2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
305
Okunma
İnsan kendini tanımaya başladığında, genelde yanlış bir yerden başlar. “Ben kimim?” diye sorar. Oysa asıl soru şudur “Ben kimleri susturuyorum?”
Çünkü insan dediğin şey bir öz değil, bir müzakeredir. İçimizdeki kimlikler sırayla konuşmaz; bazıları bağırır, bazıları susar, bazıları hiç çağrılmadan kürsüye çıkar. Biz buna karakter deriz. Oysa çoğu zaman bu, sadece baskının iyi organize edilmiş hâlidir.
Çocuk olan sustuğunda rahatladım. Bunu inkâr edemem. Masumiyetin yükü ağırdır. Sürekli bir şeyleri affetmeni ister. Sürekli inanmanı. Sürekli saf kalmanı. Bir noktadan sonra insan bu saflıktan yorulur. Yorulmak, büyümek değildir. Sadece katılaşmaktır.
Acı çeken de yorucudur. Hafızayla yaşar. Unutmayı bilmez. Unutamayan her şey gibi, seni geçmişte tutar. Oysa düzen geleceği sever. Gelecek, hafızasızdır. Bu yüzden caziptir.
Ama en tehlikelisi, iyi niyetli olanlardır. Kucaklayan, anlayan, affeden yan. Çünkü onlar hep bir anlam vaat eder. Acının bir anlamı olduğunu söyler. Sessizliğin ödül getireceğini. Oysa çoğu zaman acı sadece acıdır. Sessizlik de sadece sessizlik.
İçimde yeni beliren kadınlar bunu biliyor. Onlar dramatik değil. Trajik hiç değil. Daha çok yönetici gibiler. Bir bakıyorlar, bir not alıyorlar, bir düzeltiyorlar. Hayatı yaşamak değil, yaşamaya uygun hâle getirmekle ilgileniyorlar.
Bunlardan biri her şeye tanıklık ediyor. Müdahale etmiyor. Tanıklığın masum olduğunu sananlardan değil. Sadece izliyor. Ve izlemek, zamanla sorumluluğu öldürüyor. Çünkü insan her şeye tanık olunca, hiçbir şeyden sorumlu hissetmemeyi öğreniyor.
Bir diğeri düzeni sabote ediyor. Ama bağırarak değil. Küçük hatalarla. Yanlış bir cümle, gereksiz bir yakınlaşma, tam yerinde söylenmemiş bir susuş. Onun derdi yıkmak değil. Düzenin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatmak.
Bir başkası hâlâ inanıyor. Ama Tanrı’ya değil belki; düzene, fedakârlığa, sessizliğe. Acının arıtıcı olduğuna. Bu inanç tehlikeli. Çünkü insanı kendi yıkımına ikna eder.
Ve bütün bunların üstünde duran bir akıl var. Kendine çok güvenen. “Böyle olmalı” diyen. Haklı olduğundan emin. En korkutucu güç de budur zaten. Şüphe etmeyen akıl. Şüphe etmeyen her şey, eninde sonunda şiddet üretir.
Şunu anladım-
İnsan kendini toparladığını sandığı anlarda en dağınık hâlindedir.
Çünkü o an, içindeki sesleri susturmuş ama yok etmemiştir.
Kimlikler ölmez.
Sadece şekil değiştirir.
Ve bazen en sakin kadın, en yıkıcı olandır.
Çünkü yıkımı bağırarak değil, haklılık duygusuyla yapar.
5.0
100% (2)