0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
349
Okunma
Aslında bir “fikir”, hangi coğrafyada doğarsa doğsun, insanlığın kullanabileceği ortak “değeri” olmalıdır.
Fikrin sahibi; parasını ödeyip onu satın alan ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanan “zihniyet” olmamalıdır. Çünkü “fikir”, genelde maddeden uzak ve düşünen insan tarafından üretilir. Ancak üretilen o “fikri”, zenginliği ve gücü elinde tutan insanlar sahiplenip yıkıcı bir şekilde kullanıyorlar.
Bunun yaşama etkisi olumsuz yönde olmakta ve telafisi olmayan yıkımlar olarak bizlere geri dönmektedir.
İlk tahrip ettiği şeyse düşünülmemiş “fikri” ortaya koyan bilge insana zarar vermek oluyor. Çünkü yapay zekânın önündeki en büyük engel, düşünen ve duygudaşlık yetisi yüksek “bilge insandır. Bu nedenle yapay zekâya geçiş sürecini başlatıp düşünen insanı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bunun bizlere getirisi; hem kendilerinin hem de insanlığın sonu olacaktır diye düşünüyorum.
Neden mi?
Çünkü kapitalizm farklılaştı; artık maddeye ihtiyaçları yok, kastettikleri şey doğrudan canımızdır. Ayaklarına dolaşıyoruz ve daha hayata geçirmeyi planladıkları binlerce yıllık sapkın senaryoları var. Madde olarak elde edebilecekleri her şey zaten ellerinde ve kendilerini hem dünyanın hem de yaşamın sahibi sanıyorlar. Bu yoksulluğu da zaten bunun için icat ettiler. Somali’de, Yemen’de ve dünyanın farklı yerlerindeki açlık sizce bitirilemeyecek bir açlık mıydı? Asla değildi.
Bana bile fırsat verselerdi, inanın binlerce çözüm sağlar ve oradaki açlığa kalıcı çareler üretirdim... Ama onlar bunu yapmıyorlar. Dedim ya; kendi çıkarları için açlık ve yoksulluğu sürdürmeleri gerekiyordu ve bu doğrultuda adımlar attılar. Ancak unutmayın ki bunu da bizlerin zamanı ve geleceği doğru okuyamaması sayesinde başardılar.
Aslında bu kasıtlı olarak yarattıkları açlık alanları, aynı zamanda onlar için büyük oyuna çıkmadan önce kullandıkları bir antrenman sahası gibiydi. Amaçladıkları küresel bozgunculuğu bu alanlarda geliştirip hazırladıktan sonra, tüm coğrafyalarda fütursuzca uygulamaya başlayacaklar. Emin olun ki bilge insanı, sanatı ve sanatın bütün dallarını bu yüzden baskı altında tutup engellemeye çalışıyorlar.
Sırada toplum kontrolü var. Herkese takmak istedikleri çiplerle insanları gözetim altında tutup, başkaldıranlara gerekli zamanda müdahale ederek onları etkisiz hâle getirecekler.
Peki amaçları nedir?
Bilimi ve teknolojiyi sanatı niçin ele geçirdiler? Ne yapacaklar? Daha mı çok para kazanmaya çalışacaklar?
Dedim ya; onların para diye bir dertleri yok. Onların tek bir derdi var o da: Beş bin yıllık, kayıtsız şartsız inandıkları sapkın kadim hikâyelerini hayata geçirmek ve kendilerinin tanrı tarafından seçilip kutsanmış olduklarına insanları inandırarak kendi üst insanlıklarını ilan etmektir.
Ne yazık ki bunu yapabilmek için önlerinde pek engel de kalmadı. Bu yola hizmet eden altyapıyı ilmek ilmek işlediler. Bir “fikrin”, bilgelikten ve sanattan uzak insanların eline geçmesinden kaynaklanacak olası tahrifat, içinde bulunduğumuz bu zaman diliminde kendisini en acımasız şekilde hissettirmektedir.
Ama unutmayın ki her zaman, en kötü şartlar altında dahi umut vardır. Tarih, bu makûs kaderi değiştiren insanlarla doludur.
Bir örnek verecek olursam; Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünüp onun gösterdiği yoldan yürümek, tüm dünyadaki bu kötü gidişatı durdurmak için yeterlidir.
Ali Esmeray (Hoyrat)
Geldim
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.