0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1985
Okunma

BEYOĞLU’NUN EN GÜZEL ABİSİ
Sevgili kitapsever dostum,
Bir kitabı daha tekrar okuyarak tamamladık. Tekrar derken, bir kitabı beğenirsem kitaplığıma dahil eder, sonra aradan bir kaç yıl geçince yeniden okurum. Unuttuklarımı hatırlar ve kitaptan çıkaracağım dersleri alırım. Bu da bana hem öğrenme, hem de bu mektuplar ile başkalarına öğretme zevki verir. Zaten sende okuduğum kitapları tanıttığım bu mektupları dört gözle beklemiyor musun okuyup da okutmak için.
Sevgili kitapsever dostum,
Ahmet Ümİt bir röportajında “ benim romanlarımda sadece polisiye değil, sosyoloji, psikoloji , hayatı anlatma da vardır” demişti. Aynen öyle okurken hayatın içinde yaşıyormuş gibi duygulanıyor insan. Zaten roman sanatı da kelimelerle resim çizerek okurda , romanı okurken o atmosferde kendini görmesini sağlama sanatı değil mi?
Sevgili dostum,
“Beyoğlu’nun En Güzel abisi” romanı “Bir Başkomiser Nevzat kitabı” üst başlığı ile takdim ediliyor ve “Bir romancının dikkatle dinlenmesi gereken yalanları” alt başlığı ile kapakta tanıtılıyor kitap. Elimizdeki roman YKY de 10. Baskı olarak Temmuz.2025 de yayınlanmış. Kitap ilk Everest yayınlarından 2013 yılında çıkmış. 454 sayfa .
Sevgli dostum,
Bir romancı kurgusal da olsa kendinin yerilmesi, eleştirilmesinden çoğu zaman hoşlanmaz. Bu kitapta Başkomiser Nevzat, romancı Ahmet Ümit’e eleştirel ve mizahi gözle bakıyor. Hatta yerden yere vuruyor, tavırlarından rahatsız bile oluyor. Geçen yıl kaybettiğimiz Selim ileri ile dostluğunu da kitapta anlatıyor yazar. Nevzat aynı zamanda romancıyı hiç okumadığını söylüyor ve kendisinin roman kahramanı olmasını da istemiyor. Tabii ki romana neşe ve tat katsın diye yazıyor bunları kitapta.
Sevgili dostum,
Roman Tarlabaşında 2013 yılı yılbaşında öldürülen Engin Akça’nın öldürülmesi ve oplise bildirilmesi ile başlıyor. Sonra tetikçi Titiz Tarık’ın çatışmada Komiser Ali tarafından öldürülmesi, Tarlabaşında Gece kulüplerinin savaşını anlatıyor. Tarlabaşılılar Kulübü, Öztarlabaşılılar Kulübü, Kumar mafyası babaları Nizam ve Barbut İhsan’ ın düelloya kadar giden Hacer yani Çilem’i paylaşamamaları üzerine kuruluyor. Engine sırılsıklam AŞIK Azize, ona aşık Sadri Klarnet, Jale hanım avukatı Batuhan, Nizam’ın avukatı Damat Sacit ile tanışıyoruz. Sorgular, hak aramalar, Başkomiser Nevzat ve Yardımcıları Ali ile Zeynep’in görev aşkı ve birbirine olan aşkları . Hayatta aşkın ve sevginin insana neler yaptıracağını da ibretle okuyoruz.
Sevgili dostum,
Roman gezi parkı olaylarına, Tarlabaşında kentsel dönüşüm, rant savaşlarına, mafya babalarının bina kapma yarışı, bunların pavyon kadınlarına aşkı kıskançlıkları, racon kesmeleri, polis mafya babası ilişkileri, sokak çocukları Keto, Pirana ve Musti’nin sokaklardaki maceraları, Ferhat Çerağ Kültür merkezinde Nazlı’nın toplumun öteki kesimleri sayılan taravestilere, sokak çocukların topluma kazandırması için yaptığı çabaları anlatıyor. Eğitimin insanı nasıl değiştirdiğine de şahit oluyoruz. İyi ya da kötü olarak. Romanı okurken 6 yıl Üniversite okurken yaşadığımız (1987-1993 yıllar arasındaki) İstanbul’unu Taksim, Gezi parkı, istiklal caddesinin 2013 yılı halini önümüze sererek bize de nastolji yaptırıyor.
Sevgili kitapsever dostum,
Kitabın arka kapak yazısında “Aşkın iyilikle bir ilgisi yok” diye başlık düşündürüyor insanı. Aşk nedir? Sorusuna da cevap aranıyor. Tabii ki Evgenia Başkomiser Nevzat’ın aşkını da izliyoruz. Birbirini gerçekten seven insanın aşkı için neler yapacağını veya yapamayacağını, meslek aşkı ile sevgili aşkı arasında kalınan ikilemi de zevkle okuyoruz.
Sevgili dostum,
Ahmet Ümit romanları pek çok dile çevrildiği gibi ülkemizde de çok okunan ve halk kütüphaneleri ile Üniversite kütüphanelerinde rahatlıkla bulunan kitaplar. Yani okumak isteyenler kolayca ulaşabiliyor. Psikoloji ile ilgilenen herkesin okuyabileceği faydalanabileceği kitap benim faydalandığım gibi. Ahmet Ümit romanlarını okurken kendimi daha iyi hissettiğim ve daha sakin mantıklı düşündüğüm gibi...
Sevgili dostum,
Bu kitabı okurken yaklaşık 10 sayfa olan bölümlerini iyi anlamak için yavaş yavaş ve her gün bir bölüm olara okuyunca insan daha iyi anlıyor. Yavaş ve sindire sindire okumak...Bu kitapta bölüm numaraları yok ama bölüm başlıkları var. Daha sonra yazılan kitaplarda her bölümün bir de numarası oluyor. Böylece okur bölümleri karıştırmadan sıra ile rahatlıkla okuyabiliyor. Bölümler karışmasın diye bölümleri ortalama 10 sayfa ile tutmak da mantıklı bir teknik bence.
Sevgili dostum,
Roman okumak benim için bir nevi terapi gibi. Gü boyu hayatın karmaşasında yorulan insan olarak evde ve işte boş zamanlarda demeyelim de zaman oluşturarak okumak bir nevi terapi gibi iyi geliyor insana . Ben güzel hikayeler ve roman okumayı böyle görüyorum. Biliyorım aynı duygular senin için de geçerli.
Sevgili dostum,
Ahmet Ümit roman ve hikayelerinin tamamını okuduğum gibi şimdi tekrarlarını da okuyorum. Yeni çıkan kitaplarının ilk okurlarındanım. Ahmet Ümit öyle her sene bir kaç kitap çıkarmak yerine ortalama iki yılda bir kitap çıkararak okuruna kendini özletmeyi bilen bir insan da. Böyle de olmalı. Bu süre aynı zamanda yeni kitap için mekan seçimi ve mekan gezme , okuma ve yazma için de makul zaman. İyi bir roman okuruna “işte romancı hayatı böyle mantıklı ve tam anlamı ile romanına sokmuş. Hayatı 450 sayfa kitapta anlatmış” dedirtmeli.
Sevgili dostum,
Bu roman sadece 3 günde geçiyor ve bu 3 günde 10 a yakın insan ölüyor. Bu 450 sayfalık romana sığıyor. Bu üç günü kahramanlarının psikolojileri, tavırları ile adeta düşüncelerini okuyarak 450 sayfaya sığdırmayı çok psikolog bile yapamaz. Demek ki, çok okumak da insanı hayat, edebiyat psikoloji ve sosyoloji konusunda bilgi sahibi yapabiliyor. Bu kitapta onu anladım.
Sevgili dostum,
Kitabın adına takılıp da kalma sakın. Sen de benim için “ Tüm zamanların en yakışıklı ve akıllı dostusun” Bu tanım sana bayağı uydu yani. Bu isimde roman yazasım geldi. Senin mektuplarımı okuma ve okutma azmini gördükçe. Olur mu olur belki bir gün yazarım.