1
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
305
Okunma
Gecenin bir yarısı, zihnim karmakarışık...Abuk sabuk düşünceler...
Zihin boşalmadan ve yerleri derinlemesine temizlenmeden; ne öz şefkat, ne ibadet, ne sevinç... Hiç biri tatmin edici değil... Gülüşünüz yüzeysel, mutluluğunuz anlık. Hiçbir şey oturmuyor yerli yerine.. Hayatta asıl öğrenilmesi gereken ya da öğretilmesi gerekenmiş meğer, Zihin eğitimi...Sağlık çok çok önemli... İlle zihin sağlığı diyorum artık İlle de zihin sağlığı.. Düşünce ferahlığı veya beyin yönetimi...
Gün boyunca, gece, belki uykuda; zihin kapıları ardına kadar açık, duyarak ve görerek sürekli çalışma halinde... Bilgi, görgü devşirmede, İnce ince kayıtta... vakti saati geldiğinde ise bir bir dökülecekler duygu ve düşünceler olarak.
Dış dünyaya açılan kulaklarımız ve gözlerimizin muhafaza edilmesi de önerilmiştir ya hep... Ama nasıl?...
Dizilerden geçtim, Dünyada ve yurtta neler oluyor diye açtığım haber programları dahi haber olmaktan çıkıp dedi kodu ve felaket tellallığına çıkmış gibi. Sadece haber verip geçilecek konular çekip sündürülerek söylenip duruyor temcit pilavı misali...
Hayatın içinde ve çevrede de durum farklı değil. Bir bilgi veriliyor ise beş yıkım birlikte geliyor.. ’’merhaba’’ dediğin insan korku, kaygı, stres birikimlerini boşaltıveriyor kulaklarınızdan içeriye...Empati kuralım derken sempati mağduru oluyor dinleyen...
Duruma, zamana ve ihtiyaca cevap veren bilgilendirmelerdir aslında değerli olan. Hani bal yediğinde rahatsızlanan çocuğunu bal yememesi yönünde büyük zatlardan birine götüren anneye ’’bugün değil 40 gün sonra getirin, bugün ben de bal yemiştim nasihatimin tesiri olmaz’’ dediği gibi; uygun zaman, uygun zemin ve duruma özel bilgi edinmeye ya da edindirmeye ihtiyaç var...
Geçenlerde bir kardeşimizden duymuştum. Namaz kılınan yerde suret bulundurulmaz demişler. Vakitsiz edindiği bu bilgiyi edindiği o günden sonra ’’etrafımı, seccademi suret veya benzeri var mı diye kontrol eder oldum, namazda seccadeyi gözlerimle tarıyorum artık’’ demişti. İhtiyaç duyulmadan vakitsiz verilen bilgi ile ilgili zihninde yer yokken aklına düşürülmüş oldu demek ki...
Günümüzde herkes bilgin, herkes filozof... Terzi söküğü ile gezer denir ya belli ünvan almış kariyer yapmış insanlarda bile zaman zaman bir bilgi ve hemen beraberinde yanılgılar gelebiliyor...Güven zedeleyen bu durumlar da kargaşaya sebep...
Her şeyi akışına bırakmak, nefes egzersizleri, güvenli alan çalışmaları vs
şu an bende hepsi etkisini yitirmiş durumda.. Beyin işliyor yine, usul usul, yazıyor, çiziyor. Şimdi, şu saatte, buraya yazdıklarımı da gözden geçiriyor...
Sözün özü; Zamanla ritüele dönüşen ezbere bilgilerle hiç bir şey olmuyormuş, idrak olmayınca..
.İsminin ilk harfini küçük yazan bir çocuğa sormuştum bir gün,
’’özel adlar nasıl yazılır’’ ben soruyu tamamlamadan
’’özel isimlerin ilk harfi büyük olur’’ dedi...
’’Güzel’’ dedim...
İsminin ilk harfini görmesi için, defterine tekrar bakmasını, yazısını kontrol etmesini istedim...
’’burada bir hata var mı sence?’’
hece hece okudu, düşündü
’’yok’’ dedi...
Ezberleye geldiği, kalıplaşmış özel ismin ilk harfinin yazım kuralını birlikte tekrar ettik, yazıya tekrar baktık...
Cevap yok.. İsminin ilk harfinin altını çizdim, yine kuralı tekrar ederek
’’hııı’’ dedi, fakat anlayıp anlamadığından emin olamadım
biraz daha zorlasam ağlayacaktı belki de...
’’Küçük harf ile başlattığın İsmiyin şu ilk harfini sil, büyük harf ile yaz’’ deyip geçtim...
Şu an kendimi, işte o çocuk gibi hissediyorum... Biraz daha zorlasam, yastığa gömülmeden tepinerek ağlayabilirim..
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.