Seçkin kişi duygularını aklıyla idare eder ve gerçek cesaret ödevlerini yerine getirmekle bulur. bayağı, aklını duygularıyla yönetir ve gerçek cesareti saygısızlıkta bulur. konfuçyus
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Helallik

Yorum

Helallik

1

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

33

Okunma

Helallik

Helallik

Avluda toplanan kalabalığın üzerinde ağır bir sessizlik vardı. İnsanlar yan yana duruyor, fakat kimse kimsenin gözlerine bakmıyordu. Fısıltılar dolaşıyor, ayak sesleri taş zeminde yankılanıyor, ama her ses sanki bilerek kısılıyordu. Çünkü bazı vedalar yüksek ses kaldırmaz.

Namaz bitmişti.
Şimdi sıra vedanın kendisindeydi.

Ortada, al bayrağa sarılı bir tabut duruyordu.

Bir ömür, birkaç metrekarelik bir suskunluğun içine sığmıştı.

Tabutun çevresinde duranlar başlarını eğmişti. Kimi dua ediyor, kimi uzak bir noktaya bakıyor, kimi ise hiçbir yere bakmamayı tercih ediyordu. Çünkü insan bazen bir tabuta değil, kendi vicdanına bakar. Ve o bakış, her zaman kolay değildir.

Hoca efendi öne çıktı. Sesi sakindi, alışılmıştı, yılların tekrarından gelen bir duruluk taşıyordu.

“Merhumu nasıl bilirdiniz?”

Kalabalıktan tek bir ses yükseldi:

“İyi bilirdik.”

Soru tekrarlandı.
Cevap yine aynıydı.

Üçüncü kez sorulduğunda ses daha da yükseldi. Sanki herkes iyi bildiğini söyleyerek, kendini de bu vedanın ağırlığından kurtarmak ister gibiydi.

Sonra ikinci soru geldi.

“Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

“Helal olsun.”

Sözler gökyüzüne doğru yükseldi ve orada asılı kaldı.

Helallik…

O an insanın zihnine sessiz bir soru düşüyordu:

Gerçekten kimin hakkı vardı burada?

Kalabalık büyüktü. Üniformalılar, makam sahipleri, fotoğraf çekenler, sadece izleyenler… Herkes oradaydı.

Ama insan düşünmeden edemiyordu:

Hayattayken de bu kadar kalabalık mıydı etrafı?

Çünkü bu bir ömrün tamamlanışı değil, yarım kalmış hâliydi.

Yaşanmamış yıllar vardı içinde.
Kurulamamış hayaller.
Ertelenmiş umutlar.
Söylenememiş sözler.

Hoca efendi bir an sustu. Başını eğdi. Belki kimse fark etmedi, ama o kısa sessizlik, söylenen bütün sözlerden daha ağırdı.

Çünkü eksik olan bir şey vardı.

Cemaatten helallik isteniyordu.

Oysa asıl sorulması gereken kişi, arkasında duruyordu.

Belki de dönüp ona sormak gerekiyordu:

Hakkını helal ediyor musun?

Bu kadar erken biten bir hayat için…
Eksik kalan yılların için…
Görülmeyen emeğin, duyulmayan sesin için…

Helal ediyor musun?

Kalabalığa bakınca başka sorular da büyüyordu insanın içinde.

Hayattayken onun yükünü kim paylaştı?
Kim şartlarını gerçekten merak etti?
Kim onun yaşadığı zorlukları görmek istedi?

Bugün omuzlar güçlüydü. Ama hayatı boyunca bu omuzlar onun yanında mıydı?

Vatan sevgisi dillerde büyüktü. Sözler hazırdı. Alkışlar kolaydı.
Oysa vatan, sadece uğurlananlarla değil, yaşatılanlarla korunurdu.

Adalet, cenazelerde değil; hayatın içinde gerekliydi.

Helallik ise ölümden sonra söylenen bir söz değil, yaşarken verilen bir haktı.

Tabut omuzlara alındı.

Kalabalık ağır ağır yürümeye başladı. Adımlar yavaştı. Her adımda toprağa biraz daha yaklaşılıyordu. Ve insanın içinde tek bir düşünce kalıyordu:

Ölüm, gidenin değil, kalanların vicdanını tartar.

Bugün burada sorulması gereken soru şuydu:

“Hakkınızı helal ediyor musunuz?” değil…

Biz, hayattayken onun hakkını verebildik mi?

Ve belki de bu kalabalığa sorulması gereken asıl soru şuydu:

Hangi yüzle geldik?
*
Mehmet Demir
1325

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Helallik Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Helallik yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Helallik yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
1.3.2026 17:51:09
Güzel soru hangi yüzle geldik. Vatan için canfeda görev yapanlara en akıllı geçinenler bile utanmadan “para için çalışıyorlar” diyebiliyor. Sahi bir organ kaybı kaç para, bir can bedeli nedir. Allah vatan savunması ve bir adım ileride olabilmesi için emek verenlere kolaylıklar, Hakk’ın rahmetine ulaşanların da yerlerini uçmak eylesin.
Öyle gencecik ışkalarımız gitti ki: bırakın yazmayı, yaşadığımızı hissettirmeye utanır olduk.
Emeğinize, yüreğinize ve kaleminize kuvvet.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL