6
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma

Kalburabastı Efendi Defteri – 1. Bölüm (Ölçü)
Defterin kapağı açıldıysa, bu satırlar laf olsun diye değil, ayar olsun diye yazılır. Kalburabastı Efendi’nin defterinde her bölüm bir şaka gibi başlar ama insanın en ciddi yerine dokunur. Bu birinci bölümün adı Ölçü: Ne çok, ne az… Tam kararında durmayı bilenin dünyası da gönlü de dağılmaz.
Efendim…
Bendeniz Kalburabastı Efendi, bugün defterimin kapağını açtım. Zira uzun zamandır yazmamıştık, kalem bana küsmüştü. Kalem, insanın dostudur, küsmez de… ama kullanılmayınca darılır gibi olur.
Her insanın içinde bir defter vardır. Kimi sır yazar, kimi borç döker, kimi de hatıra saklar. Benim defterim şerbet kokar, kahve lekesi taşır, biraz da eskilerin gölgesi vardır. Bugün defterimin ilk satırını ‘ölçü’ meselesine ayırayım dedim.
Bakınız efendim…
Ölçüsüz tatlı mideyi bozar, ölçüsüz söz kalbi yaralar.
Aşkın ölçüsüzü delilik, paranın ölçüsüzü sefahat, gücün ölçüsüzü zulüm olur.
Bir gün komşum bana dedi ki:
Efendi, oğlana harçlık veriyoruz, yetiremiyor.
Evladım, yetirememesi normaldir, dedim.
Ama neden?
Çünkü ölçüsüz isteklerin olduğu yerde, ölçülü harçlık karın doyurmaz da göz doyurmaz da!
İnsan, doymak bilmeyen midesinden değil, doymak bilmeyen hevesinden aç kalır. İşte ölçü bu yüzden insana lazımdır.
Bakınız bahçıvan toprağa suyu azar azar verir. Ölçüsüz dökerse kök çürür. Çiçek suyla değil, ölçüyle büyür. İnsan da aynen böyledir: bilgiyle değil, ölçüsüyle kemale erer.
Öyleyse efendim…
Ölçüsüz lokma mideyi, ölçüsüz söz kalbi rahatsız eder.
Ölçüsüz kahkaha neşe değil maskaralıktır, ölçüsüz ciddiyet de vakar değil ukalalıktır.
Kalburabastı Efendi der ki:
İnsan ölçüsünü kaybetti mi, tatlı da bayat, tuzlu da acı gelir. Demek ki saadetin sırrı, şerbetin şekerinde değil, ölçüsündedir.
Bakınız bir de başka bir mesele var… Ölçüsüzlük bazen insanın gözünde başlar, gönlünde büyür. İnsan ne kadar akıllı olursa olsun, ölçüsüz arzular aklı yorar, gönlü yıpratır. O kadar ki, ölçüsüzlük, insanın ruhunu dahi gölgeler.
Ölçü efendim, yalnızca yemekle, sözle veya davranışla ilgili değildir. Ölçü, insanın zamanını kullanışında, dostluklarını sürdürmesinde, sevgiyi vermesinde, nefreti sınırlamasında da gereklidir. Ölçüsüz insan, sabrı öğrenemez, hoşgörüyü kavrayamaz.
Kalburabastı Efendi der ki:
Ölçü, insanın hem gözü, hem gönlü, hem aklıdır. Kayboldu mu, insan da kaybolur; bulundu mu, her iş yoluna girer.
Bazen öyle insanlar vardır ki, ölçüyü yemekle, sözle değil de gururla kaybederler. Kendi kabahatini unutur, başkasını yargılar, fazla konuşur, fazla taşırır, fazla bozar. Ölçü kaybolduğu an, kahkaha bile maskaralık, söz bile darbe olur.
Bakınız bir gün bir dost geldi; dedi ki:
Efendi, bazı insanlar hiçbir şeyi ölçmüyor, ama sürekli nasihat ediyor.
Evladım, dedim, nasihatin ölçüsüzü, ders değil, yük olur.
Ölçüyü bilmek, insanın hem kendine hem dünyaya saygısıdır. Zira saygısızlık, ölçüsüzlüğün kardeşidir. İnsan ne kadar akıllı, ne kadar bilgili olursa olsun, ölçüsüzlük her şeyi bozar: dostluğu, sevgiyi, neşeyi, hatta zamanı bile.
Ölçü, sabırla yoğrulmuş aklın şerbetidir. Aceleyle söylenen söz, ölçüsüz kahkaha, taş gibi ağır gelir; ama tam kararında olan, gönlü ferahlatır, aklı açar, kalbi dinlendirir.
Kalburabastı Efendi der ki: Ölçü, ne çok ne az; tam kararında olandır. Azı yetersiz, fazlası rahatsız eder; ortası insanı kemale erdirir.
Bir de efendim, ölçüyü hayatın her alanına taşımak gerekir: yemekle, sözle, davranışla, zamanla, akılla… Örneğin: ölçüsüz zaman kaybı, ölçüsüz hırs, ölçüsüz öfke… Hepsi insanın ruhunu çürütür. Ama ölçülü yaşamak, insanı kemale erdirir, gönlüne huzur verir, dünyaya katkı sağlar.
Ve son olarak efendim, hatırlayın: ölçüyü bilmeyen, şerbeti de tatmaz, sözü de anlamaz, hayatı da göremez. Ölçüyü bilen ise her lokmada, her sözde, her kahkaha ve gözyaşında, hayatın tadını çıkarır.
Ölçüyü bilmek, hayatın şerbetini tatmaktır; kaybedersen, tat alamazsın.
Kalburabastı Efendi der ki:
Ölçü, insanın hem aklı, hem gönlü, hem ruhudur. Kaybolursa her şey kaybolur; bulundu mu, insanın ömrü bile tatlı olur.
Velhasıl efendim, ölçü bir terazi değil, bir hâl meselesidir. Ölçü yerinde olunca söz şifa olur, lokma bereket olur, kahkaha edep olur. Ölçü gidince insan kendine bile ağır gelir. Defteri burada kapatıyorum; ölçüsü olanın yolu açık, ölçüsüzün işi zordur.
Ölçü, insanın dışını değil, içini toplar. Kendini toplayan dünyayı toplar; kendini dağıtan dünyaya sitem eder. Defterin ilk dersi budur.
28 ŞUBAT 2025.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri namı diğer Celil ÇINKIR - DELİBAL
5.0
100% (5)