6
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
198
Okunma

sevda sadece bir isim değil, bir his ediştir
sevdiğinin teni, üzerine çiğ düşmüş
bir menekşe yaprağı kadar narin,
bir o kadar da dokunmaya kıyılamayacak
bir hazinedir yan yana gelindiğinde, havada
asılı kalan o hafif ter kokusu, dünyanın en
nadide çiçeğinden bile daha kıymetlidir;
çünkü o koku, varlığın en samimi, en telaşlı
halidir. o koku insanın genzinden geçip
ruhuna işler, bir ömür boyu çıkmamak
üzere oraya mühürlenir.
o mühür, ruhun en mahrem köşesine
vurulduğunda artık geri dönüşü olmayan
bir yolculuk başlar bu yolculuk,
iki ruhun birbirine bir sarmaşık gibi dolanması
sınırların silinip tek bir nefeste buluşmasıdır
sevda, sadece bakışmak değil, bir canın diğer
canın içinde eriyip gitmesidir bu kutsal
yakınlık, bir sevişmeden öte, iki varlığın
birbirine şifa olmasıdır eller, birbirinin teninde
kaybolurken sanki asırlardır aranan o sükunet
bulunur her dokunuş, toprağın yağmurla
buluşması gibi taze ve bereketlidir.
tenin sıcaklığı, kalbin atışıyla birleşir ve o an
zaman durur; sadece o anın sarhoşluğu kalır
geriye. bu, bedenin ötesinde, ruhların birbirine
evim sensin" deme halidir.
bu derin sessizliğin içinde, sevilenin gözlerine
bakmak bir uçurumun kenarında durmak
gibidir. hele o kirpikler. her bir teli,
kalbin üzerine çekilmiş birer tül gibi narin,
her kırpılışında ruhu selamlayan birer kanat
çırpışıdır gözlerini kapattığında o kirpiklerin
gölgesi, sanki dünyanın tüm kargaşasını
dışarıda bırakır ve insanı o huzurlu karanlığa
davet eder. tüm bunlar yaşanırken, koca bir
doğa dışarıda kendi lisanıyla bu aşka eşlik
eder yaprakların hışırtısı, toprağın uyanışı ve
gökyüzünün sonsuzluğu, bu kavuşmanın birer
parçasıdır. İnsan sevdikçe anlar ki; kendisi de
o uçsuz bucaksız doğanın bir parçasıdır.
sevdiği kadına ya da adama sarıldığında,
aslında bir ağaca, bir denize, bir buluta sarılır
gibi bütünleşir evrenle.
"ruh, tende kendine bir vatan bulduğunda;
dünya artık yabancı bir yer olmaktan çıkar."
onur altınok