4
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
207
Okunma
gözlerimi bağladın
ve
geçip gittin
kalabalıklar/ içinde...
ne yapılması mümkün değildir dedi?
bazen böyle şeylere anlamlar yükler işaret parmağını dudaklarına yaslar bekler kahve kokusunun tüm odaya yayılmasını sağlardı... kuru dallarıyla ormana yağmur yağardı o zaman işte... böyle yapması yakışan patiklerini ayak parmakları ile çıkarıp bataniyesini göğsüne çekip dirsekleri ile bağladığı aklını yoklardı. burda mısın?
bazen öyle soruları çekip getirirdi ki dizlerime içime sinmiş sözler uyanırdı... her zaman olmam gereken yerdeyim. demek isterdim. bazen kaldırımın diğer tarafında. bazen bulutun derinlerinde bazen üst kattaki pencerenin önünde. çok önemli mi bu? ekrandakihaber bülteni yahut notaları ile dizilmiş kaldırım taşları içine girdikçe kaybolduğumuz bir derinlik yaşam sanıyordun. ve yaşamdan kaçtıkça varacağın yerin sana kendini sunacağını bekliyordun. biliyorum... dedim. biliyorum... oysa hep pek çok sayfanın birleşmesi ile var olur gazete. bir haber ancak yeni servis edilmişse manşettedir yahut yıldız kaymışsa gök yüzü şenliktir... biliyorsun... çoğaldıkça var olur insan. sınırları ile. gerekçeleri ve gerçekleri ile yüzleşerek.
sen gerçektin
bana gerekçeler
kalmıştı...
gözlerimi bağladın.
ve bende kulaklarımı kapatıp
uyudum.
solumda bazen
ve bazen sağımda.
sana/
düğümdüğüm.
(...)