Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Orhan Özdemir12
Orhan Özdemir12

Koltuktan Kürsüye, Kürsüden Mabede

Yorum

Koltuktan Kürsüye, Kürsüden Mabede

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

143

Okunma

Koltuktan Kürsüye, Kürsüden Mabede

Halka hizmet için gelinen makamların, zamanla birer kutsal emanet değil de kutsal birer varlık gibi sunulması, çağımızın en tehlikeli alışkanlıklarından biri oldu.
Demokrasi, denetim ve hesap verebilirlik üzerine kurulu bir düzenken; biz çoğu zaman yöneticilerimizi eleştirilebilir insanlar olmaktan çıkarıp dokunulmaz figürlere dönüştürdü.
Oysa beşer olanın beşer kalması, hem halk hem de yönetilenler için en sağlıklı zemindir.
Siyasette bu eğilimi görmek zor değil. Tarihte pek çok lider, halkın gözünde sıradan bir yöneticiden ziyade “kaderin adamı” ya da “vazgeçilmez kurtarıcı” olarak konumlandırıldı. Örneğin Adolf Hitler Almanyası’nda liderlik kültürü,devleti neredeyse tek bir kişinin iradesine indirgemişti. Stalin döneminde ise eleştiri yalnızca siyasi bir itiraz değil, kutsala karşı işlenmiş bir suç gibi algılanıyordu.
Daha yakın tarihte Kim Jong-un yönetimindeki Kuzey Kore’de liderlik, adeta teolojik bir çerçevede sunuluyor.
Elbette her güçlü lider bu örneklerle bir tutulamaz. Ancak mesele kişiler değil; toplumların liderlerine atfettiği anlamdır. Bir siyasetçiyi, bir parti başkanını ya da bir belediye yöneticisini eleştirilemez görmek; onu hatasız, sorgulanamaz ve vazgeçilmez saymak, demokratik refleksin zayıfladığını gösterir. Halkın vergileriyle maaş alan bir yöneticinin, halkın üstünde bir konuma yerleştirilmesi, temsil ilişkisinin tersine dönmesidir.
Bu kutsallaştırma eğilimi yalnızca siyasetle sınırlı değil.
Örgüt liderlerinde de benzer bir durum görülür. İster sivil toplum yapılanmaları, ister kapalı ideolojik yapılar olsun; lider figürü çoğu zaman “yanılmaz rehber” olarak sunulur. Tarih, bunun nelere yol açabileceğini acı biçimde gösterdi. People’s Temple lideri Jim Jones’un takipçileriyle birlikte sürüklendiği trajedi, bir liderin kutsallaştırılmasının nasıl ölümcül sonuçlar doğurabileceğinin ibretlik örneğidir. Kör bağlılık, bireysel aklın askıya alınmasıdır.
Spor dünyasında da tablo farklı değil. Fenerbahçe, Galatasaray ya da Beşiktaş gibi büyük kulüplerde başkanlık koltuğu, zaman zaman kurumsal bir görev olmaktan çıkıp kişisel bir iktidar alanına dönüşebiliyor. Kulüp başkanları eleştirildiğinde, bu eleştiri kulübe ihanet gibi algılanabiliyor. Oysa spor kulüpleri üyelerinin ve taraftarlarının ortak değeridir; bir kişinin karizmasına indirgenemez. Kurumları kişilerle özdeşleştirmek, kurumsallığı zayıflatır.
Lider kültünün beslendiği iki temel duygu vardır: korku ve umut. Korku, istikrarsızlık ve belirsizlikten; umut ise hızlı çözümler ve güçlü figür arayışından doğar. Toplumlar zor zamanlarda güçlü bir omuza yaslanmak ister. Ancak bu omuz, bir süre sonra hesap sorulamayan bir heykele dönüşürse; demokrasi, çoğulculuk ve şeffaflık zarar görür.
Unutulmamalıdır ki hiçbir makam kutsal değildir. Kutsal olan, halkın iradesidir; örgütlerde üyelerin ortak aklıdır; kulüplerde taraftarın ve camianın bütünüdür. Liderler geçicidir, kurumlar kalıcı. Eleştiri ise yıkıcı değil, arındırıcıdır.
Bir yöneticiyi sevmek mümkündür; desteklemek de öyle. Fakat sevmekle tapınmak arasındaki çizgi silindiğinde, yurttaşlık bilinci yerini bağlılık ritüeline bırakır. Oysa sağlıklı toplumlar, liderlerini alkışlayabildiği gibi gerektiğinde sorgulayabilen toplumlardır.
Belki de asıl soruyu kendimize sormalıyız: Biz mi liderlerimizi büyütüyoruz, yoksa büyüttükçe kendimizi mi küçültüyoruz?

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Koltuktan kürsüye, kürsüden mabede Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Koltuktan kürsüye, kürsüden mabede yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Koltuktan Kürsüye, Kürsüden Mabede yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL