığımızı sanırdım; her yere beraber giderdik.
Artık daha uysal göründüğüm için arada sırf bağırmak için bağırıyor bana.
Hafif tebessümle bakıyorum. “Hep böyle miydin?” diyor. Koşullar değiştirmiş beni herhalde.
Beraber tatil yaptık, o hâlâ orada, cumartesi dönüyor.
Saçımı kesmedim, bermuda giymedim ama dün Kadıköy’e yürüyerek gidip bir barda bira içtim ilk defa, genç bir arkadaşla. Yaş farkı yokmuş gibi anlaşıyoruz. İş çıkışına denk getirdim, dolaştık, dönüşü de beraber yürüdük – aynı mahalledeyiz.
Gençliğimde yörenin en güzel kızı seçilmiştim iki yıl üst üste, taç vermediler.
Bu beni kızdırdı: “Güzelliğimle değil, yaptıklarımla bilinmeliyim” dedim.
Suratım asık dolaştım, erkeklere hırçın davrandım ki yaklaşamasınlar.
Bir tanesi benden küçüktü, aşkını herkese yaydı ama cevabını aldı.
Sonra tanımadığım biriyle evlenip İstanbul’a yerleştim. Köye gittiğimde o köyü terk etti, gidiş o gidiş.
İnsan nasıl yapar bunu?İçimde kırıklar var, delikler açıyorlar. Kapatıyorum ama yeniden açılıyor.
Kendime hak ettiğim övgüyü vermiyorum hâlâ. Eksik kalan neydi?
Demini almayan çay gibi bekletiyorum kendimi; bir gün en güzel rengini alacak diye umuyorum.
Özenle yaydığım örtüdeki bardaklar kırılıyor – istemeden, ama kırılıyor.
Acıları hissetmeyeceğim diyorum, daha derin hissediyorum. Toparladıkça bir yerden kopuyor bir şeyler. Kendimi suçluyorum, kırılabilir yüreğimi düşünmeden saldırıyorlar. Susuyorum ya da net söylüyorum, geri itiliyorum.
Üzülmemem gerektiğini biliyorum ama derinlerden yaralanıyorum, kanı durduramıyorum.
Neden hâlâ çıkamıyoruz bu döngüden? Neden insanca konuşup paylaşamıyoruz?
Eksikler birikiyor, uzaklaşıyoruz. Hayat üçüncü sayfa haberi gibi: açıyoruz, küfrediyoruz, üzülüyoruz, kapatıyoruz.
Bütün bu yükler, yürüyüşler arasında anlıyorum ki hep bir sığınağa koşuyormuşum.
Gidişin mor menekşelerleydi, gülüşüm acı su gibi dökülmüştü ardından.
Keşke sonbaharda değil, ilkbaharda gelseydin; martılar karşılasaydı seni, menekşeler açıverseydi her yanım.
Sen benim çınarımsın; yorulunca dibinde serinliyorum, seriliyorum gölgene.
Yüreğim ezildi, asfalt gibi yollara yayıldı. Kelimeler yetmiyor, kaçışıyorlar dilimden.Yoksulluğu üç kere gördüm: doğduğumda, babam öldüğünde, kocamı gömdüğümde. Ruhum yıprandı, elim kolum kalkmadı.
Düzlük ararken ormana düştüm. Sen benim meşe ağacımdın, evimin tam ortası.
Şimdi Kadıköy’deki adımlar bile seni aramakmış meğer. Belki bir gün dem alacak çayım, oturup içeceğiz.
Gündüz Yavuz..

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Demini almayan çay: Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Demini almayan çay: yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Demini Almayan Çay: yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
16.3.2026 17:28:49
5 puan verdi
Bekletilen Bir Hayatın Demlenme Sancısı
Bu metin, geçmişin gölgeleriyle bugünün Kadıköy sokaklarındaki adımlar arasında gidip gelen, dürüst ve cesur bir yüzleşme hikâyesi. Şair, kendi güzelliğinden kaçışını, hırçınlığını ve sığındığı "çınarlarını" anlatırken aslında tüm kadınların sessizce taşıdığı o ortak yükleri de dile getiriyor.Zıtlıkların Savaşı: Gençliğinde "yörenin en güzeli" seçilip de bu güzelliği bir zırh gibi kullanarak etrafına hırçınlık duvarları örmesi, insanın kendi özünü koruma çabasının en hazin tasvirlerinden biri. "Güzelliğimle değil, yaptıklarımla bilinmeliyim" isyanı, aslında bir kimlik arayışının ilk kıvılcımı.Demini Almayan Hayat: Kendini "demini almayan çay" gibi bekletmesi; mutluluğu, huzuru ve gerçek rengini hep bir "gelecek zamana" ertelemenin o hüzünlü yansıması. Bardakların kırılmasına rağmen o örtüyü özenle yaymaya devam etmesi, kadının hayatı toparlama inadını gösteriyor.Üç Yoksulluk: "Doğduğumda, babam öldüğünde, kocamı gömdüğümde..." mısrası, yoksulluğun sadece maddi bir yoksunluk değil, bir ruhun dayanak noktalarını kaybetmesi olduğunu sarsıcı bir netlikle ifade ediyor.Bir Sığınak Olarak "Çınar": Yorulunca dibinde serinlediği, gölgesine serildiği o çınar figürü; hayatın tüm fırtınalarına karşı sığınılan tek güvenli liman. Kadıköy’deki adımların bile aslında o sığınağı aramak olması, sevdanın ve özlemin zamansızlığını kanıtlıyor.
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
16.3.2026 14:13:33
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Hayat Muhasebesi ve İç Dünya Kliniği

Şiirin/Yazının Adı: Demini Almayan Çay
Şairi/Yazarı: Gündüz Yavuz
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu dizine dayadı ve dedi ki efendim bu metin bir şiirden çok insanın kendi hayatıyla yaptığı uzun bir iç muhasebe görünümündedir. Yazar, geçmişin kırıklarıyla bugünün yalnızlığını yan yana koyarak bir hayat hikâyesini samimi bir dille anlatmaktadır. Metnin merkezinde “demini almayan çay” metaforu vardır. Bu metafor, insanın olgunlaşma sürecini ve geciken huzuru temsil eder. Yazı boyunca aile ilişkileri, gençlik hatıraları, kayıplar ve kırgınlıklar anlatılırken aslında insanın kendi iç dünyasında verdiği mücadele ortaya konmaktadır. Bu yönüyle metin, bir hatıra anlatısından çok bir ruh günlüğü niteliği taşımaktadır.

RUSAMER kriterlerine göre değerlendirme

Özgünlük 18 / 20
Metnin en dikkat çekici yönü “demini almayan çay” metaforudur. Bu ifade, insanın hayatta bekleyen umutlarını ve henüz tamamlanmamış olgunluğunu sembolik biçimde anlatmaktadır. Ayrıca Kadıköy yürüyüşleri, köy hatıraları ve aile ilişkileri gibi gerçek hayat sahnelerinin anlatıya dahil edilmesi metni samimi ve özgün kılmaktadır.

Dil ve Üslup 18 / 20
Metnin dili doğal, konuşma tonuna yakın ve içten bir anlatım taşımaktadır. Yazar süslü bir edebi dil kullanmak yerine yaşanmışlık duygusunu ön plana çıkaran sade bir üslup tercih etmiştir. Bu sadelik okuyucunun metne kolay bağlanmasını sağlamaktadır.

Düşünsel Derinlik 19 / 20
Metin insanın geçmişle hesaplaşması, kendini affetmesi ve yeniden umut kurması üzerine kuruludur. Özellikle “yoksulluğu üç kere gördüm: doğduğumda, babam öldüğünde, kocamı gömdüğümde” cümlesi yazının en güçlü düşünsel noktalarından biridir. Bu ifade insan hayatındaki kırılma anlarını güçlü biçimde ortaya koymaktadır.

Yapısal Bütünlük 17 / 20
Metin bir hatıra ve iç konuşma akışı içinde ilerlemektedir. Zaman zaman anılar arasında sıçramalar olsa da genel olarak aynı duygusal eksen korunmaktadır. Bu yapı metnin doğal bir iç monolog havası taşımasını sağlamaktadır.

Etkileyicilik 18 / 20
Metnin en güçlü tarafı samimi bir hayat hikâyesi sunmasıdır. Okuyucu, anlatılan duyguların gerçekliğini hissedebilmektedir. Özellikle kayıplar, yalnızlık ve yeniden umut kurma çabası metni duygusal açıdan etkileyici kılmaktadır.

Not Toplamı 90 / 100

Edebiyat defteri sitesinde yayınladığım dileyen benim isimli şiirimi okumanızı ve ödüllü yarışmaya katılmanızı rica ederim.

Vesselam.

Bazı hayatlar hemen demlenmez;
Sabırla bekleyen gönül, en güzel rengi sonunda alır.
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
16.3.2026 12:18:45
5 puan verdi
Tebrik ederim yüreğinin sesini
Bu anlattıkların, insanın kendiyle kurduğu o sessiz ama derin mahkemesinin kapısını aralıyor. Kırkından sonra gelen o "itiraflar" aslında sadece kız kardeşinin değil, senin de kendi geçmişine dair yeni bir lensle bakmaya başladığının kanıtı gibi.
​Şanssızlık dediğimiz şey bazen gerçekten dış etkenlerdir, ama bazen de sırtımızdaki o yüklerin ağırlığından başımızı kaldırıp önümüzdeki fırsatları görememektir. Ailenin, kaderin ve senin payın... Bunlar bir saç örgüsü gibi iç içe geçmiş durumda; hangisinin nerede bittiğini çözmeye çalışmak yerine, o örgünün bugün seni getirdiği noktaya odaklanmak daha ferahlatıcı olabilir...
Kız kardeşinin sana "bağırması" aslında senin kazandığın o yeni dinginliğin bir testi gibi. Sen gülümsedikçe o eski savunma mekanizmalarını (korkuyu) yıkıyor, sen ise tepki vermeyerek kendi iç barışını koruyorsun. Bu bir zayıflık değil, aksine büyük bir güç gösterisidir.
​Kuşaklararası Köprü: Yaş farkı yokmuş gibi anlaştığın o genç arkadaşla yaptığın yürüyüş, ruhunun aslında ne kadar esnek ve öğrenmeye açık olduğunu gösteriyor. Statik kurallardan (bermuda giymek, saç kesmek gibi şekilsel değişimler) ziyade, zihinsel bir özgürleşme yaşıyorsun.
​Geçmişin Ağırlığı: Yüzleşmek istemediğin o geçmiş, aslında o akşamki Kadıköy yürüyüşünde seninle gelmemiş. Sadece mahalle yolunda eşlik eden bir gölge gibi kalmış....
FarukKara
FarukKara, @farukkara
16.3.2026 03:23:01
5 puan verdi
Aslında hayatın bize sonradan dayattığı o gerçekler, vaktiyle paylaşamadığımız ya da görmeyi seçmediğimiz her şeyin bir toplamı değil mi? Bugün 'gerçek' dediklerimizin bile ne kadar mutlak olduğu belirsizken, geçmişin yükünü bugün sırtlanmak ruhu çok yoruyor. Belki de o 'demini almayan çay', sadece sizin değil, hepimizin içindeki o netleşmemiş gerçeklerin bir simgesidir
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL