1
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
152
Okunma
aynı izler üzerine kurulan yollar, hiçe varıyor sonunda..parmak uçlarında, rüzgarlardan habersiz savrulan yaprakların geride bıraktığı sesler.. güz yağmurlarına denk geliyor pencerende ki soyunurken kimsessizliğimize sessiz ve usulca, şahları kaldırdık aramızda.. bütün piyonlar çapraz bir ödeşmede hep...sana ve sola devrilen omuzda, düşler buduyorken şiirlerinin içinden..aynalarda yüzünü arayan kadın yüzüydü/ruhun, malumun.. söylese duyulamaz,tutsa dokunulamaz, baksa görülemez sim/ siyah zehirini akıtırken..daha çok gelip, boğulmak için dalıyordun içimde..derin suların bildiği en belirgin renk! mavi.. kapat, yakmadığın odaların kapılarını…söndür, teninde mumdan gemileri/düş..daha yükseklerden, çok daha.. karanlık ormanlarıma ve çarp aklını.. unuttuk/ umuttuk..yosun dili sorgularımızda..beni unut, buradayım çünkü ciğerlerimde senden aldığın ödünç nefesleri veremiyorum,tırmanırken dik yamaçlarında..yazıp yazıp siliyorum.. sıra kadem basan bir muamma..hep aynı sokakların çözülen dili karşılıyor yanından geçerken dünlerimi..rüyanın arınmasını beklemek topraktan, yahut çizilmiş resimdeki karakalem izi kaybetmek, sakin deniz kenarında kumsala dokunurken ayak parmakların.. ben, hırpalanmış notaların söylediği melodiyi hatırlamaya çalışırken unuttuğum bir kaç sözü mırıldanıyordum ıslığımla çarşafçarşaf duygularımın karmaşası içinde.. cevapları sabaha mı not bırakıyordu yahut da gecenin hemen sonunda mı geriliyordu boğazımın altında
boynuma dolanmış ellerin.. sıkıyordu demek ki. bütün duvarlara tırnakları ile izini bırakmış ruhları..onunda susması, yahut gülmesi ve ağlaması..şiirlerinin derinliğinde geçmişle günümüzü ve günümüzle geleceği karşılaştırıp, herşeye rağmen kendini devamlılığına adamış olan insanlara deli dolu sözler etmek,elbette kolaydır.. neresinden başlarsak önce orası dağılır şehrin ellerimizde.. neresini hatırlamış olsak yüzünün mesela, önce orası silinip kaybolur sularıyla içini yıkamaya doyamadığımız bedenlerimizde.. duyguların ritim tutan yamaçlarından kış olsa, çığ düşerdi çoktan içine..bunca soğuk dokunuşunu çevirirken rüzgarın, bir hışımla dağıtacağı yapraklarına sarılıp, dolaşırken elleri.. ağır kanamalı bir kadının bacaklarından yaşama tutunma cabası gibi..sıradan rastgele kurulmuş bir cümlem. yok..öpüyormuş gibi yapmadım. seviyormuş gibi hiç.. gelip geçen kuşların kanatlarında, taşımaktan yorgun düştüğü bir bekleyiş ruhum..soyundum ve serildim kollarının arasına..
ne vakit aynada kaybediyor olsam bir gözümü,
bir gözümü daha...derinliğinde şiirlerinçokça nesir, çokça beyit, çokça ağıt yaktığı o aşığın.. uşak bilenmiş makamından atıyorum kendimi..
bir uçurum buldum.-yüreğin- o bilindik sololara ve sonralara.. çıktığım doruğun tüm tepelerinde, ayaza çaldırdığım o çok bilindik yamaç şimdi omuzlarından atıyor yükünü. zorladım seni çok,iştahla koparman için dalındaki günahı ve kesmeni istedimkılıcın paslanmayan diliyle sorumluluk bağlarını..istedim her şeyden çok önce seni ama sonrasız susarken, sürgün edilmek pahasına gök/yüzünden..kaç rüyadan sonra
hepsi hayatım...kaç geceden sonra hepsi ayaz sabahım.. önemli mi şimdi martıların kalabalık sürülerle yerleşmesi omuzlarıma.. sokağın her iki tarafında durup gelmeyen ve gitmeyen gölgelerin izlerini aramak…
her şey zamana kurulu bir an ve artık kapanan kapının metal sesi yükseliyor..iyot kokusu gibi; eğer kayaların üzerinde devrilmeyen bir ada bulmuşsamkarşımda.batmıyor diye hayret ettiğim kaçıncı gemiden sonra dönüyorum.. İçimde unuttuğum o kimse/ kimselerin Atlaslarına..bana sen, bir adım öteye geçme dedin..öyle ya çok gerekli değil yaslandığım ağaçtan söz etmek şimdi.. yine de tırmanmak, hep yokuşları çağırır dizlerine…
(...)