Geceler sonsuz değildir. albert camus
serdal şahiner - alanya
serdal şahiner - alanya

Hezeran

Yorum

Hezeran

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

37

Okunma

Hezeran

Garipçe bir tozlu yolda sürükleniyor milyonlar .Hep tesadüflerle biçimleniyor ömrümüz neyi niçin istedigimizi bilmeden yaşam denen çölde vaha arıyoruz. Hep ötelerdeki dişiliklere aşık hep korkulu gecelere misafir. Gizsel dürtülerde muzdarip inançlarımızda hüzünlü .Yarınları tanıyamıyoruz .Belki şuan bizi bulacak ölüm yada pazen etekli baharlara uzak kalacağız . Öpüşlerimiz yalan adımlarımız ürkek olacak. O çok ötelerde yanlız uyuyacak .Ben yılgın atlar gibi kaçkın ve ürkek .Birde gece bitmiyecek bilirim anlatamıyacak pencerem dogan günden hikayeler .Ölülerim etrafımı saracak şiirlerim yetim .oda ırak çok ıraklarda sokaklar unutacak adımlarımı .Artık şİirlerim olmayacak.Bir akşam üstü ölüm beni bulacak .Tümce yanlızlıklarımı yetim bırakıp.
Korkularım boy attı baharda sıcak bir kahve soğuttu yüreğimi.İşçiler hiç sevişmeyi beceremedi yalanlarla üzüldü gece. Biliyorum birgün bırakıp gideceksin bu hayatı ötelere. Kimsesiz bırakacaksın ruhumu, kaçıp yolculuklarına zamanın.
Yağmurları özlerim ben.Kor ateşi yanlızlıgımda.Bir çamurlu sokakta yaşanılan.Özlediğim tüm insanlara muhtaç.Seni ararım yolculuğunda.Göçer kervanların.Bilirim özgürlük dar ağacında ilmek.Haydı sıra dışı olsun arayışlarımız.Köhne bir kadın sevişir rüyalarımda.Ben işçi kahvelerinde ararım umudu.Biliyorum tüm yolculuklar hüzünle başlar.Ölümdür yaşamın sonu.Kimbilir nerde nasıl bitecek.Hiç sevişmemiş kadınların son yolculuğu.Haydi üniveriste gençleri tutun ellerinden bu ülkenin.Şarkılar tınlasın cümbüşte gece.Sokakta bir işsiz öğretmen.Matamatik öğretsin ruhuma.İki artı iki beş eder biliyorum.Soysuz arayışları kahpe eteklerin.Yağmurlar yağsın ağustosta çatısına.Kırmızı kiremetli evin.Ah ankara cebecide seviştiğim gençliğim.Bana ağlama olurmu gülümse ama.
Yaşama getirildik yaşamı sosyalleştiren bir kareterle kümeleştik.Şehirler kurduk değerler oluşturduk Milletleştik.Bazı milletlerin diğerlerinden önde olduklarını gözlemledik.Sanayi devrimini oluşturduk .Toprak sahipleri seviyesinden üretim araçları sahipleri üst kültürüne (Yada aymazlığına ) ulaştık .Örgütlendik yasalar koyduk .Devlet kurduk Ama insan olarak eşit paylaşımcı yaşam kucaklıyan bir yaşamı insanlığa veremedik.Evrensel bakabildiğimizde durum bundan ibaretir. Degerleri ya çok yücelttik yada yerin dibine batırdık .Bu yönümüzle kendimizle çelişen yaşamlara mahkum edildik.Genel durum böylerken bireysel yaşantının sağlıklı bir toprakta yeşerdiği yada yeşertmiş olduğumuzu söyleme şansımız olabilirmi .Dogrusu yaşamdada tökezledik bireysel ilişkilerdede samimiyeti kaybettik sınırlı ömrün sınırsız mülkiyetine sahip olmak için tüm maneviyatı çökerttik. Gerekli olandan fazlasını biriktirdik.Kendimizi diğerlerinden üst yapmanın mücadelesinde insanlığımı çürüttük.Sonuçta yorgun öngörüsüz ilkel ruhlu bir hayatı kendimizle paydaş yaptık.Yanıldık yanılgının gölgesinde tükenirken gölgelerden medet umduk.
Ah ben ne haldeyim.Yorgun çaresiz ve yetmezlik içinde ömür tüketiyorum. Neyi nasıl kaybettim yada kazandım bilemiyorum . Karla kaplı dağı geçeyim derken çığların altında kaldım.
Ülkede puslu bir hava var bunu görebiliyoruz. Demikrasi eşitlik çağdaşlık hukuk aşına aşına hiçliğe doğru gidiyor. Karşıttaysa neyin mücadelesini ettiğini bilemeyecek kadar ruhen ayyaşlaşmış bir muhalif kesim var. Onlarda muhalefet ettiklerini sanıyorlar. ülkenin temel değerlerine karşı gelmeyi ilericilik zannediyorlar . Ülkenin onlarca yılının puslu bir sis havasında belirsizlik içinde olduğunu temiz akıl sahipleri görebiliyor.Bu ulusun ana değerleri olduğunu bilmek durumundayız. Yurt sevgisi millet olma bilinci inanç özgürlüğü mavi vatan kavramı (denizlerimizdeki etkenliğimiz ) Hukuk gerçeği Cumhuriyetin kurucu değerleri müsbet bilim. Bu daire içinde olmayı başara bildikçe ülke yarınlarını sağlıklı oluşturabiliriz diye düşünebiliriz. Afaki amaçlar yetmezlik içinde dar görüşler yaşamın gerçeklerinin terk edilmesi ülkeyi ve halkı zora sokacağı bir süreci yaşatırki buna katlana bilmek hepimiz için dikenli taşlı yollarda yürümeyi mecburlaştırıyor. Yaşamda yurttaş ve toplum (millet ) Bilinci öncül yapmak zorunda olduğunu anlamadıkça yanılgılar kaçınılmaz olur. Yurttaşlar mutsuz ve huzursuz yaşama mecbur bırakılırlar. Günümüzde sağ yada sol pencere yok ortak bir büyük alan var ve odağında insan denen canlı.Artık bazı gölgelerden kurtulup güneş görebilmeliyiz.
Bir yerde gölge varsa ışıkta vardır.Biz o ışığı öne çıkartmanın mücadelesinde olmalıyız.
Farkındamısınız korkuyoruz kendimizden duygularımızdan yaşadığımız şehirlerden kalitesiz umutlarından hayatın .Korku nefesimizde bir sis gibi bırakmıyor.
Anladım yoksun sonra baktımki bende yokum .Senin peşinden sürüklenmiş okyanusun dalgalarına alıp götürmüş beni benim olduğum yere. Baktımki sen bendeymişsin. Çok hırpalandım ben insanlarla iyi geçeinmek için sensiz.Sonra kedileri tanıdım onlarda benim gibi ömür boyu sensiz.
Düşünce önemli bir kavram düşününce sorguluyoruz.Gülümsüyor hayat umutlarımıza bir keyif geliyor.
‘Sevecegim hatun kişiyi illaki esmer olacak ‘Der şair Tarancı . Esmer kadınlar sevdadır biliyorum.Hani bir meftüne pişirse hayat sumakli bir tadı olsa umudun. Ne olduda üzüldü yüreğimiz kimler bırakıp gitti bizi bu yalan dolan hikayesinde ömrün.Hani kapatalım demiş olalım .Sofraları kurmayalım hayellerde.Evlerden kaçalım sokaklardan korkalım . Sonra illaki esmer olsun gözleri hayatın.Gülmeyi bilsin geleri gök yüzünde hilal. Şiirler yazalım .Birde yalnız kadınları olsun hikayenin İşçi kadınlar olsun boyasız bakımsız insancıl olsun oasaklı hali.Oturup konuşalım memleketi.Sonra ne olacaksa olsun hayat.
İnsanların büyük çoğunluğu paranın peşinde koşuyorlar iyide yapıyorlar para olunca olmayan ne varsa olur oluyor.Kırmızı güller koparılmış sulanmış fark etmiyor. Daha bir cüretkar oluyor hayat.Telefonlar hiç susmuyor.Sözcükler daha bir cesaretli hükümdarlığını sürüyor ortalığa .Hiç kitap okumamışlar çok daha bilgeç oluyorlar. Toz toprak ve yalanlar ve kırışık gömlekli bir soytarı hükmediyor sevdalara.Sevdalar hastalıktır kimseler bilmiyor.
Nefes almak yaşamakmı bilmiyorum.Sensiz olmak bir nar ağacının meyvesinde.Seni hatırlamak.Öznesi sen olan şiirler yazmak kendine.Anadan babadan ötede seni görmek penceremde.Ah ne yapabilirizki azla yetinmeliyiz.Azca sevmeliyiz hayatı.Düşüncesiz sözcüklerden azca anlam çıkartmalı.Azca sevişmeliyiz gecenin yanlızlıgıyla.Kimi seviyorsak azca sevmeliyiz.Azca üzülmeliyiz göçüp gidenlere.Ah bir kara tirene binipLokomatifi kırmızı çizgili olanından.Keyiflice umut etmeliyiz ölüme inat.
Her sabah uyanırken korkularımda seni düşünürüm.Düşünmek tehlikeli bir eylemdir.Sonra kendim olurum bir vaktinde karanlığımın.Evsiz parasız pulsuz.Binlerce sözcük vardır aklımda.Birde göçüp gidenlerrin hasreti.Her sabah ben sen olurumda sen bunu bilmezsin.Bilirsin esmerdir yoksulların ekmeği.Yüregi kederlilidir kadınının.Ah kim açar kapısını.Kim demler çayını sabahının.Kim düşünür kim bekler.Ölüleri sevmez kimse bilirim.O varlığından beri ıraktı umuda.Kimseler ısıtmadı yüreğini onun.Bir esmer kadın siyah deri çizmeli.Vakitsiz bir zamanında ömrünSorunlu bir devrimci kavganın içinde.Geldi hadi dedi yürü günahlarıma benim.Ben esmer kadınları severim.Islanırım göz yaşlarında yetimliğimin.Siz bakmayın papuçlarıma olurmu.Ben hep kimsesiz yorgun sokakalara gezerim.Yörük kızıda bilmez bunu bende bilmem.Ne zaman gelir ölüm sevip okşar tenimi.Ne zaman memlekette gözleri güler işçilerin.Siz bilmezsiniz gerçek sevdaları işçiler yaşar.İşçilerdir sahipleri memleketin.
Yaşamaktan vazgeçmeyeceksin.Son anına kadar içindeki devrimci ruh var olacak.Korku rezil bir durum biliyorum.Sonra sevmeyi bileceksin.umudu bir kedi yavrusunu.Giyinik ruhlu esmer bir kadına baş eğeceksin.Bunda bir kötülük yok.Biliyorum günahsızda olmuyor bu yolculuk.İşçi kahvelerinde tükenirken ömür.Kim neyi özledi nasıl bilirim.‘O mavi gözlü bir devdi’Özgürlüğe düşkündü.Tüm umutları çarmıha gerildi gecenin.Onun hiç sabahı olmadı .Ne demiş şair ‘Yaşamak ciddi iştir.’
Karanlıktayız bunu anlıyorum.Sabahları yorgun sokaklarda mazlum insanlar dolaşıyor.Tanrı tüm kullarına aynı kaderi yazmış diyenler çok haklı.Kimi aç sefil yaşıyor kimi lüks içinde keyifte.Tüm kadınlar dünyayı güzelleştiriyor görüyorum.Bir erkekler isyancı ve geride bekliyor.Birgün kapıyı çalacaktır ölüm.Ne olacaksa olacak çıplak bir yalanı hatırlayacak gece.Lacivert bir sevda alacak bizi koynuna.Sahipsiz bir kedi yavrusu gibi ruhum.Sen bunu bilmiyorsun hani vakitsiz gelir acı.Çaresiz bir ömrüm müdavimi olursun.Olsun biliyorum tüm yalanlar kapıdan içeri girmiş.Hadi gel biz çıkalım ötelere kaçalım.Ötelerde ölüler var şimdilik sessizce bekliyorlar.saat kaçta ne zaman geleceksin sen.Haber ver olurmu ölmeden önce.Gözlerin gözlerimde olsun bende gelirim seninle.O karanlık meçhuliyetine yitikliğin.
Esmer saçlı kadın ve yitik umutlu erkeğin ruhları gökyüzünde buluştu.Onları ahlaksızlıkla suçluyanlar kala kaldılar arkasında ölümün.Ölüm fakirleri korur zenginler korkarlar ölümün gerçekliğinden.Düşünsenize nasıl bırakacaklar o köşkleri dört çeker arabaları tombul memeli kadınlarını .Tanrı onları istiyormu bakalım. Gerçi tanrı nasıl musade etti bu haksız şatafata dersiniz.Olsun şimdi ölüm geldi nefeslerini kesti yitik ruhlu godoşların.Ah nasılda uğraştılar ölmemek için özel hekimlere gittiler.En görkemli hastanelerde en havalı odalarda kaldılar.Kırmızı güller yolladı birileri bu piç ruhlu ucubelere.Ama olsun ölüm bekliyordu onları ve bizleri.Silikon memeli karıları rujlarını sürmeye devam ettiler.Ölüm varsa var onlar göz altlarında rimellerini eksik etmemeleri lazımdı.Tüm azgın hikayeler ölümle anlamsızlaşıyor.Dante şöyle der. ‘Ey buraya giren bütün umutlarını ardında bırak ‘İhtimal burda gerçeğin ta kendisi seni bekliyordur.Kimbilir belkide en namuslu erkekler en namussuz kadınlardan özür dileyecektir orda.Onları öyle gördükleri için.İşçiler ve çocuklar orda akasyalarla yoldaş bir bahçede mis-ki amber kokusunda gülümseyecektir tüm günahkarlara.Gerçi insan üşüyünce cehennemin sıcaklıgınıda özlüyor gibi.Hani cehennem çok kötü diyorlar ya boşverin siz Tanrı kötü degilki cehennem kötü olsun.Bence kötü olan bizleriz. Yanlış anlıyoruz her şeyi .Şünkü yanlışız.Bahar gelirken şöyle memlekete ölümler daha bir acı olur.Esmer siyah çizmeli tüm kadınlar yitikleşir oluyorlar usumdan.Sonra dünyayı bırakıp gidiyorlar o güzel insanlar erkence.Hani vakit geldiyse gidilecek yapacak bir şey yok.Yine geride kalanlar sabahları kahvaltı edecekler.Sofrada zeytin çökelek birazda umut.Yaşamak böyle bir şey işte biraz gerçeklik çokça yalan dolan.Vakit geldimi dersiniz ,hadi gidelim.


Yıllar evvel bir umut belirmişti soframda.Ah nasılda sevinmiştim tüm özlediklerim uykularımda.Esmer bir kavganın içinde devrimci bir yolculuktu bu.Amaçsız ülküsüz değildi. Çocuk gibiydi korunmalıydı.Sonra tümen tümen ölümler çaldı kapımı.Ben kime aşıktım tanrı anlat bana söyle hikayesini hiçliğimin.Ah kime baksam puşt bakışlı zibidi böyle artık zaman.Kimselerin değil kendimin mahkumuyum biliyorum.O isimsiz yosma kadınlar ve gecesinde ayaz.Çek git kaç bu soğuk mevsiminden ömrün.Yık korkularını soyun ıslan ve üşü.Gökyüzü saklamış yıldızlarını.Sen ırak yataklarda yaşa dişiliğini.Bırak umut o yavan sofrada kalsın.
Döndüm dolaştım yine sana geldim.Tuttum umutlarımdan saçlarını.çok sevdim bilmiyorsun.Kıyı kasabalarından devşirdim aşkı.Hiç bilmedigim sokaklara mecbur kaldım.Bir baktım dört yanım yalan.Kendimce demledim sabah çayımı.İşçileri düşündüm maden ocaklarını.Deniz altıda denizcileri düşündüm.Sen yanımdaydın zaten çıplak sevinçlerimdeydin.Sonra Tanrıya anlattım tüm günahlarımı.Gecenin bir vaktinde özledim seni ben.Korktum örttüm perdelerini sevdanın.Bekledim çok bekledim gelmedin sen.
İnsan denen canlı nelere katlanıyor ömrü birlikte geçirdiğiniz yol arkadaşlarınız göçüp gidiyorda yaşam yine vaz geçmiyor sizi kandırmaktan.Yine sofralar kuruluyor yine güleç şiirler yazıyor sözcükler.İsimsiz kadınlar aşkı anlatıyor yine.Unvalar sitatüler makamlar hükümdarlığına devam ediyor.Sonra Bir ağustos günü ‘Eyyamı Buhur ‘bir köz yüreğinizi yakıyor.Akdeniz üzgün ve mahcup sen çekip gitmişsindir.Hani kal diyen olmamıştır .Yetimler bir başka yetim kalmıştır gidişinde pısırık yüzlü yalanlar tünemiştir rezilliğine yalanın.
Bazı günler şöyle tabağımda sevdiğim meyveler görünce kiraz kavun ve karpuz bunları ölülerin yiyemediğini düşünüyorum. Oldukça deli düşünce biliyorum .İçimi bir hüzün kaplıyor.

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Hezeran Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hezeran yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hezeran yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL