Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
refik pelvan
refik pelvan

Türkiye ne Yapmalı?

Yorum

Türkiye ne Yapmalı?

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

496

Okunma

Türkiye  ne Yapmalı?

Türkiye ne Yapmalı?

Çok bu konuları takip eden uzun uzadıya kafa yoran birisi değilim okunanlar haber saatleri açık oturumları elimden geldiğince takip eden sosyal medya hesaplarında ilgi çekici söylemleri merak ettiğim için takip ederek acizane bunları yazmak istedim. Türkiye 2. dünya savaşına nasıl bir katılmama politikası bulup savaşa katılmadıysa şimdi tekrar bir çözüm bulup Atatürk’ün " Yurtta sulh, Cihanda sulh " ilkesi doğrultusunda etrafındaki ateş çemberinin dışında kalmalı.

Türkiye barıştan yana olmalı her daim barış için çalışmalı ateşten uzak durmalı. Her ne kadar etrafında ki savaşlardan ister istemez etkilense de savaşa dahil olmamalı kendi güvenliği için Atatürk çizgisinde hareket etmeli. Ateşi elinle tutmamalı, ateşin içine ellerini sokmamaya gayret göstermelidir. Barış ve barışı inşa etmeye çalışmalıdır. Bu arada da tuzak düşüncelere de düşmemelidir. Lider konuşmalarına baktığınızda, yazılanları okuduğunuzda söylenenleri dinlediğinizde Türkiye konuların dışında tutulmakta fakat her şey içinde görülmektedir. Doğusunda ve güney doğusunda ki ateş çemberi savaşın aktörleri ve etkin terör örgütleri Türkiye’yi tehdit eder durumdadır. Türkiye ekonomik çıkarlar gözetmemeli, ucuz ekonomik çıkar olan tuzak düşüncelere kanmamalı düşmemeli. Her ne kadar İran da savaş durdu desek de sadece bir söylem.

Etrafımızdaki savaşın bitmesi de mümkün olmadığı gibi daraltılması da mümkün olmadığı görülüyor. Bunun için Türkiye yapması gereken üç basamaklı Hatay burundan İran sınırına kadar olan askeri zincirden oluşan sınır güvenlik koridorunu, Nahçıvan, Zengizur ve Azerbaycan sınırına kadar uzatmalıdır. Bununla beraber kardeş devlet Azerbaycan da aynı şekilde güvenlik koridorunu Türkiye sınırından hazar kıyısına kadar oluşturmalıdır.
Bu arada Gürcistan ve Ermenistan sınırı da iç taraftan güvenlik koridoruna alınmalı.

Bu neden gerekli şundan gerekiyor. Bir çok misyonerlik çalışmaları kültür sanat adı altında kitap fuarlarında, dışarıda kurulmuş yardım dernekleri adı altında, kütür sanat etkinlikleri adı altında, gazete çıkarılarak bu misyonerlik faaliyetleri yürütülerek kişiler öne çıkarılıyor. Öne çıkarılan ve güven kazandırılan bu kişiler Türkiye Aleyhine faaliyetler yürütüyorlar.
Zaten ezelden bilinen Ermenistan’ın Türkiye düşmanlığı var. Gürcistan sınırından geçerek yoksul köylerde yadımlar yaparak Türkiye’nin bazı şehirlerinin Ermenistan toprağı olduğu lobileri yapılmakta bunlar bilinen.

Bir başka Türkiye aleyhine yapılan faaliyet ise Kıbrıs için yürütülmekte Nereden biliyorum bu konuya kendim muhatap oldum. 3-4 Ekim 2017 yılında Antalya 3. Uluslararası Türkmen elleri şairler ve sanatçılar şöleni dil bayramı etkinliklerinde konuştuk. Kıbrıslı bu yazar arkadaş şimdi Prof. unvanı da almış Kazakistan da ki Türk Dünyası etkinliklerine kadar gidebiliyor. Güven kazanmış söyledikleri değer bulur hale gelmiş ki Türk devletleri Kıbrıs Rum kesimini tanıdı.

Konuşmamızda Türkiye’nin adadan (Kıbrıs) dan elini çekmeli Türkiye elini çekerse Rum kesimi ile schengen vizesi alacaklarını Türkiye’nin bunun karşısında engel oluşturduğunu bunun için adadan elini çekmelidir diyordu.

Şu sınır güvenliğini alsan ne olacak ? Füzeler var, uçaklar var toplarla vururlar denecek , bilinen bir gerçek var kale duvarı yıkılmadan kale kapısı kırılmadan içeri ayak basmadan kale fetih edilmiş olmuyor. Tamam füzelerle görünmez hayalet uçaklarla, tanklarla, havanlarla bombalayabilir büyük hasar verdirebilirler, kapı kırılıp duvar yıkılmadan içeri ayak basmadan Türkiye alınmış olmaz. Sınır güvenliği ve korunması sınır ötesinden sağlanmalı.
İran savaş dışında kalmış gibi görünse de Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan savaşta olduklarını daha zor şartlar daha sıkıntılı günler yaşayacaklarını açıklamıştı bu günde İran da yaşanan protestolar, ayaklanmalar ve anarşi daha büyük isyanların geleceğini işaret ediyor. İç karışıklıkların, ayaklanmaların, protestoların dışarıdan yardım istemek askeri müdahaleyi meşru gibi göstermek için.
Irak -ABD anlaşmazlık içinde iken İran- Irak savaşında tarafsız kalmış olsa da Irak’a kaynak ve amacı olmayan hava araçları vermiş 1982 yılı mart ayında ABD Irak’a yardımı arttırıp 1979’da terörü destekleyen ülkeler listesine alınan Irak 1982 yılında listeden çıkarıldı. Diplomatik ilişki kuruldu 1982 yeni İran-Irak savaşında İran’ın ateşkesi ret etmesi Irak’a silah satışını rekor seviyeye çıkarmış, Kasım 1983’te Irak lideri Saddam Hüseyin ABD’nin isteği üzerine Ebu Nidalı Irak’tan kovması üzerine Ronald Reagan ilişkileri geliştirmek için heyet gönderdi. ABD ticaret komitesinin izniyle Amerikan şirketleri Irak’ şarbon ve böcek ilaçları gönderdi .
Irak hükümeti şarbonu biyolojik, böcek ilaçlarını kimyasal silah yapım programlarında kullandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Nisan 1991’de kabul edilen 687’nolu ateş kes kararıyla uygulanmasına yönelik uygulamalar ve bu kararı takip eden kararlar 12 yıl sonra başka bir savaşa neden oldu.
Her ne kadar İsrail ve ABD İran’ı vurduktan sonra dursalar da bir daha vurmayacakları anlamına gelmez. Türkiye İran sınırında da üç basamaklı askeri zincir den oluşan güvenlik koridorunu biyolojik, kimyasal ve salgın hastalıklara karşı tıbbi donanımlı güvenlik koridoru oluşturmalı.

Bu koridoru kardeş devlet Azerbaycan da Türkiye sınırından Hazar Denizine kadar Tıbbi donanımlı olarak İran sınırını güven altına almalı. Zengezur koridorunu da Türkiye, Nahçıvan Azerbaycan arasında güvenli askeri geçiş köprüsü olarak kullanmalı. Peki nasıl yapacak bunu?
Azerbaycan ve Türkiye arasında, Azerbaycan adına Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye adına 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalanmış işbirliği ve karşılıklı destek anlaşması vardır.
Anlaşma 23 madde ve beş bölümden oluşmakta:
"Askeri-Siyasi ve güvenlik sorunları"
"Askeri ve Askeri -Teknik işbirliği"
"İnsani konular." "Ekonomik iş birliği" ve ortak ve son hükümler .
Antlaşma, 21 Aralık 2010 tarihinde Azerbaycan milli Meclisinde, 2 Şubat 2011tarihinde de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandı. Bitim tarihi 16 Ağustos 2020 (2030 yılına kadar uzatılabilir.)
Bu antlaşmasının aynısını diğer Tük devletler ile de imzalamalı.

Kafamın içinde delice çılgınca düşünce yazmadan geçmeyeceğim. Aptalca olabilir gülünç olabilir alay kanusu olabilir fakat beynimin içinde kuyruksuz tilki olarak dolaşmakta. Ne mi?
NATO’nun istediklerini elde ettikten sonra Türkiye’yi üyelikten çıkarabileceği düşüncesi. AB üyeleri hepsi NATO üyesi oldu, bir tek Türkiye AB üyesi değil. Kabul etmeyeceklerde uyum yasaları ile elde etmek istediklerini elde ediyorlar. Mesela,
AB uyum yasalarına göre yerel yönetimler doğal kaynaklarını istedikleri yerli ve yabancılara kiralar veya satabilir, devredebilir, işletme hakkını verebilirler. uygulamada
Bir başkası tarımda Tarım ürünlerinin yani ekilir biçilir alanları %24 düşürülmesi o da uygulanmakta
Vatandaşlığa kabul edilmiş göçmen, geçici sığınmacılar kaçak mültecilerin çok oluşu sayısı dahi bilinmeyen kaçakların olması, Türkiye sınırından geçmesini önlemek için sınırında önlemler alan ve geri alma anlaşmaları imzalayan, para yardımı bulunan AB’nin Türkiye’yi kabul etme söylemi aldatmaca.
AB uluslar üstü statüsüyle Westfalya anlaşmasına ters düşmekte. 1648 Westfalya antlaşmasıyla İmparatorluklar çöktü derebeylikler yok oldu. Şimdi bunun tersine AB imparatorluk olma çabası içinde.

Türkiye’ konumunun Avrupa ile Asya arasında bir köprü olduğu öğrencilik yıllarımızdan bu güne kadar öğretildi ve yine aynı şekilde öğretilmekte. Bilim ve teknolojinin yenilikleri ile her şey kolaylık kazanırken de çeşitlendi ve ihtiyaçlar geçmişte olanların çok çok üzerinde oldu.
Bu gün devletin yanı sıra çok uluslu şirketler, hükümet dışı örgütler ve çeşitli ulus ötesi baskı gurupları, küresel elitler de uluslararası aktörler olarak uluslararası sistem kapsamı içinde etkinlik kazanmaktadır. Keohane ve Nye dünyanın "küresel bir kasabaya" dönüştüğünü uluslararası aktörler arasındaki sosyal ekonomik alışverişin ulusal sınırları aştığını ,uluslararası aktörlerin çeşitlenmesi aralarındaki etkileşim karşılıklı bağımlılığı artırmıştır.
Karmaşık karşılıklı bağımlılık küresel siyasi ekonominin ortaya çıkan doğasını tanımlamak için ortaya atılan kavramdır. Devletler arasındaki ilişkilerin giderek daha derin ve karmaşık hale geldiğini içerir. Karmaşıklaşan ekonominin karşılıklı bağımlılık ağları, devlet gücünü zayıflatır. Ulus ötesi devlet dışı aktörlerin etkisini artırır. Teorisyenler devletler ve toplumlararasındaki çeşitli ve karmaşık ulus ötesi bağlantıların ve karşılıklı bağımlılıkların artığını askeri güç ve güç dengesinin ise azaldığını yine de önemli olduğu kabul edilir. Keohane ve Nye karşılıklı bağımlılık kavramını ortaya atarken, siyasetteki gücün rolünü ve uluslararası aktörler arasındaki ilişkileri analiz ederken karşılıklı bağımlılık ve bağımlılık arasında da bir ayrım yaparlar. Karmaşık karşılıklı bağımlılığın üç özelliği
1) Devletler arası, hükümetler ötesi ve ulus ötesi ilişkilerde toplumlar arasında birden fazla eylem kanalının kullanılması.
2) Gündemleri değişen ve önceliklendirilen konular arasındaki bağlantıları kuran bir konular hiyerarşisi olmaması.
3)Amaç, uluslararası ilişkilerde askeri gücün ve zorlayıcı etkinin azalmasını sağlamaktır.
Karmaşık karşılıklı bağımlılıkta mevcut olan çoklu kanallar, hükümet elitleri arasındaki gayrı resmi bağlar ve resmi dış işleri bakanlığı düzenlemeleri de olmak üzere toplumları birbirine bağlar. "ikinci tür" genellikle yüz yüze veya telekominakasyon yoluyla temasın gerçekleştiği hükümet dışı elitler arasındaki gayrı resmi bağlardır. "son tür"ise uluslararası kuruluşlar" çok uluslu bankalar veya şirketler gibi kuruluşları içerir. Bu kavramların daha basit bir yolu, onları devletlerarası, hükümetler arası ve ulus ötesi ilişkiler olarak adlandırmaktır. Bu kanallar devletler için bir iletişim yolu olabilir ve karmaşık karşılıklı bağımlılığın önemli parçasıdır. Dış ilişkiler konuları, karmaşık karşılıklı bağımlılık açısından giderek daha önemli hale gelir. Ülkelerin politikaları, yalnızca iç politikalar olsa da bir birleri ile bağlantılıdır. Politika bir ülkenin sorunlarını ele alıyor görünse de her hangi bir yasanın bölgesel ve küresel etkileri olabilir. Bu etkiler, İMF ve Avrupa Topluluğu gibi liberal kurumlar aracılığı ile ülkeler arasında istişare anlaşmalarını teşvik etmiştir. Anarşinin varlığı uluslararası politikanın, gelişmiş, çoğulcu (iç ülkeler) başka bir ülkenin sınırlarında kendine ait sınır edinmiş ülkeler tarafından belirlenen iç meseleler ve yasalarla olumlu bir şekilde uyum sağlamasına olanak tanır.

Türkiye için düşünülen ve yapılmak istenen Türkiye’nin ulus devlet olmaktan çıkarılması, yoksul köle çok çeşitli bir işçi halk tabakasının oluşturulması, üzerinde çeşitli devletlerarası, hükümetler arası, ve ulus ötesi şirketlerin hakim olduğu her türlü ticaret yollarının, enerji hatlarının geçtiği, şirketleşmiş devletlerin, devletleşmiş şirketlerin idaresinde Avrupa ve Asya birbirine bağlayan doğal bir köprü gibi kullanmak.


----------------------------------sevgilerimle...
------------(Pitik)
























































Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Türkiye ne yapmalı? Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Türkiye ne yapmalı? yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Türkiye ne Yapmalı? yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL