Başkasının önünü aydınlatırken kendi yolumuza da ışık tutarız. (ben sweetland)
Tu
Turan Yalçın

Ramazan (öykü)

Yorum

Ramazan (öykü)

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

179

Okunma

Ramazan (öykü)

RAMAZAN
Öğretmen derste öğrencilere ay yılı ve güneş yılını ve aradaki farkları anlatıyordu. Ay yılının güneş yılından 11 gün az olduğunu, hicri takvime göre yılın 354 güneş yılına göre de 365 6 saat olduğunu, 6 saat fazlanın da 4 yılda bir gün olarak Şubat ayına eklendiğini anlatıyordu.
Bu konuda halk hikayeleri, masallarının bile olduğunu söyleyen öğretmen, bu konuda öğrencilerin bir hikaye, ninelerinden, dedelerinden duyduğu bir masal olup olmadığını sordu. Sınıfa göz atarak bir kaç dakika bekledi. Ses çıkmadı.
Kimsenin parmak kaldırmadığını gören Duran hüzünlenerek parmak kaldırdı “ Benim var öğretmenim “ dedi. Öğretmen sınıfa baktı. Başka kimse parmak kaldırmamıştı. Öğretmen “ Anlatmak ister misin Duran? Arkadaşlarınla dinlemek isteriz. ” dedi.
Duran anlatmaya başladı.” Bir Ramazan günü nenem bana “Duran Ramazan her sene neden 11 gün erken gelir biliyor musun? “ diye sorarak anlatmaya başladı. “ Allah ayları yarattığında Ramazan’ı da 30 gün bereketi rahmetli ile yaratmış olduğundan miladi aylar Ramazan bizim içimizde olsun demiş. Ramazanın faziletli rahmet ve bereket ayı olduğunu duyan, değerli bulan aylar kendi aralarında yok bende olsun, yok onda olmasın diye kıyasıya tartışmaya girmişler. Yaradan en sonunda “durun durun kavga etmeyin. Ben çözüm buldum. Ramazan en iyisi onar gün erken gelsin her ay Ramazan ayının faziletinden rahmetinden sevabından nasibini alsın. demiş. Bu güzel adalete aylar razı olmuşlar. Şimdi 33 senede bir Ramazan aynı ayda oluyor. Her ay da Ramazandan nasibini alıyor” demişti. O zaman tam anlamamıştım. Şimdi siz anlatınca Öğretmenim bilimsel gerçeklere halkımız nasıl hikayeler ürettiğini daha iyi anladım. Nenem Emine öyle güzel insandı” dedi.
Bunun üzerine Meral Öğretmen “ Çocuklar Duran doğru söyledi. Bilimsel gerçeklere böyle hikaye ve masalımsı hikayeler anlatır halkımız yüzyıllar boyunca. Bu da masal le gerçeklerin karışmasına bir kültürün oluşmasına sebep olur. Duran’ın nenesi de böyle bir şeyi belli ki büyüklerinden duymuş ve bize anlatmış.
Öğretmen Meral Hanım sınıfa bir daha göz attıktan sonra “Başka hikaye anlatacak yok mu ? dedi. Kimse parmak kaldırmayınca Duran tekrar parmak kaldırdı. “Bir tane daha anlatmıştı nenem öğretmenim” dedi. Meral Öğretmen gülümseyerek, “Öyle mi hadi onu da anlat Duran “ dedi.
Duran “ ninem derdi ki “iyi hazırlanın diye Ramazan hemen gelmez, 6 ay önceden (Mevlid Kandili) 3 ay önceden (Regaip Kandili) 1 ay önceden ( Miraç Kandili) , 15 gün önceden (Berat Kandili ) ile yani kandiller ile “Ben geliyorum Ramzanaa hazırlıklı olun” mesajı verirmiş.”
Meral Öğretmen “Çocuklar Duran Kardeşimizi tebrik edelim, nenesini iyi dinlemiş ve bu tekrar tekrar dinlediği masalsı hikayaleri beyninde iyi yer etmiş ki, bugün burada bizlere tane tane ve anlayacağınız şekilde anlattı. Zaten halk hikayelerini derleyenlerde köy köy gezerek yaşlı insanlardan dinlediklerini yazarlar ve bunları tekrar tekrar gözden geçirerek , yazılı kaynaklardan da faydalanarak kitaplar yaparlar. Biz de Üniversitede bu kitaplardan çok okumuştuk. Duran ‘da bu neneden duydukları hikayeleri yazarsa deffterlerine ilerde Edebiyat okursa kendine çok faydalı olabilir” diyerek dolaptan çıkardığı bir büyük defteri ve kalemi Duran’a hediye etti.
Meral Öğretmenin böyle güzel bir huyu vardı. Kompoziyonda en yüksek notu alana , özel günlerde düzenlediği hikaye yazma ve okuma, şiir yazma ve okuma yarışmalarında derece yapan öğrencilerine hep kendi kullandığı kalemleri, defterleri, okuduğu beğendiği kitapları hediye eder “ sizde okuyunca kardeşlerinize, kuzenlerinize imkan yettiği kadar başkalarına okutun ki okuma sevgisi gelişsin, memleketimiz muassır medeniyetler seviyesine çıksın hatta onları geçsin. Allah ilk oku emrini boşa vermedi” derdi.
Sınıfa döndü ve gülümseyerek “ Bu defteri ve kalemi işte bu neneden ve dededen duyduklarını yazsın diye Duran ‘a hediye ediyorum. Umarım bunları ilerde kitapta yapar” dedi.
Duran bu iltifat karşısında gözleri yaşardı. Ağlamaya başladı. Bir süre sonra ağlaması durdu. Meral Öğretmen “ Duran ağlamanın sebebini anlatır mısın?” deyince.
“Öğretmenim defter ve kalem beni çok duygulandırdı.Hayatımda ilk defa babam hariç biri bana defter ve kalem hediye etti. Hem de nenemi hatırladım. O’na Allah rahmet eylesin. Bilge kadındı ve bana hep “Oğlum biz okuyamadık köyde kaldık, sen oku da hem kendini, hem de mesleğin ne olursa olsun çevreni güzel konuşmalarınla aydınlat. Kimseye kötü söz söyleme. İyi sözler önce iyi konuşan ağızları dinleyerek öğrenilir, sonra başkalarına öğretilir. Sen de güzel konuşan insanlarla beraber ol ki güzellikleri öğren demişti. Öğretmenim sizde bugün benim duygularımı anılarımı anlatmama , kendimi ifade etmeme vesile oldunuz. Bugün anlattığım hikayelerden nenem bana o kadar çok anlattı ki, hepsini hatırlayarak bu deftere yazacağım inşaAllah” dedi.
Öğretmen baktı bu duygulu öğrencisi nerede ise dersi kendisi anlatacak. Kendisine fırsat vermeyecek, Duran’a teşekkür ettikten sonra iyi anlamaları için ay yılı ve güneş yılını ve ikisi arasındaki farkı bir kere daha anlattı. “İyi anlayın ki hayatta ay yılı farkı ile güneş yılı farkı her zaman sizlerin önüne çıkacak” dedi. Bir kaç öğrenci soru sordu. Cevapladı. Sonra teneffüs zili çaldı.
Teneffüste herkes Duran’ın çevresini sardı defter ve kalem onların merakına sebep olmuştu. Bir çok arkadaşı kalem ve defteri incelediler ve Duran’ı tebrik ettiler. Duran ise hayatının dersini almış, hem kendisinin de maddi durumu iyi olursa başkalarına kitap, defter , kalem hediye edeceğine söz vermiş, hem de bu deftere hem nenesinin hem de yaşlı kadın ve dedelerden duyacağu hikayeleri ağıtları yazacağına dair kendine söz vermişti. Ama alay etmesinler diye arkadaşlarına da bir şey söylememişti.
Birkaç gün sonra olay tamamen unutulmuştu.
Günler günleri aylar ayları yıllar yılları kovaladı. Duran Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı.
Öğretmeninin kendine hediye ettiği defter bitince, yeni defterler alarak her duyduğu maniyi, hikayeyei, türküyü kaydetti. En azından beş defter doldurmuştu Lise ve Üniversite hayatı boyunca., Yüksek lisans ve doktora tez konusu da hemen belli olmuştu yani. O yüzden master ve doktora tezini yazarken hiç zorlanmamıştı.
Duran çok iyi bir Halk Edebiyatı uzmanı olmuş ve master ve doktora tezlerini de kitap yapmıştı.
Bir Gün Meral Öğretmeninin emekli olarak İzmir’e yerleştiğini bir arkadaşından tesadüfen öğrendi. Ev adresiini de araştırarak buldu. Kitaplarını özenle imzaladı. Eşini ve çocuklarını da yanına alarak, bir güzel de pasta yaptırdı.
Meral Öğretmen yaşlanmış ama halen dinç olarak duruyordu . Bunu da öğrencilerini sevmesine ve onlarında kendini sevmesine bağlıyordu “Biliyordum Duran, o gün anlattığın hikaye sonrasında hediye ettiğim defterin sana yeni ufular açacağını biliyordum. “Boynuz kulağı geöer derler” sen de Edebiyat Öğretmenini geöerek Edebiyat Hocası oldun Üniversiteye. Nenelerden duyduklarını torunlarna aktaran bir köprü oldun. Öğrencilerinde seni geçsin. Gelenek ve gelecek arasında köprü olanları kimse unutmaz. Edebiyat böyle güzel köprü kurar işte “ dedi.
Biz de nenelerimizi iyi dinleyerek onlardan duyduğumuz masalları yazarsak belki lkerde tanınan insan olursak iyi kitap olur. Edebiyat tarihi Duran Hoca gibi hocalarla doludur.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ramazan (öykü) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ramazan (öykü) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ramazan (öykü) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL