Mucizeler aniden olan şeylerdir, istemekle çağırılmazlar; ama kendiliklerinden, genellikle de hiç olmayacak bir anda ve kendilerini en az bekleyen kişilere gelirler. (k. ann porter)
Çağdaş Durmaz
Çağdaş Durmaz

Ruhun Tekamülü

Yorum

Ruhun Tekamülü

( 3 kişi )

1

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

132

Okunma

Ruhun Tekamülü

Ruhun Tekamülü




Zamanın taşlarıyla örülü bir yolda yürüyor insan ruhu. Her dönemeç, bilinmeyene açılan bir kapı, her çıkmaz sokak, kendini tanımanın bir aynası. Bu dünya, bir tekamül kazanıdır. Ruh, ateşe atılmış saf altın gibi, dünyevi deneyimlerin potasında arınır, saflaşır, özünün ağırlığını bulur. Ama bu yol salt bir ilerleme değildir. Bazen çakıl taşlarında kayar, bazen karanlık dehlizlerde kaybolur. Tekamül, düşüşlerin ve kalkışların sonsuz döngüsüdür. Her adım, ruhun kendi kader çizgisini dokuduğu bir tezgahın atkısıdır.


Sevgi ve aşk, dünyanın gökyüzünün sabit yıldızlarıdır. Sevgi, ruhun kanatlarıdır;, onu bencilliğin dar kafesinden kurtarıp, ötekinin gökyüzüne uçurur. Bir annenin bebeğine bakışındaki saf bağlılık, dostların sessiz anlaşması, bir yabancıya uzanan merhamet eli… Bunlar, ruhun dünya toprağında yeşerttiği ilahi filizlerdir. Aşk ise, sevginin kendini feda etme potansiyeline ulaştığı zirvedir, ruhu alır, kabuklarını kırar, özünü ortaya çıkarır. Aşık olan, artık “ben” değil, “biz”in bir parçasıdır. Bu birleşme, ruhu genişletir ama aynı zamanda incitir. Çünkü aşk, en derin yaraları açabilen çift ağızlı bir kılıçtır. Bir yüzüyle cennete, diğer yüzüyle cehenneme açılan kapıdır. Kaybedilen bir aşk, ruhun göğsünde açılan bir boşluktur, içinden soğuk rüzgarlar esen, zamanın bile dolduramadığı bir uçurum. Fakat bu acı, ruhu körleştirmez, tersine keskinleştirir. Kayıp, insana kendi gücünü, dayanıklılığını ve nihayetinde kendi kendine yetebilme yetisini hatırlatır. Aşkın ateşiyle yanmış ruh, küllerinden daha bilge, daha derin bir şefkatle doğar.



İyilik ile kötülük, bu dünya sahnesinin iki temel aktörüdür. Birbirlerine zıt değil, birbirlerini tanımlayan güçlerdir. Kötülük olmadan iyiliğin değeri bilinmezdi. İyilik, karanlıkta parlayan bir kandil gibi, ancak etrafındaki koyulukta anlam kazanır. Bu ikilik, insanın özgür iradesinin sınav alanıdır. Ruh, her an bu iki kutup arasında bir seçim yapar. Küçük bir yalan, birine yardım eli uzatmak, aç bir canlıyı doyurmak, öfkeyle söylenen bir söz… Her tercih, ruhun dokusuna bir iplik ekler. İyilik, ruhu hafifletir, köklerini derinlere salmasını sağlar. Kötülük ise onu ağırlaştırır, içe dönük bir karanlıkta boğar. Ancak bu, mutlak bir ayrım değildir. İnsan ruhu, gri tonların hakim olduğu bir mozaiktir. En cani insanın içinde bir parça merhamet, en aziz insanın içinde bir kıvılcım kibir saklı olabilir. Mesele, bu karanlık potansiyeli tanımak ve iyiliğin ışığıyla dönüştürmektir.


Kader, iyilik ve kötülük makasının keskin dişleri arasından sızan çizgidir. O, önceden çizilmiş katı bir yol değil, özgür iradenin ve dış etkilerin sonsuz kombinasyonlarıyla dokunan kırılgan bir ağdır. Ruh, bu ağda hem dokuyucu hem de dokunandır. Geçmişin tohumları (aileden gelen yaralar, yetiştirilme tarzı, toplumsal koşullar) geleceğin filizlerini besler. Ancak bu tohumların nasıl büyüyeceği, ruhun onlara verdiği suya (seçimlerine) ve güneşe (bilincine) bağlıdır. Kader, bir kader hane mahkumiyeti değil, bir başlangıç noktasıdır. Ruh, bu noktadan hareketle, sevginin rehberliğinde ve iyiliğin pusulasıyla, kendi yolunu çizer. Karşılaştığı fırtınalar (hastalıklar, kayıplar, ihanetler) rastgele cezalar değil, onu güçlendiren, derinleştiren, özünü ortaya çıkaran sınavlardır. Bir ağaç nasıl rüzgara direnerek köklerini derinleştirirse, ruh da zorluklarla yüzleşerek sağlamlaşır. Kaderin en büyük görevi, insanın en çok acı çektiği anlarda, asıl potansiyeline en çok yaklaşmasını sağlamasıdır.


Sonuçta ruhun dünya yolculuğu, bir bütünleşme, bir uyanış, bir "kendini bilme" yolculuğudur. Bu yol, sevginin sıcak nefesi ve aşkın dönüştürücü ateşiyle aydınlanır. İyilik ve kötülük arasındaki sürekli tercihlerle şekillenir. Ve kader denen dokuma tezgahında, özgür iradenin iplikleriyle ilmek ilmek örülür. Asıl amaç, cennete ulaşmak değil, içimizdeki cennetin kapısını sevgi ve bilinçle açmaktır. Yolun sonunda bekleyen, dışarıda bir hazine değil, yolculuğun kendisinde keşfedilen içsel bir zenginliktir. Acıyı kucaklayan şefkat, kaybı anlayışla saran bilgelik, karanlığı aydınlatan içsel ışık. Ruh, bu dünya toprağında tohumlanır, fırtınalarla sınanır, sevgiyle beslenir ve nihayet, özünün saf ışığını tanıdığında, evrenin sonsuz dokusunda kendi eşsiz desenini tamamlamış olur.

Amaç Ona ulaşmaktır , Ondan geldiğini bilerek yaşayarak...



Çağdaş DURMAZ

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Ruhun tekamülü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ruhun tekamülü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ruhun Tekamülü yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Dilek pınarı
Dilek pınarı , @dilekpinari
5.1.2026 11:57:24
5 puan verdi
Yine tefekkürlük bir yazı ve ben de biraz topladığım bilgilerle senin yazınla örtüştüğünü düşündüğüm; bu konuya dair Yunus'tan bilgilerle bir şeyler katmak istiyorum arkadaşım.

Yunus Emre, yaratılışa ilişkin dört unsurdan sözeder ilk yaratılışa dair manidar mısraları:

Padişah’ın hikmeti gör neyledi
Ateş su toprak ve yele söyledi

Toprakla sudan yaratıp bir cisim
Verdi bu cisme Âdem diye isim

İnsan dört unsurdan yaratılmıştır hava, su, toprak ve ateşten yaratılan varlığa can üflenmiş ve insan olmuştur. Cana ek olarak ona bir de akıl verilmiş. İşte insan aklın da yardımıyla hamlıktan olgunluğa doğru tekâmül eder.

Yunus Emre bu dört unsurla beraber insandaki iyi ve kötü huyların bir tasvirini yapar:

Toprakla geldi bize dört nitelik
Sabır, hoş huy tevekkül ve yücelik

Suyla beraber geldi dört türlü hâl
Temizlik, cömertlik, lütuf ve visal

Rüzgârla beraber geldi dört heves
Yalan, riya, sabırsızlık ve nefes

Ateşle geldi dört türlü felâket
Şehvet kibir açgözlülük ve haset

Canla birlikte geldi dört özellik
Utanma ahlâk üstünlük ve birlik

İşte insan varlığında yer alan bu iyi ve kötü huylar, tekâmül noktasında rol alırlar ve insan gönlüne egemen olmak isterler. Sonuçta hangisi galip gelirse kalp, ona göre hükmeder. İşte acelecilikten sabra, basitlikten yüceliğe, kirlilikten temizliğe, ayrılıktan birliğe… yönelme bahsedilen tekamülün merhaleleridir.

Tekamülün safhalarında kâinatın özü olan insan maddi bir varlık değil bedenle birlikte nefs akıl ve aşk la özel bir tecrübe yaşar ve bu varoluş kendi şuur ve iradesiyle şekillendireceği bir yaşam potasında yer alır yani eksiklikten tamlığa kemale doğru varoluş tecrübesi yaşanır bu tecrübe onu ilim sahibi bir varlık olmanın yanı sıra sorumluluk bilinciyle bir değer haline getirir.
Kulluk kavramına zengin bir mana yüklenir mesuliyet altına girer ve imtihan edilir.
İşte ruhi tekâmülle bu imtihanlar aşılarak hem hayatın öncesi hem sonrası için anlamlı hale getirilir.

Mutasavvıflar da tasavvufta farklı merhalelerden bahseder bu konu ağır ve herkesin kandırabileceği bir sorumluluk olmadığı için oraya girmek istemiyorum teorik olarak zaten herkes bilir o emmareleri.
Kuranda pek çok ayet bu tekâmül aşamalarına kaynak teşkil eder.

Vesselam yazıların hep insanı düşünce deryasında yüzdürüyor kalemdaşım sen yazar olmalısın.
Benim böyle dediğim kim varsa yazar oluyor sana da başarılar diliyorum.
Selam ve sevgiler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL