Dünyada sadece iki sınıf insan vardır. doktorlar ve hastalar. rudyard kipling
Koray Kzlcan
Koray Kzlcan

Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik...

Yorum

Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik...

1

Yorum

6

Beğeni

0,0

Puan

228

Okunma

Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik...

Kendi kendime soruyorum:

Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık hâline geldik?

Bu soruyu başkalarına sormadan önce kendime sormak istedim. Çünkü ben de bu çağın içindeyim. Ben de çoğu zaman dinlemekten çok konuşuyorum; anlamaktan çok cevap vermeye hazırlanıyorum. Bir insanın cümlesini sonuna kadar beklerken bile zihnimde kendi cümlelerimi kurduğumu fark ediyorum...

Biraz geçmişe gittiğimde, hani o “bir zamanlar” diye başlayan, hani gözlerimizin içine baka baka konuştuğumuz geçmişe...

Hatırlıyorum.

İnsanların birbirine vakit ayırdığı, ayırabildiği günleri... Bir çayın demlenmesi kadar sabırlı sohbetleri... Bir derdin anlatılırken hafiflediği akşamları... Sözün aceleye gelmediği,
suskunluğun bile bir anlam taşıdığı zamanları...

Belki kusursuz değildi o günler, bizler de öyleydik. Yine kırılıyorduk, yine yalnız hissediyorduk. Ama en azından birbirimize ulaşmaya çalışıyorduk. Şimdilerde ise birbirimize ulaşmak hak getire; görmezden gelip yel gibi geçip gidiyoruz.

Her şey olduğundan hızlı. Haberler, hayat, ilişkiler, hatta acılar bile... Bir insanın hikâyesi birkaç saniye içinde önümüzden geçiyor ve ardından vakit kaybetmeden başka bir hikâye geliyor. Durup bakmaya, anlamaya, içimizde ona yer açmaya fırsat bulamıyoruz. Belki de bulmak istemiyoruz.

Bazen düşünüyorum da teknolojinin seviye atlaması aramızdaki mesafeleri azaltmış olsa da içimizdeki uzaklıkları haddinden fazla büyüttü. Bir mesajla dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyorken, yanı başımızdaki insanın kalbine ulaşamamak oldukça tuhaf değil mi?

Kalabalıkların içindeki yalnızlığı ilk ne zaman fark ettiğimi bilmiyorum. Belki bir otobüste herkesin başını telefonuna eğdiği bir anda...
Belki aynı masada oturup birbirine dokunamayan insanların arasında... Belki de büyük bir acının ardından herkesin birkaç gün konuşup sonra susmasında...

Çünkü artık konuşuyoruz. Çok konuşuyoruz.

Ama birbirimize değil.

Kendi öfkemize, kendi korkumuza, kendi haklılığımıza konuşuyoruz. Karşımızdakini anlamak için değil, kendimizi duyurmak için konuşuyoruz. Bu yüzden sesimiz çoğalırken sözümüz azalıyor.

Oysa insan sadece anlatmaya değil, anlaşılmaya da ihtiyaç duyar. Hatta bazen anlaşılmaktan önce gerçekten dinlenmeye...

Sanırım beni bu soruya getiren şey de bu oldu.

Birbirimizin sesini duyuyoruz ama hâlini duymuyoruz.

Cümlelerini işitiyoruz ama içindeki kırgınlığı duymuyoruz.

Kalabalıkları görüyoruz ama yalnızlıkları göremiyoruz.

Sonra dönüp yeniden aynı soruyu soruyorum:

Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık hâline geldik?

Belki de cevap çok uzaklarda değil. Belki birbirimize bakmayı bıraktığımız yerde başladı her şey. Bir insanın yüzünde taşıdığı hikâyeyi görmek yerine ekrandan akan görüntülere daldığımız yerde... Haklı olmayı, anlamanın önüne koyduğumuz yerde...

Ve belki de tam da bu yüzden yeniden öğrenmemiz gereken şey konuşmak değil, dinlemek.

Ve biz en çok konuşarak değil, birbirimizi duymayarak yalnızlaştık...

kızılcan.

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sahi biz ne zaman konuşan bir yalnızlık haline geldik... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Nur tanesi
Nur tanesi, @nurtanesi1
6.6.2026 17:10:39
Çünkü modern denilen bu çağ bireyselleşme üzerine kurulmuş sürekli ego pompalayan empati yoksunu bir nesil inşa ediyor. Dünyayı avucunun içine verme aldatmacası ile beynini çalmış. Şu an o dünya avucunun içinde ve oradan yazıyorum. Peki ben kimim? neredeyim?
Emeğinize yüreğinize sağlık can alıcı bir konuya değinmişsiniz.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL