Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. atasözü
Çağdaş Durmaz
Çağdaş Durmaz

ANLAŞIL ( MA ) MAK

Yorum

ANLAŞIL ( MA ) MAK

( 3 kişi )

2

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

263

Okunma

ANLAŞIL ( MA ) MAK

ANLAŞIL ( MA ) MAK


İnsan bazen bir anda dünyanın bütün kapılarını kilitler. Öfke değildir bu, daha derin, daha kadim bir şeydir. Varoluşsal bir küskünlük. Sanki ruhun derinliklerinden yükselen bir deprem, dış dünyayla olan tüm köprüleri yıkar. İnsan, o anda, kendini bir kalede tek başına kuşatılmış gibi hisseder. Kalenin surları yüksektir, hendekleri ise derin.

Anlatmak istediği doğrular, dünyanın kulaklarında yankı bulmaz bazen. Sözcükler dudaktan dökülür, ama havada donar, yere düşmeden buharlaşır. Karşısındakiler, kendi gerçekliklerinin dar koridorlarında sıkışıp kalmıştır. Onlar için doğru , rahatsız edici bir ışıktır , gözlerini kamaştırır, alıştıkları gölgeli rahatlığı bozar. Yanlış, onlar için bir kıbledir, dönüp dönüp ona taparlar, çünkü tanıdıktır, zahmetsizdir, kendi küçük evrenlerini sarsmaz. Hakikat ise dikenli bir gül gibidir ,güzelliğine hayran olmak isteyen bile, elini uzattığında kanar.

Bu yüzden, konuşma arzusu doğduğunda, içte bir ses hemen keser. "Ben kime neyi anlatıyorum?" Bu cümle, bir kapının menteşelerine vurulan son çividir. Bir yargıdır, bir vazgeçiştir, bir içe çekiliştir. Çünkü bilir ki, anlatmak için dinleyen gerekir. Dinlemek ise, yalnızca kulakla değil, ruhun açıklığıyla mümkündür. Dinlemek, bir tür cesarettir: Kendi inançlarının sarsılabileceği, rahatlık alanının yıkılabileceği ihtimaline göğüs germektir. Oysa çoğu insan, kendi fikirlerinin tapınağında rahiptir, başka bir tanrıya ibadet etmek, kendi varlığını inkâr gibi gelir.

İşte bu yüzden, doğru insanların sokakları çoğunlukla ıssızdır. O sokaklar, geniş caddelerin gürültüsünden uzakta, sessiz ve derindir. Girmek için önce kendi gürültünüzden arınmanız, sonra da alçakgönüllülükle dinleme eylemine adım atmanız gerekir. Ama dünya, çoğu zaman, bu sessiz sokakları çıkmaz sanır. Çünkü onların ölçütü, kalabalığın gittiği yoldur. Popüler olan, gürültülü olan, parlak olan... Oysa gerçek derinlik, nadiren gürültülüdür. Tıpkı okyanusun dibindeki devasa sükûnet gibi.

Peki, bu küskün, kendine sarılan insan ne yapar? Kendi içindeki kütüphaneyi inşa eder. Orada, sessizliğin mürekkebiyle yazılmış kitaplar vardır. Yalnızlığın felsefesi, acının metafiziği, direncin estetiği... O kütüphanede, dış dünyanın yargıları giremez. Orada, kendini anlamanın ve kabul etmenin huzuru vardır. Kendine sarılmak, bir teslimiyet değil, bir içe dönük devrimdir. Dışarıdaki dünya seni dinlemiyorsa, kendi içindeki evreni keşfetmekten daha soylu bir isyan mı vardır?

Bu, bir kaçış mıdır ? Hayır, bu bir nefes alıştır. Tıpkı bir dalgıcın, oksijeni bitmeden yüzeye çıkması gibi. İçe kapanmak, bazen dünyayı daha net görmenin yoludur. Gürültü kesilir, sis dağılır ve insan, kendi hakikatini, dışarının yapay ışıkları olmadan seyredebilir. Bu seyir, acı verici olabilir, ama gerçektir. Ve gerçek, ne kadar acı olursa olsun, rahat bir yalandan daha değerlidir.

Sonuçta, o çıkmaz sokaklar aslında çıkmaz değildir. Onlar, sadece kalabalığın giremediği, girmeye cesaret edemediği geçitlerdir. O sokakların sonunda bir duvar yoktur, bir ayna vardır. O aynada, insan kendi yalnızlığının derinliğiyle, kendi direncinin gücüyle ve kendi hakikatinin ağırlığıyla yüzleşir. Bu yüzleşme korkutucudur, ama aynı zamanda özgürleştiricidir. Çünkü artık başkalarının onayına ihtiyaç duymaz. Küskünlüğün soğuk rüzgarında, kendine sarılarak bulduğu ısı, onu dışarının hiçbir ateşinin ısıtamayacağı kadar derinden ısıtır.


Anlaşılmamak, bazen anlaşılmanın en saf halidir, içine dönüp kendi kendini anlamaktır.
Dünyanın seni duymadığı yerde, içindeki sesin gürültüsüz çınlayışını işitirsin.
Belki kendini anlarsın fena mı ?

Çağdaş DURMAZ











Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Anlaşıl ( ma ) mak Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Anlaşıl ( ma ) mak yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ANLAŞIL ( MA ) MAK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.2.2026 22:08:28
5 puan verdi
Bu metin, gürültülü kalabalıkların arasında duyulmayan doğruların, insanın kendi sessizliğinde nasıl bir hazineye dönüştüğünü anlatıyor.
Sessiz Bir İsyan: Dünyanın kapılarını kilitlemek bir öfke değil, "varoluşsal bir küskünlük" olarak betimlenmiş. İnsan, dışarıda bulamadığı o derinliği kendi içindeki kütüphaneyi inşa ederek bulur.
Doğrunun Yalnızlığı: İnsanların konforlu yalanları, dikenli bir gül olan hakikate tercih etmesi, doğru söyleyenin sokağını ıssızlaştırır. Ama o ıssız sokaklar aslında birer çıkmaz değil, insanın kendiyle buluştuğu gizli geçitlerdir.En Saf Anlaşılma: "Başkası beni anlasın" beklentisinden vazgeçip "ben kendimi anlıyorum" noktasına varmak, özgürlüğün başladığı yerdir. Dışarının ateşi söner ama insanın kendine sarılarak bulduğu ısı onu ömür boyu ısıtır.Son Bakış
"Dünyanın seni duymadığı yerde, kendi sesini işitmek..." Belki de asıl mesele budur. Bu metin, anlaşılmamayı bir eksiklik olarak görenlere, aslında bunun bir "nefes alış" ve gerçek bir "ayna" olduğunu hatırlatıyor
Etkili Yorum
suyun sancısı
suyun sancısı, @suyun-sancisi
20.2.2026 20:55:12
Anlamak ve anlaşılmak birbirinden ayrılmayan iki büyük ve önemli kavram
değer verdiğiniz insanları anlamak en büyük arzunuzdur ama anlaşılmak da istersiniz ve anlaşılmadığınızı anladığınızda işte o yüksek duvarlı içinizdeki sessizlik odasına kilitlersiniz kendinizi ve arınmaya başlarsınız
iyileşirsiniz kendi kendinizle demlenerek
düşünce boyutunuz genişler insanları daha iyi tanımaya başlarsınız o kaleden çıktığınızda

Sevgi ve selamlar arkadaşım güzel bir iç döküştü

suyun sancısı tarafından 20.2.2026 21:02:24 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL