0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
168
Okunma
Sana verilen ömür, sayılarla ölçülen bir zaman değil; emanet olarak omuzlarına bırakılmış bir bilinçtir. Aldığın her nefes, sana hatırlatmak için gelir: Buradasın ama ait değilsin. Yürürsün yeryüzünde, iz bırakırsın; fakat iz sandığın şeylerin çoğu rüzgârla silinir.
Ey Ademoğlu, kalbini yokla. En çok neyi büyüttün içinde? Kırgınlık mı, merhamet mi? Güç mü, adalet mi? Çünkü insan, dilinden çok kalbiyle yazılır deftere. Söylenmeyenler, yapılanlardan önce tartılır.
Unutma; sana verilen akıl üstünlük için değil, sorumluluk içindir. Bilmek seni yüceltmez, bilip susmak da kurtarmaz. Bildiğinle ne yaptığın sorulur. Gözlerinle gördüğün haksızlığa sırtını döndüğünde, sadece başını değil, yönünü de çevirirsin.
Ey Ademoğlu, dünya seni oyalamak için süslendi. Sahip oldukların değil, vazgeçebildiklerin seni hafifletir. Çünkü yük, çoklukla değil; bağlanmakla ağırlaşır. Kalbin bir şeye esir düştüyse, ellerin özgür olsa ne yazar?
Hatırla: Topraktan geldin, toprağa döneceksin. Arada geçen zamanda kibir biriktiren değil, izzetini koruyan kazanır. Affetmeyi zayıflık sanma; affedememek kalbin zinciridir. Merhamet, insana yakışan en sessiz ibadettir.
Ey Ademoğlu, gecenin sessizliğinde kendinle baş başa kaldığında kaçtığın sorular vardır. Onlardan korkma. Çünkü hesap, kaçılan yerde ağırlaşır; yüzleşilen yerde hafifler. Rabbini hatırladığın an, aslında kendini hatırlarsın.
Ve bil ki; kapılar geç kapanır ama samimiyetle çalınırsa kilitler susar. Dönüş yolu uzakta değildir. Bir niyet kadar yakın, bir adım kadar gerçektir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.