Bir kalbin ne kadarla dolacağını hiç kimse, hatta şairler bile ölçememişlerdir. (zelda fitzgerald)
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Ruhların Bile Satıldığı Sofra

Yorum

Ruhların Bile Satıldığı Sofra

4

Yorum

17

Beğeni

0,0

Puan

138

Okunma

Ruhların Bile Satıldığı Sofra

Ruhların Bile Satıldığı Sofra

İnsan bazen düşmanına benzediğini fark etmez bile. Sessizce, farkında olmadan, başkasının aynasında kendi yüzünü kaybeder. Bu yazı, taklit etmenin tehlikesinden değil, kendine yabancılaşmanın bir trajedisinden bahseder. Çünkü bir toplum, değerlerinden uzaklaştığında artık kendisi değildir, sadece bir suret, bir yankı, bir gölgedir.
Bugün ülkemizde yaşananlar, yalnızca bugünün değil, geleceğin de fotoğrafını gösteriyor. Toplumlar, farkında olmadan, çevresindeki güçlü odakların davranışlarını, dillerini, hatta duygularını taklit etmeye başlar. Başta zararsız görünen bu taklit, zamanla bir kimlik aşınmasına dönüşür. Onlara benzeyenler, en sonunda onlar gibi düşünür, onlar gibi yaşar, onlar gibi kaybeder.
Akışa kapılmak kolaydır. İnsanlar sorgulamayı bıraktıkça, artık her dayatılanı doğru sanır. Bir süre sonra irade, teslimiyetin kılığına bürünür. Politik baskılar, ekonomik zorluklar, toplumsal yönlendirmeler… Hepsi bir araya gelir ve bireyin karar verme gücünü yavaşça törpüler. Bugün verilen küçük tavizler, yarın büyük çöküşlerin temelini atar. Ve farkına bile varmadan, insan kendi elleriyle geleceğini teslim eder.
Tarih, sessiz dönüşümün örnekleriyle doludur. Değerlerinden kopan toplumlar, bir süre sonra yalnızca taklit ettikleri güçlerin silik bir yansıması haline gelir. Kendi düşüncesi kalmamış bir halk, başkalarının düşüncesini alkışlamaya başlar. Vicdanını kaybeden bir toplum, haliyle adaleti de kaybeder, adaletin yittiği yerde ise sadece korku kalır. O korku, sonunda iradenin mezar taşına dönüşür. Bu tehlike, yalnızca bireysel bir yozlaşma değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküştür.
Bir millet kendi kültürel, ahlaki ve inanç temellerinden uzaklaştığında, dışarıdan gelen her etkiye açık hale gelir. Kendi değerlerini unutmuş bir toplum, başkalarının sistemini kutsar. Ve o noktadan sonra artık düşmanı yoktur, çünkü artık düşman kendi içindedir. Bugün yaşananlar, aslında sessiz bir uyarıdır. Bir toplum, kendi akışına körü körüne teslim olduğunda, sadece bugününü değil, yarınını da kaybeder.
Kültürünü, inancını ve vicdanını korumayan toplumlar, sonunda “onlara benzeyen” bir surete dönüşür. Benzerlik oldukça uzaklaşırken, taklit ettikçe kaybolur. Onlar kendi yüzlerini bile unutanlardır. Çünkü iradenin yok olduğu yerde özgürlükten bahsedilemez. Bir milletin en büyük kaybı, vatanını değil, kendini unuttuğu andır. Kendini unutan, kimliğini koruyamaz; kimliğini koruyamayan, vatanını savunamaz.
Güç, baskı ya da çıkar ilişkileri değil, değerlerine olan sadakat ayakta tutar bir toplumu. Küçük doğru adımlar, farkındalık, vicdan ve sorumluluk, sessiz çürümenin önüne geçer. Eğer biz, aynaya baktığımızda hala kendi yüzümüzü görebiliyorsak, umut vardır. Ama aynadaki yüze yabancılaştıysak, artık kim olduğumuzu değil, kime benzediğimizi konuşuyoruzdur.
Bir milletin uyanışı, önce bireyden başlar. Her birey, değerlerine sahip çıktığında, kendi vicdanını kaybetmediğinde ve iradesini teslim etmediğinde, toplum yeniden ayağa kalkabilir. Kültürünü, tarihini ve vicdanını hatırlayan toplumlar, en zorlu zamanlarda bile yolunu bulur. Kendine dönen, kendi yüzünü gören ve kendi değerlerine sahip çıkan milletler, sessiz çürümenin pençesinden çıkar.
Ve işte o anda, ruhlar yeniden canlanır. Kaybolan irade geri gelir. Vicdanın sesi duyulur. Bir toplum, kendini unutmamışsa, geleceğini de kaybetmez. Ruhların bile satıldığı sofrada, hala kendi yüzünü görebilenler vardır. Ve umut, tam da burada başlar.
*
Mehmet Demir
27223

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ruhların bile satıldığı sofra Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ruhların bile satıldığı sofra yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ruhların Bile Satıldığı Sofra yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU, @hidayet-dogan-osmanoglu
4.3.2026 22:21:12
Güzel kaleminizi yürekten kutluyorum.
Her şey gönlünüzce olsun.
Fevzi Gültuna(Batı Yakası
Fevzi Gültuna(Batı Yakası, @fevzi-gultuna-bati-yakasi
3.3.2026 23:29:54
Kendi değerlerimizden uzaklaştıkça başkalarına benzemeye başlarız işte o zaman yıkım başlar. Çok önemli bir konuyu işlemişsiniz . Yolunuz açık, kaleminiz daim olsun. Selam ve saygılar
serdarascioglu
serdarascioglu, @serdarascioglu
3.3.2026 20:55:01
NE GÜZEL ANLATMIŞSIN..BU GÜNÜN ÇIKARCI VE KİŞİLİKSİZ RUHLARIN ALT YAPISINI..! BENİM BEN DİYEN BENCİLLERİN DÜNYASI..DEĞİŞİR Mİ ACABA..BİR-İKİ KUŞAK SONRA...İNŞALLAH DİYELİM. HAYIRLI RAMAZANLAR..SAYGILARIMLA .
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
3.3.2026 17:34:06
Çok derin ve düşündürücü bir yazı olmuş. “Ruhların Bile Satıldığı Sofra” metninde toplumların kendi değerlerinden uzaklaştığında yaşadığı kimlik kaybı ve yabancılaşma çok güçlü bir şekilde dile getirilmiş. Özellikle “Bir milletin en büyük kaybı, vatanını değil, kendini unuttuğu andır” cümlesi, yazının özünü ve en çarpıcı mesajını veriyor.

Metin, bireysel yozlaşmadan toplumsal çöküşe giden süreci, taklit ve teslimiyetin tehlikesini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı zamanda umut kapısını da açık bırakıyor: kendi yüzünü aynada görebilen, değerlerine sahip çıkan toplumların yeniden ayağa kalkabileceğini hatırlatıyor. Kaleminize sağlık, çok güçlü bir vicdan çağrısı.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL