İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyarlar. jean anoilh
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Kader mi Bu

Yorum

Kader mi Bu

6

Yorum

12

Beğeni

0,0

Puan

85

Okunma

Kader mi Bu

Kader mi Bu

Kader kavramı, Türkiye’de çoğu zaman yaşananları açıklamak için değil, sorgulamayı durdurmak için kullanılır. Özellikle yaşam alanlarına yönelik müdahaleler söz konusu olduğunda, alınan kararların sonuçları kaçınılmazmış gibi sunulur. Böylece siyasi, ekonomik ve idari tercihler görünmez hale gelir ve sorumluluk ise soyut bir yazgıya havale edilir.

Taş ocakları bu durumun en açık örneklerinden biridir. Bir bölgeye taş ocağı açıldığında, yalnızca taş çıkarılmaz, o bölgenin su kaynakları, tarım alanları doğayı ve sosyal yaşamı da geri dönülmez biçimde zarar görür. Ancak bu sonuçlar çoğu zaman kalkınmanın gereği ya da başka çare yoktu ifadeleriyle geçiştirilir. Oysa taş ocaklarını açmak açılmasına izin vermek asla bir kader değildir bu bilinçli bir tercihtir. Ruhsat veren, denetlemeyen ve itirazları dikkate almayan somut bir irade vardır.

Benzer bir durum aynı şekilde dereler için de geçerlidir. Dereler kuruduğunda ya da boruların içine alındığında, bu süreç doğal bir döngü gibi anlatılır. İklim, yağış azlığı ya da coğrafya gerekçe gösterilir. Ancak derelerin yönünü değiştiren, üzerini kapatan, suyunu ticarileştiren bütün kararlar göz ardı edilirken görmezden gelinir. Böylece doğrudan müdahale edilen bir süreç, sanki kendiliğinden gerçekleşmiş gibi sunulur ki tam bir iki yüzlülüktür bu yaklaşım.

Ormanların rezerv alan ilan edilmesi de aynı mantıkla işler. Bir alanın rezerv statüsü kazanması, çoğu zaman o alanın korunacağı anlamına gelmez; aksine, yapılaşmaya açılmasının önünü açar. İnsanların yaşadığı, tarım yaptığı, hayvanlarını otlattığı alanlar bir gecede hukuki statü değişikliğiyle ellerinden alınabilir. Bu durum yaşandığında, mağduriyet yaşayanlara genellikle sabır telkin edilir. Oysa burada söz konusu olan kader değil, mülkiyet ve yaşam hakkına dair bir tercihtir,Sözüm ona kaderi anlatanların doymak bilmeyen nefislerine heba edilen yerlerdir buralar.

Kıyılar da benzer biçimde herkesin ortak alanı olmaktan çıkarılıp belirli çıkar gruplarına tahsis edilir. Erişimin kısıtlanması, yapılaşma ve özelleştirme süreçleri çoğu zaman turizm ya da ekonomik gelişme gerekçesiyle meşrulaştırılır. Kıyılar yok olduğunda ya da halktan koparıldığında ise bunun kaçınılmaz olduğu söylenir. Böylece kamusal alan kaybı, doğal bir sonuç gibi kabul ettirilir.

Bu örnekler yalnızca çevresel meseleler değildir. Kentsel dönüşüm süreçlerinde de benzer bir kader dili kullanılır. İnsanların yıllardır yaşadığı mahalleler birden alınan bir kararla riskli alan ilan edilir, yerinden edilme kaçınılmaz gösterilir. Yeni yaşam alanlarına erişemeyenler için bu durum bir tercih değil, zorunluluk olarak sunulur. Ancak dönüşümün kimin yararına yapıldığı çok net bilinse de o soru çoğu zaman cevapsız kalır.

Tarımda yaşanan çözülme de kader söylemiyle örtülür. Küçük üreticinin üretimden çekilmesi, toprağın boş kalması ya da gıda fiyatlarının artması sanki doğal bir süreçmiş gibi anlatılır. Oysa destek politikaları, ithalat tercihleri ve planlama eksikliği bilinçli kararların sonucudur. Bu kararların bedelini ödeyenler ise üreticiler ve tüketicilerdir. Örneğin yurt dışından ithal edilen malların tamamı kim ya da kimler tarafından ithal ediliyor buraya bakıldığında kimlere ve için yaradığı ortaya çıkıyor.

Emek alanında da benzer bir tablo vardır. Güvencesiz çalışma, düşük ücretler ve iş cinayetleri çoğu zaman kaçınılmaz riskler olarak sunulur. Oysa bu riskler denetimsizlikten, maliyet hesaplarından ve tercihlerden doğar. Ancak kader söylemi devreye girdiğinde, sorumluluk dağıtılır ve normalleştirilir.

Kadere karşı gelmek, bu nedenle soyut bir başkaldırı değildir. Bu, yaşananların nasıl ve kim tarafından belirlendiğini sormaktır. Böyle olması gerekiyordu denilen her durumda, başka seçeneklerin neden tercih edilmediğini sorgulamaktır.

Elbette her itiraz sonuç vermez vermeyebilir de ,ancak bütün bunlara boyun eğmek, alınan kararların sorgulanamaz hale gelmesine yol açar. Kader söylemi bu şekilde dahil edildikçe ve bu şekilde sürdükçe, zarar görenler susmaya, karar alanlar ise görünmez kalmaya devam eder.

Kadere karşı gelmek, her şeyi kontrol edebileceğini iddia etmek değildir. Bu, kontrol edilen süreçleri görünür hale getirmek ve bu süreçler karşısında söz söyleme hakkını savunmak çaba göstermek gerekir ki, bu çaba, yalnızca bugünü değil, geleceği de belirler.
*
Mehmet Demir
26126

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kader mi bu Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kader mi bu yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kader mi Bu yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ali Esmeray
Ali Esmeray, @aliesmeray
27.1.2026 00:52:37
harika bir yazı kutluyorum yazar dostum
samire.radle
samire.radle, @samire-radle
26.1.2026 19:11:14
Malesef, KADER-in anlamı değişti... Daha cok belli bir zumrenin cıkarlarina hizmet için kılıf olarak kullanılıyor. Toplum cahilleştikce zor olmuyor...
Pınar CETIN
Pınar CETIN, @pinarcetin
26.1.2026 18:43:15
Keskin kaleminiz her zaman var olsun düşündüren düşündürürken sorgulatan gerçekleri gözler önüne seren bir yazı olmuş kutlarım
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
26.1.2026 17:03:02
Talanı Şükür ve kaderle örterler ...
D Dinç
D Dinç, @d-din
26.1.2026 16:41:21
''Kader kavramı, Türkiye’de çoğu zaman yaşananları açıklamak için değil, sorgulamayı durdurmak için kullanılır. '' Muhteşemdi. Aşk ile eeyvallah.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
26.1.2026 16:30:34
Oldukça güçlü ve düşündürücü bir metin. “Kader” söyleminin, aslında sorumlulukları gizlemek ve bilinçli tercihlerden doğan sonuçları doğal göstermek için kullanıldığını net bir şekilde ortaya koyuyorsunuz. Çevre, tarım, emek ve şehirleşme örnekleriyle somutlaştırmanız, metnin eleştirel gücünü artırmış. Özellikle “kadere karşı gelmek soyut bir başkaldırı değil, süreci görünür kılmaktır” vurgusu, metnin en çarpıcı ve değerli noktası. ✍️
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL