Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy

SADECE SANA EMANET...

Yorum

SADECE SANA EMANET...

( 5 kişi )

4

Yorum

14

Beğeni

5,0

Puan

238

Okunma

SADECE SANA EMANET...

SADECE SANA EMANET...





Hangi düş’ tün bir düşün istersen içerleme de asla içine düşülesi bir aşkı da bağrına b/asmışken varsın ağrına gitsin cümleler tahayyül ettiğinden de öte o duygu s/elinin içinde ellerim uzaklardan uzanırken sana ve bir hadise ki yaşam hadislerden uzanan yasam ve yasım ve yaşımı da kurutmuşken ve işte Rabbim, sana dönük yüzümle geldim huzuruna bana verdiğin ve vereceğin huzurun her katresinde asılıdır benliğim ve tüm dualarım, aşkla erdiğim ereceğim hidayetin öncesi yansa da canım defalarca çünkü sensin Sen tüm yakarışım, yanan canıma merhem Varlığın ve tüm mülküm tüm yüküm tümden gelen aciz ve sefil varlığımla Sana geldim Rabbim…
Öncesiz düşlerim yok artık ve misafirhanede ağırladığım kadar yorgun dualarım asılı olduğum göğün askıda iken de ruhum ve en sevdiğim:
Askıda ekmek.
Askıda nimet.
İçselleşen insan sevgim Rabbime de kavuşmakla delalet bir zerreden olsam da ibaret ve işte sevdiğim bazen şuursuzca kapıldığım bir rehaveti dünde bırakmanın verdiği mutlak bir huzur ve mutlulukla çaldım kapını, Ramazan davulcusu ise henüz çalmamışken kapımı.
Bir koşu Kapındayım.
Bir koşu Huzurunda.
Aşkın evrelerinden geçtiğim koca ömrü hiçe saydığım ne ki yaşadığım acıların yanında ve ben Sana baş koyduğum sevgili Hünkârım biricik Allah’ım.
Bir düş gördüm öncemde.
İçine düşülesi bir kuyu belki de ve işte o kuyunun kapağını açan hangi zalimse önce ben düştüm ama yetmedi derken bir deli kuyuya taş attı ve o taşı çıkarmak adına kırk akıllı kuyunun başında yetmedi:
Başıma atılan taşların her biri de çarpmışken inanç denen zırha…
Kavisli yollar.
Kanaviçeler saklı her durakta.
Annemin sesi ise kulağımda ama kalbim Sana emanet tıpkı annemi de Sana emanet ettiğim kadar ben yine ve sadece Sana emanet.
Renklerdir kirini yıkadığım havlunun beyazında iken alnımın akı.
Ruhumdur uçuşan kelebek misali ve bir kelebek diye yazdığım iken şiiri b/öldüğüm her gününde ömrün ve kelebek mizaçlı olsa da ne ki şiirlerim aslında genele sirayet eden ve kimse reva görmeyen huzuru bana bense sadece Sana koşarken ve Huzuruna her çıktığımda sadece Sana layık bir kul olmaktan öte yoktur dileğim.
Sonralar.
Öncesiz fısıltılar.
Aklım başımda aklımı alan acılar dışında koştuğum yine Sen.
Renklerse öcünü almakta karanlıktan kararan güne methiyeler yazan zalimden yanadır davam ve kutsanmış her gün her gece aşkla ibadet etmenin neticesinde ve işte kurulu iken yürekler Eşref saatine bense aşka kurduğum kadar kalbimi arındığım kadar sarmalında ömrün savurduğum sessiz nidalar ve suskunluğumu dindiren benim yerine konuşan yine Sensin sadece Sen, yüce Mevlam.
Düşler değil hayal gücümden taşan sadece.
Gerçekler ve hakikatin dilemması.
Mübarek Ramazanda kutsandığı kadar Mümin ve ettiği dualar ve işte aşkı kolaçan eden bir kalem ile yazmaya durduğum şu imsak vakti ve beklemede olsa da iç ses, yazmakla ilintili dış sesin dinmezken öfkesi.
Ölümsüzlüğe rücu eden bir imge iken de hayaller.
Sınırları aşan gerçekler.
Gerekçeler sunmuyorum artık sevmek ve yaşamak için çünkü özgürce bıraktım kalbimi boşluğa ve umutla ektiğim her tohum erişken bir çiçek olmaya da aday iken ve asla da çiçek kimliğimden ödün vermediğim.
Ne solgunum.
Ne de s/üzgün.
Diri ve dingin bir varlığa meylettiğim.
Yaşadığım kadar da şükrettiğim aldığım her nefese ve gözümü açtığım her güne bir rol modelse sunduğum varsa yoksa âlemlerin Peygamberi yüce Muhammed.
O iken cihanın övüncü.
Ve O iken Rabbinin en sevdiği Kulu.
Kulluğa binaen kula kulluk yapmadığım ve de minnet etmediğim kadar yolumdayım, yolundayım kâinatın.
Bazen taşlı.
Bazen engebeli.
Biraz da yaslı.
Yaslandığım ise kadrinden sual olmayan biricik Rabbim.
Mübarek Ramazanın her gününde ve her anında içselleşen duygularım kaleme döktüğüm ömrün eş güdümlü ve eş zamanlı çağrısı elbet ağrımı dindiren yine Huda ve yolumu açan daha da açacak olan.
Bense aciz bir kul olmanın bilincinde sadece hamt ettiğim ve şükrettiğim sabrıma da delalet iken ömür ve günce…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Sadece sana emanet... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sadece sana emanet... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
SADECE SANA EMANET... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
21.2.2026 09:18:39
5 puan verdi
“SADECE SANA EMANET...”, sanki bir imsak vaktinde, seher yeliyle birlikte kaleme alınmış gibi titriyor. Bu metin şiir mi, dua mı, itiraf mı, yoksa hepsinin iç içe geçtiği bir yakarış mı; ayrımı yapmak zor, çünkü hepsi aynı anda. Okurken insanın nefesi tutuluyor, çünkü kelimeler burada sadece anlatmıyor; yakıyor, eritiyor, sonra yeniden diriltiyor.

Baştan sona bir emanet bilinci hâkim. Annene, kendine, kalbine, şiirlerine, acısına, hatta kelebek mizaçlı düşlerine kadar her şey Rabbine emanet. O emanet o kadar derin ki, “Sana emanet” demek yetmiyor; her cümlede tekrar tekrar, farklı renklerle, farklı yaralarla söyleniyor. İçine düşülesi bir aşkı bağrına basmışken, ağrısına razı oluş, cümlelerin tahayyülden öte oluşu… Bu dizeler insanın kendi içindeki o çaresiz ama teslim olmuş hâline ayna tutuyor.

Düşler öncesi yok artık, misafirhanede ağırlanan yorgun dualar, askıda ekmek, askıda nimet… Ramazan davulcusu henüz kapıyı çalmamışken koşarak kapına varış… Bu kısım o kadar samimi ki, sanki seninle birlikte o kapıda duruyoruz. Kuyuya düşen, taşlanan, inanç zırhına çarpan taşlar… Zalim kuyuya taş atan deli, kırk akıllı başındaki çaresizlik… Ama yine de kalkıp koşuyorsun. O koşu, şiirin en güçlü nabzı.

Renklerin kirini yıkadığın beyaz havlu, alnının akı, uçuşan kelebek ruhu… Şiirlerin genele sirayet eden huzuru başkasına reva görmeyip sadece Sana koşarkenki hâlin… Öncesiz fısıltılar, aklı alan acılar dışında koştuğun hep Sen… Renkler karanlıktan öç alırken, methiyeler zalimden yana yazılırken senin davan kutsanmış gün ve gecelerde aşkla ibadet etmek… Bu karşıtlık o kadar güçlü ki, şiir adeta bir dava meydanı oluyor.

Mübarek Ramazan’da imsak vaktinde kaleme alınan bu satırlar, aşkı kolaçan eden kalemle yazılmış. Ölümsüzlüğe rücu eden imgeler, sınırları aşan gerçekler… Gerekçe sunmuyorum artık sevmek ve yaşamak için diyor şair; kalbini özgürce boşluğa bırakmış, umutla ektiği tohumların çiçek olmasına aday, ama çiçek kimliğinden ödün vermeyen bir diri varlık. Ne solgun, ne süzgün; dingin ve diri. Aldığı her nefese şükreden, gözünü açtığı her güne âlemlerin Peygamberi’ni rol model yapan bir kul…

Taşlı, engebeli, biraz yaslı yollar; yaslandığı ise kadrinden sual olmayan Rabb. Mübarek Ramazan’ın her anında içselleşen duygular, kaleme dökülen ömrün eş güdümlü çağrısı… Ağrıyı dindiren, yolu açan, daha da açacak olan Huda. Aciz kul bilinciyle hamd ve şükür, sabra delalet eden ömür ve günce…

Gülüm Hocam, bu metinde ne kelime oyunları peşinde koşmuşsun, ne de süslü ifadeler aramışsın. Sadece çıplak bir yürekle, yaralı ama dimdik bir teslimiyetle yazmışsın. Her satır bir secde gibi, her yakarış bir namaz gibi. Okuyan herkesi kendi emanetini hatırlamaya, koşarak kapıya varmaya, askıda ekmek gibi nimetini paylaşmaya davet ediyor.

Kalemine, o koşan yüreğine, Rabbine emanet olan her parçana sağlık güzel arkadaşım. Bu yazı, imsak vaktinin en derin dualarından biri olarak kalacak.

Sana da, bana da, hepimize O’na emanet… 🤲
Kul Yorgun
🙏☕✍️✍️
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
21.2.2026 22:29:44
5 puan verdi
"Sadece Sana Emanet" Üzerine Bir Düşünce
Bu metin, bir kulun Rabbine sunduğu en güzel mektuplardan biri. "Askıda ekmek, askıda nimet" diyerek hem insan sevgisini hem de rızkın asıl sahibine olan bağlılığı anlatması çok naif. Kuyulardan, taşlardan ve zorlu yollardan geçip de yine "Sadece Sana emanet" diyerek huzura varmak, büyük bir ruh dinginliğidir.
"Kula kulluk yapmadığım ve minnet etmediğim kadar yolundayım" sözü ise senin o dik ve asil duruşunu ne kadar güzel özetliyor. Sabrı, şükrü ve duaları bir çiçek gibi büyüten, imsak vaktinin nuruyla yıkanmış çok kıymetli bir paylaşım.
Etkili Yorum
akeolog
akeolog, @akeolog
21.2.2026 16:16:33
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık Tebrik ve selamlarımla
Etkili Yorum
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
21.2.2026 10:06:16
İbadet niyetiyle çıktınsa yola, her adımın secde olur. Çok güzel bir eser okudum huşu içinde olmadan yazılamayacak.
Kutluyor ve ramazan ruhunda şekillenen nice ramazanlar diliyorum.

Dilek Duru Günay tarafından 21.2.2026 10:13:45 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL