3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
208
Okunma
Benim içimde bir şey dururken,
hayatın hiç durmamasıydı en acısı, biliyor musunuz?
Babam öldüğünde dünya sessizleşmedi.
Saatler yine çalıştı,
insanlar yine konuştu,
çaylar yine demlendi…
Hayat, hiçbir şey olmamış gibi seyrinde akıp gitti.
Benim içimde ise bir yer,
olduğu yerde kaldı.
Ne ileri gitti, ne geri döndü.
Babama dair en çok sesi eksik bende.
Kapıdan gelişindeki o tanıdık gürültü,
odanın bir köşesinden
“buradayım” diyen varlığı…
Konuşmayan ama
gözlerimin içine bakarak anlatan hâli.
Şimdi evimiz aynı ev
ama bir yerleri sürekli cereyan alıyor.
Isınmıyor.
Sanki o gittiğinden beri
duvarlar da onu arıyor.
İnsan babasını kaybedince büyümüyor.
Aksine eksiliyor.
Bir anda sırtını dayadığın duvarın yerinde
hava kalıyor.
Bir boşluk.
Düşmüyorsun belki ama
artık yaslanacak bir dağın,
bir omzun yok.
Babamla çok şey konuşamadık.
Erkekler genelde sevgilerini cümlelere değil,
hareketlere saklar.
Bir bakış,
bir susuş,
bir omuz verme…
Şimdi fark ediyorum:
Meğer ben o suskunlukların içinde
ne kadar güvendeymişim.
Ölüm ona yakışmadı.
Hiç kimseye yakışmıyor gerçi ama
babalara özellikle yakışmıyor.
Çünkü onlar hep “sonra”ya bırakılmış insanlar.
Sonra dinlenir,
sonra konuşuruz,
sonra sarılırız…
Ama bazı “sonra”lar
hiç gelmiyor.
İstesen de gelmiyor.
Şimdi rüyalarımda görüyorum babamı.
Hep bir şey diyecekmiş gibi bakıyor
ama demiyor.
Susuyor.
Belki de bu hayatta söyleyemediklerini
öbür tarafa saklamıştır.
Hakkıdır.
Onu düşündüğümde bazen ağlamıyorum.
Nedenini de bilmiyorum.
Bu da suçluluk yapıyor bende.
Oysa cenazesinde en çok ağlayan bendim.
Şimdi gözyaşlarım
içime doğru akıyor belki de.
Bilmeni isterim baba:
Yokluğun geçmedi.
Sadece şekil değiştirdi.
Artık her şeyin içinde.
Bir cümlede,
bir kokuda,
bir karar anında…
Sen gittikten sonra
hayatı daha dikkatli tutuyorum.
Çünkü düşersem,
beni kaldıracak kişi
artık yok.
Rahat uyu baba.
Beni merak etme.
Eksik ama hâlâ ayaktayım...
kızılcan.26
Tüm ölmüşlerimizin mekanı cennet olsun...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.