6
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
107
Okunma

Kaybettiklerimiz olur. Bu bazen para, bazen sağlık, bazen neşedir. Önceleri üzülsek te, zamanla alışırız. Parayı yeniden kazanır, sağlığın varsa çaresini buluruz. Neşemiz giderse yeniden gelir. Ölüm öyle değildir işte… O gelir biz gideriz.
Tacettin Yıldırım 1 Eylül 2025 tarihinde acelesi varmış gibi düştü ölümün peşine, çekti gitti aramızdan.
Dostluklar, arkadaşlıklar, palmiye gibi gösterişli fakat köksüz değil zeytin ağacı gibi sağlam, uzun ömürlü, yararlı ve barış içerisinde olmalıdır.
Biz öyleydik.
1966 yılında askeri okulda tanışmıştık onunla. Gün oldu bir tek sigarayı, gün oldu bir lokmayı paylaştık. Allahlım af etsin beni. Niye yalan söyleyeyim ölümünü bir türlü kabullenemedim. Çok üzüldüm, Halâ da üzülüyorum. Bazen:
” Şimdi Deftere gireceğim -Tacettin Yıldırım’ın bir şiiri yayınlandı- uyarısı karşıma çıkacak, Ya da çalan telefonumda arayan Tacettin olacak” diye imkânsız hayaller kuruyorum. Bir başka gün Onu benim kadar seven arkadaşımın yine onun için söylediği türküyü dinleyip, hüzünleniyorum, Ağladığım da oluyor, Bazen Defterdeki sayfasına girip yazılarını, şiirlerini tekrar tekrar okurum.
Bundan aylar önce sağ ayağıma hükmedemez oldum. Düştüğüm de oluyordu. Daha sonra sol kolumda çalışmaz oldu. Bu durumumu öğrenen yakınlarım, dostlarım Milli maçta tezahürat yapar gibi hep bir ağızdan bağırdılar: Doktor… Doktor… Doktor…
Gittim.
Sağ olsunlar şimdinin doktorları tuttu mu kolay bırakmıyorlar yakanı. Tahlil tetkik, EMAR derken teşhis:
“ Fiziksel bir sorun göremedim. Seni psikiyatriste göndereceğim.”
O doktorla da sohbet ettikten, sorgusundan geçtikten sonra onun da teşhisi:
“Yaşadığın büyük üzüntünün sonucu 11 felç çeşidinden birini yaşamışsın. İlaçlarını düzenli kullanırsan zaman alır ama düzelme ihtimalin de var.”
Bir poşet ilaç verip gönderdiler beni.
Şimdi dışarı çıkamıyorum. Evimin ekmeğini komşular alıyor. Yazılarımı sağ elimin tek parmağıyla yazıyorum. O da çok zaman alıyor. Yoruyor beni. Moral diye bir şey kalmadı bende.
Hani derler ya; acılar paylaştıkça azalır. Tacettin’i benim gibi tanıyıp sevenlere mesajlar gönderdim. Sağ olsunlar cevap verip beni teselli edenler oldu. Bazıları da;
“ Seni telefonla arayacağım” demelerine rağmen aramadılar. Kızıyor muyum? Kesinlikle hayır. Onlar beni burada oynuyor zannederken, kim bilir ne dertleri var ki belki de orada ağlıyorlardı.
Çok dostu olanın hiç dostu yoktur. Allah yokluklarını göstermesin benim de az olsa da zeytin ağacı gibi dostlarım var. Onlarla konuşuyor onlarla teselli buluyorum.
Bazen düşünürüm “Ben niye bu kadar duygusalım? Yine kendi sorumun cevabını kendim veririm. “ Duygusuz olsak bu şiirleri, bu yazıları nasıl yazarız?”
Yaşadıklarımı, duygularımı sizlerle paylaştım, rahatladım. Aslında doğumun sevincini nasıl yaşıyorsak, ölümünde hüznüne katlanmamız lazım.
Ama yürek susmuyor işte…
SAYGILARIMLA.
NOT: Bu yazıya yapacağınız yorumlarınıza cevap veremezsem lütfen kusuruma bakmayın. Dediğim gibi yazmakta sıkıntı çekiyorum.
5.0
100% (4)