2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Duygu insanı insan yapan özelliklerin en önde gelen gereksinimlerindendir.Sonrasında düşünme yetisi ve karar verme mekanizmaları gelir.İnsan vâr olduğu toplumun frekansında duygu durumunu kalıplaştırırken,evrende hiç bir varlık doğaları gereği oluşumunun asl olan frekanslarını kısıtlamaz.Örnek aldığımız şey gelip geçici şeyler değilde,sonsuz nizamına kurulu devir daimi olmuş olsaydı çağımızın pek çok kaosunu tetiklemez,dünyayı bu kadar yaşanmaz kılmazdık.
İnsanoğlunun vâr olma ile ilgili oturup tekrar düşünmesi gereken çok şey var.Varlığını inkar etmesi,o şeyin yok olduğu anlamına gelmez.Gerçek üstü örtülse de gerçektir,vardır ve oradadır.Ve gerçeğin gizli-saklı kalmama gibi bir özelliği de vardır.
İnsan beyni kendi arzularına uygun olanı kabul edip,hoşuna gitmeyeni reddettiği sürece doğru yapmış olmadığı gibi sonsuz nizamın parçası olmayı da reddettiğini kabul eder.
Unutmamak lazım ki;bizler dünyaya gözümüzü açtığımız ilk andan beri evrenle yapmış olduğumuz sözleşmeye bağlı kalacağımızın garantisini vermiş,böylece ilk nefesimizi almışızdır. Hiç kimse 3 aylık gebelik sonrası dünyaya gelmedi yada 13 ay anne karnında kalmadı.Ağaç kökleri her zaman toprağın altında olacak şekilde yerleştirildi, kökleri göğe yükselip dalları toprağın altında olan bir ağaç görmedik.Yani oluşumun yegane kurallarının karşısında olmayla olan savaşımızın vereceği zarar sadece kendimize vereceğimiz zarar demektir
5.0
100% (2)