8
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
413
Okunma
Bir köydü bu…
Doğunun ayazında, yokluğun içinde kendini var etmeye çalışan bir köy. Ne kömür bilirdi ne odun. Kış dediğin, insanın içine kadar işleyen cinsten olurdu. Çoğu zaman tek bineğimiz bir attı; bazen de sabrımızdı bizi taşıyan. Ama o yokluğun içinde bir şey hiç eksik olmazdı: insanlık.
Dedem vardı… Allah rahmet eylesin.
Ömrünü kendi köyüne ve civar köylere adamış bir gönül insanıydı. Nefesi duaydı, sözü Allah’tı, yolu Kur’an’dı. Bilgeliği sessizdi ama tesiri derindi. Mütevazıydı; lakin sözü dinlenirdi. Kimin hayırlı işi varsa, kimin cenazesi, kimin derdi… Dedem oradaydı. O mübarek sedasıyla gönüllere şifa olurdu.
O zamanlar her şey başkaydı. İnsanlar da…
Bağlılık vardı, sadakat vardı, hürmet vardı. Yalanın adı bile anılmazdı, riya kimsenin kapısını çalmazdı. İyi olan gerçekten iyiydi, güzel olan gerçekten güzel.
Bir de imamı vardı o köyün…
Öyle her köyde rastlanacak cinsten değil. Caminin anahtarını değil, emanetini taşırdı. Cami onun için bir görev yeri değil, ikinci bir evdi. Öksüz bırakmazdı; ne camiyi ne cemaati. Köyün çocuklarını sadece saf tutmayı değil, hayatı öğrenir gibi dini öğrenmeye davet ederdi. Öğretmen edasıyla, baba şefkatiyle…
Sobasını kendi yakardı.
Tezeği kendi dizerdi.
Külünü kendi çeker, temizlerdi.
Kömür yoktu, odun yoktu; ısınmanın adı tezekti. Hayvanların dışkısından kurutularak yapılan, dumanı keskin ama bereketi bol bir yakacak… O günlerin diliydi tezek.
Kış gelmeden arabaya koşar, kapı kapı dolaşırdık. Her kapı bir misafirlikti. Her ev, cami için gönlünden kopanı verirdi. Kimi bir yük, kimi yarım… Ama hepsi helaldi. Tezeği toplar, caminin kışlığını hazırlardık. Çünkü imam camiyi sahiplenmişti; köylü de imamını.
O imam köyü ayakta tutmuştu.
Ezanı eksiltmemişti.
Camiye ses, köye nefes olmuştu.
O yoksa, dedem vardı.
O ak sakallı mübarek dedem çıkar, cami yine sahipsiz kalmazdı.
Cami hiç öksüz kalmazdı.
Şimdi…
Cami orada ama öksüz; imam evi var ama boş.
O eski tat da yok denecek kadar azalmış.
Gelen birkaç ay duruyor, sonra gidiyor. Sahiplenen eskisi kadar olmuyor. Zaman değişti, insanlar değişti. Ama her şey bitmedi.
Hâlâ bu işi kendine vazife bilen güzel yürekli insanlar var. O köyden ve o imamdan dersini alanlardan… İşte o cami boş kalmasın diye elinden geleni yapanlar. Onlar kendilerini biliyor. Selam olsun o yüreği güzel insanlara.
Bu bir hikâye değil sadece.
Bu benim hikâyem; bütün o köylülerin hikâyesi.
Bu, o camide diz çöküp ders alanların hikâyesi. Sobanın başında üşürken ısınmayı öğrenenlerin, bir selamla insan olmayı kavrayanların hikâyesi.
Ve sonunda…
Rahmet olsun o imamın ve o camide Hakk’a yürüyen bütün köylülerin üzerine.
Rahmet olsun dedemin mübarek ruhuna.
Bu camiyi ayakta tutan, ezanı susturmayan, taşı toprağı emanet bilen tüm köylülere şükran olsun.
Bu cami hepimizin.
Sahiplenmezsek, öksüz kalır.
Selam ve dua ile…
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.