0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
163
Okunma
Ramazan…
Açlığın yalnızca mideye değil, vicdana da dokunması gereken ay. Sofraların küçüldüğü, kalplerin büyümesi gereken zaman. Fakat içinde yaşadığımız bu düzende, sofralar küçülürken bazı kasalar büyüyor; fakir daha fakirleşirken zengin servetine servet katıyor. Ve biz, her yıl aynı soruyu yeniden sormak zorunda kalıyoruz: Bu düzen gerçekten adalet üzerine mi kurulu?
Ramazan, eşitsizliği hatırlamak için değil; eşitsizliği gidermek için vardır. Oruç, yoksulun hâlini anlamak içindir; yoksulluğu kader diye kabullenmek için değil. Ama bugün yoksulluk neredeyse kutsanıyor. Sabır telkin ediliyor, şükür öğütleniyor; fakat bu sabır ve şükür nasihatleri hep aynı kapılara yöneliyor: Yoksulun kapısına. Zenginin kapısına ise yatırım, büyüme, kâr ve teşvik kelimeleri bırakılıyor.
Daha acısı, bu adaletsiz düzen karşısında hakikati haykırması gereken bazı din âlimlerinin suskunluğu - hatta daha ötesi, düzeni alkışlayan tavırlarıdır. Oysa din, zalimin yanında saf tutmak için değil; mazlumun yanında dimdik durmak için vardır. İnanç, güce yaslanmak değil; hakikate yaslanmaktır. Fakat bugün kimi kürsülerde Tanrı’nın adaleti değil, sistemin devamlılığı savunuluyor.
Yoksulluk “imtihan” denilerek açıklanırken, servetin adaletsiz dağılımı sorgulanmıyor.
Ramazan bize şunu öğretmeli:
Açlık bireysel bir ibadet değil, toplumsal bir yüzleşmedir.
Eğer bir toplumda çocuklar yatağa aç giriyorsa, işçiler emeğinin karşılığını alamıyorsa, gençler umutsuzluk içinde kıvranıyorsa; orada yalnızca bireyler değil, sistem de sorgulanmalıdır. Ve dini temsil iddiasında olanlar, bu sorgulamanın önünde değil, öncüsü olmalıdır.
Tanrı’nın yanında durmak düşer onlara.gücün, paranın ve iktidarın yanında durmak değildir. Tanrı’nın yanında durmak, adaletin yanında durmaktır. Çünkü adalet yoksa ibadet yalnızca bir ritüele dönüşür. Aç kalmak, susmak, teravihte saf tutmak… Bunların hepsi anlamını adaletle bulur. Aksi hâlde, Ramazan bir takvim yaprağından ibaret kalır.
Bu Ramazan belki de en çok şunu sormalıyız kendimize: Biz gerçekten neyin tarafındayız? İnancın mı, çıkarın mı?
Hakikatin mi, konforun mu?
Eğer din, düzenin süsü hâline gelmişse; eğer kürsüler mazlumun değil güçlülerin sesi olmuşsa; o zaman yeniden düşünmek gerekir.
Çünkü Ramazan, yalnızca aç kalma ayı değil; vicdanın uyanma ayıdır. Ve vicdan uyanmadan hiçbir düzen değişmez.
Orhan Özdemir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.