0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
41
Okunma
NAMAZDAYIM
02.07.2001
Bundan önceki yazılardan anlaşılacagı üzere hafta sonu Ankara’daydım. Cumartesi öğleden sonra Kızılaya gittim,Sakarya caddesindeki meyhanelerin oldugu kısımlarda dolaşırken en az 8-10 yıldır görüşemediğim 2 arkadaşımdan birinin meyhanede içmekte olduklarını gördüm. Eski dostları görüp de yanlarına varmamak olmaz tabii. Onlarda beni görünce “Vayyy!” deyip kalktılar, sarıldık tokalaştık, koklaştık öpüştük. Bana da bira geldi, eski anılara daldık ki sormayın.
Daldan dala, ilden ile, konudan konuya, arkadaştan arkadaşa…
“İhtiyarlamışsın” yahu dedi Kemal. Bu bay Kemal çok muzip, çok şakacı.
Bir o kadar da mataracı , acık vermeye gelmez , canlı gazete olur yayar ki onun diline düşmektense zindanlara düşmek daha iyidir. ’Lan oğlum yaz, belki bir mizahçı olursun’ demişimdir de benden bir bok olmaz demiş, yine işi matraha çekmiş güldürmüştü. Neyse.
O ara ikindi ezanı okundu.
Bu diğer arkadaşla göz göze gelip kahkahalarla gülmeye başlamazlar mı?
Hem bana bakıyor hem katıla katıla gülüyorlar. Arada bir de “Haydi, haydi ikindiye demezler mi”
Bende bastım kahkahayı, yırtınırcasına gülüyoruz, gözlerimizden yaşlar akıyor. Herkes bize bakıyor ,ayıp olur diyerek kendimizi frenlemeye çalışıyoruz.,
Neden mi öyle güldük, merak etmişsinizdir?
Haklısınız, merak edilmeyecek gibi değildi doğrusu. Koca koca adamlar Kızılay gibi bir yerde birahanede yırtınırcasına gülüyor, herkesi kendimize baktırıyor... kendilerine güldürüyor, belki de sövdürüyoruz..
Anlatayım; Efendim bundan yıllar önce…
Yine bunların da bulunduğu birkaç arkadaş...Yine böyle ezan okudu, bazıları yine “haydin Cuma ya” dedilerdi. Hepsi kalkınca ben de kalktım. Ayıp olmasın... iyot gibi dışta kalmayayım ,hem de madem sevapmış bir sevapta ben alayım düşüncesiyle. Peşlerine takıldım,takıldım amma ilk namaz kılmam olacaktı.Bir taraftan da bir hata yaparsam bunların dilinden düşmem..Hele Kemalin... Beri yandan da “yok canım neden hata yapayım ki”,onlar nasıl yaparlarsa ben de aynısını yapar... kendi kendime ölçer biçerken camiye girmiş olduk, içerisi kalabalıktı, kimisi eğilip kalkıyor, kimisi bağdaş kurmuş, kimisi tebişhtaneleri sayıp duruyor... Öne doğru ilerledik. Şömine gibi bir yerin karşısında durduk, diz çöktük. Önümüzde iki sıra daha var. Derken başı sarıklı siyah cübbeli biri geldi. Oradaki seccadeye durdu. Herkes ayağa kalktı…
“Saflar tamamlansın” sesiyle kıpırdanmalar başladı.Benim derdim muzipin yanına düşmemek. Bu nedenle aramızda 2 şahıs bırakarak onun soluna oturdum. Fakat onun derdi de beni yakından izlemek olmalıymış ki safları tamamlayın sesiyle yanıma kaydı. Artık yapılacak bişey yoktu. Daha doğrusu yapılacak tek şey hata yapmamaktı.
Tam bu sırada hocamızın “Allahu ekber “ sesiyle herkes ellerini kulaklarına götürdü. Ben de götürdüm, ellerini önlerinde birleştirdiler. Ben de göz ucuyla çaktırmadan izleyerek onları taklit ederek durumu idare etmeye çalışıyorum.
Ne dereceye kadar başarılı oluyorum bilemiyorum. Eğildik, doğrulduk yere kapaklandık, tekrar kalktık. Tekrar yere kapaklandık ve dizüstü sessizce bekliyoruz.
Onca kalabalıkta çıt yok. Hocanın “Esselamüaleyküm” demesiyle solumdaki adam bana doğru boynunu uzattı. Ben de bana bi şeyler söyleyecek diye ona doğru başımı çevirdim, kulağımı eğdim. Adam hiç bi şey demeden bu kez başını öbür tarafa çevirmesin mi? Alındım “Sen benden başını cevirirsen, ben de senden başımı çeviririm” düşüncesiyle başımı sağa çevirmemle solumda bulunan bizim muziple göz göze gelmez miyim. Göz ucuyla bakındım ki herkesin boynu sola doğru ..tek benim sağa doğru.
Anladım.
Bir çuval inciri berbat etmiş, Muzibin diline düşmüştüm, kızardım. Onun da gülmemek için kendini zor tuttuğunu anladım. Gülmemek için kendini zor tutmuştu. Aylarca dillerindeydim, gırgırlarının konusuydum.
İşte şimdi ezanla o anıyı anımsamış, gülüşüyorduk.
Siz olsaydınız gülmez miydiniz?
02.07.2001 CİDE
Sinirlerin gergin olduğu günler yaşıyoruz ;
Biraz da gülelim deyip eski yazılarımdan
Bunu seçtim. Anlatılanlar kısmen doğrudur.
03. 03. 2026/ Ankara