Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (teresa ana)
Sadegül
Sadegül

Eşitlik

Yorum

Eşitlik

2

Yorum

8

Beğeni

0,0

Puan

224

Okunma

Eşitlik

Eşitlik

~BABAM’IN YERİ~

Zenginmi zengin, ünlümü ünlü mü ünlü Kadiroğulları konağının hizmetçilerinin çocuğu olarak dünyaya geldim ben.Konakta bir kez olsun özgürce yürüdüğümü hatırlamıyorum.Azıcık sesli konuşsam"Şşşt"diye parmağını dudağına götürüp uyarırdı beni babam.Köyden mecburi göç etmişiz şehre. Annem babamın okuma yazması bile yok.Dedelerimizin asker arkadaşlığı var diye konağın sahipleri hizmetçi olarak kabul etmişler anne babamı ama, her gün binbir azarda cabası...Gariplerin koca şehirde başka yerde tutunamayacaklarını bildiklerinden de ezdikçe ezmişler... Kısacası alt tabaka olmaya kafalarına vura vura alıştırmışlar anne babamı...

Aklım ermeğe başlayınca babamı küçücük bir yanlışından dolayı annemin önünde ağıza alınmayacak laflarla sorguya çeken Ekrem beyin o halini hiç unutamam... Kendisi ressamdı.Konağın her yanı onun yaptığı resimlerle doluydu. Zenginliğin verdiği bir şımarıklıkmı desem, kendini beğenmekmi desem hep hor görürdü ailemi. Bir çocuğa ailesinin düştüğü o durumlar ne kadar olumsuz etki yapar siz düşünün.

Kahveyi ayağına kadar götürdüğünde babam, tepsiye bir damla döküldüğünü görse bir yaygara koparır,bir damla için hakaretler eder, babam ağzını açacak olsa,
-"Haddini bil...Yerini bil Hüsamettin.Yoksa aç kalırsınız aç-" diye bağırıp çağırırdı Ekrem bey. Karşısısındakininde insan olduğunu zerrece düşünmezdi ki...Bu sözleri duymak çok ağrıma gitti benim... Benim babamın yeri, Ekrm beyin durduğu yerle aynıydı benim gözümde. Hepimiz insandık... Kimsenin kimseyi hakir görmeye ne hakkı vardı? Tek isteğim, tek amacım Ekrem bey’i bu söylediği sözler yüzünden pişman etmek oldu o günden sonra...Hizmetçi ailesi, nasıl olurda koskoca Ekrem bey ile nasıl boy ölçüşebilir diye geliyor aklınıza değilmi? Bir kurşun kalemle oldu hepsi... Nasıl mı oldu?...

Birgün babamı, konağın sahibi Ekrem bey resim çizdiği sırada izlerken gördüm. Garip geldi bana. Hep çalışırken görürdüm oysa.Hiç boş bıraktıklarını bilmem çünkü. Bayramlarda bile en olmayacak işleri verirlerdi anne babama boş kalmasınlar diye... İşlerini herzaman iyi yapsalarda, konağın hanımının,
-"Hizmetçiye yüz vermeye gelmez. Şımarıp tepemize çıkarlar" sözü defalarca yüzlerine çarparak hor görürlerdi. O çocuk aklımla çok defa anne babama bu işi burakıp çekip gidelim desemde, hep içindeki korkularla çile dolu hayatlarına devam etmişlerdi...

Babam o günden sonra tüm işlerini bitirdikten sonra sık sık eski eşyaların olduğu ardiye denilen yere girmeye ve belki saatlerce orda kalmaya başlamıştı. Üstelik bunu konak sahiplerinden azar işitip üzüldüğünde yaptığını anlamıştım.

O günlerde ise okula gidip gelirken şehrin duvarlarını süsleyen bir resim yarışması dikkatimi çekmişti.Çok büyük bir yarışma olduğu belliydi her duvarda gördüğüm afişlerden...

Ne zaman konağın sahipleri tarafından küçük düşürülseler, defalarca anlattım anne babama.
-"Bizde onlar gibi insanız. Eşitiz. Küçük görmeyin kendinizi. Siz böyle yaptıkça eziliyoruz-" dedikçe, babam,
-"Sen ne deyon oğul. Gosgoca Ekrem bey kim?Biz kim? Onlar gibi olabilirmiyik heç? Onların durduğu yere erişebilir mi ayaklarımız heç? -" dedikçe içim içimi yiyordu.Sürekli anne babama eşitlikten bahsediyordum.Ama ne kadar etkili olabildiğimi de bilemiyordum.

Ekrem bey o günlerde çok büyük bir resim yarışmasına katılacağını söyleyip durmaya başlamıştı.İtalya’dan, Almanya’dan, hatta Çin’den bile ressamlar gelecekmiş yarışmaya söylediğine göre.Ve birinci olan resim çok büyük miktarda paraya açık arttırmada gelen turistlere satılacakmış. O yarışmanın sokakta asılannafişlerde bahsedilen yatışma olduğunu hemen anlamıştım. Adamdaki heyecanı görmeyin.
-" Çıt istemiyorum konakta. Siz hizmetçi takımı. Hey size diyorum. Dikkatimi dağıtırsanız maaşınızdan keserim.Gece bile çalıştırırım sizi" - diye bağıra bağıra bir hal oldu o gün. Hem babama bahçede kuruyan ağaçları kesme görevi veriyor, testereyle dahi sessizce kesmeye çalışşa cama çıkıp ağza alınmayacak laflar ediyordu adama... Babamın öyle masum bir duruşu vardıki.Beli hep bükük, o adamın karşısında dik duramaması hep canımı yakardı...

O gün çok azar yedi Ekrem beyden. Elli yaşında babamı o gün ardiyeye sessizce ağlayarak girdiğini gördüm. Yaşadıkları ağır gelmişti belliki... Sessizce babamı izledim ardiyenin çok küçük bir deliğinden...

Ertesi gün ise çok önemli bir iş için dışarıya çıkacağımı söyledim anne babama.Dünyaca ünlü resim yarışmasına çok az bir zaman kalmıştı. Zaman geçtikçe Ekrem bey bize olur olmaz patlıyor, sanki sinirlerini bizi azarlayarak dağıtıyordu... Bu yüzden eve geç kalmamalıydım. Babam’ın onun için hazırladığım hediyeyi beğenmesi için dualar ediyordum.Hiç okadar üzgün görmemiştim çünkü onu. Oğlunun gözleri önünde azar yemek gururunu çok kırmıştu belliki.

Ve o gün geldi. Ekrem bey öyle iştahla çıktıki o sabah evden.Resim için tüm kalemlerini, en güzel fırçalarını çantasına koyup ailecek yarışmanın yapılacağı salona doğru yola çıktı. Biz ise annem ve babamla konağın ihtiyaçları için pazara çıkacaktık. Hayatlarında ilk defa özel taksiye binmelerini istedim o gün.Yürümesinler istedim. Harçlıklarımdan biriktirdiğim parayla bir taksi çağırdım. Elimdeki küçük çantayıda sıkı sıkıya tutuyordum birtarafran. Belkide onlarca senedir kaldıkları İstanbul’u ilk defa görüyorlardı... Taksinin camından öyle hayran haran bakıyorlardı ki geçtiğimiz mekanlara...

Büyük bir binanın önünde durmasını söyledim şoföre. Annem babam şaşırmıştı. Benimle gelmelerini rica ettim. Ellerini tuttum. Öyle gururluydumki. İnşallah dualarım kabul olacaktı. Ve başım dik çıkacaktım bu binadan.

İçeriye girdiğimiz anda Ekrem bey onca insanın arasında bağırmaya başladı bizi görünce.
-"Sizin ne işiniz var burda? Defolun eve. Birde işten kaytarıyorlar.Sizböyle yerlere layık değilsiniz. Kim davet etti sizi? -" dediğinde annem ağlamaya başlamıştı...Elini tuttum annemin. Ve kendini bırakmamasını söyledim. O an dikildim Ekrem beyin karşısına. Ve babamında bu yarışmaya kayıtlı olduğunu ve yarışacağını söyledim. Babamla göz göze geldik. Ardiyede onu resim çizerken gördüğümü anlamıştı o an... Bize ayrılan yere geçene kadar,
-"Oğul nasıl olur? Ben beceremem-" desede moral verdim babama...

Resim yarışmasının konsepti "Eşitlik" diye anons edilince, elimdeki çantayı açtım hemen. Ve babamı tualin başına getirdim.
-"Eşitlik" deyince aklına ne geliyorsa, hayalince ne canlanıyorsa çiz lütfen babacım. Sana çok güveniyorum. Biliyormusun o adamın sana dediklerinin hiçbirinin değeri yok gözümde.Sen benim kahramanımsın -"dedim. Gözleri nemlendi.O an Ekrem beyin şaşkın bakışları altında ona rakip olarak resmini çizmeye başladı binlerce seyircinin meraklı bakışları arasında.Ve ilk defa Ekrem beyle aynı mevkide durduğunu farketti beşkide.

Heyacanlı dakikalar zolukla bitti benim için. Yarışma bittiğinde, resimler toplandı. Ve jüriye teslim edildi. Uzun uzadıya yapılan değerlendirmeler sonunda,
-"Bahtiyar Soylu yarışmayı kazanmıştır-" dediği an salondaki dev ekranda babamın resmi gösterilmişti... Bir terazi çizmiş babam. Terazinin bir kefesinde, üzeri başı eski püskü insanlar, diğer kefesinde ise şık giyimli insanlar vardı. Ve iki kefede birbirine eşit duruyordu...

O an babamın elinden tuttum. Ve sahnenin orta yerine götürdüm. Sonrada sarıldım ona.Binlerce insan aynı anda alkışladı babamı. Annem sevinç gözyaşlarına boğulmuştu. Süveterinde belki on yama olan, o yaşında ekmek parası için azar yemekten usanmış, senelerce dışlanmış o adama asıl yerini bir kalemle gösterebildiğim için öyle mutlu oldumki...

O yarışmadan kazandığımız parayla ev aldık.Ekrem bey’i ve o zor günleri hatrımıza bile getirmiyoruz. Babam çok güzel resimler yapıp satıyor artık.İnsanlar kapış kağış alıyır tablolarını. Ve hem annem hem babam alt tabakaya ait insanlar olmadığımızı, bizimde insanca yaşamaya hakkımız olduğunu kabul etti artık.İlk defa bu kadar mutlu gördüm onları...İlk defa bu kadar dik durduklarını gördüm. Artık gerçekten mutlu bir aileyiz

Kimsenin kimseye üstünlüğü yok... Yaratılmışlar olarak hepimiz eşitiz...İnsanları alt sınıflara ayıran, hor gören, dışlayan insanlığımıza ithafen...

#Yazar #Suat #Özge

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Eşitlik Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Eşitlik yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Eşitlik yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Yılmaz Süslü
Yılmaz Süslü, @yilmazsuslu
20.9.2025 17:58:07
Mükemmel bir hikaye 👏👏Sonu böylesi mükemmel bitmesini istemiştim ki öyle de oldu . Toplumsal bir kölelik düzeni hala var ülkede şekil değiştirmeden. Sadece isim farkıyla sürekli aşağılanmış insanlar ve ayrı sınıfların güçlünün egemen olduğu çorak düzene teslimiz. Bu hikaye gibi mutlu bitmesini,ezenin ezilene bir gün ebedi yenilmesini sabırla beklemekteyim. Yazan yüreğe sonsuz saygılar ...
M.Y.
M.Y., @m-y
20.9.2025 19:02:20
Hikaye güzel de sonundaki notu anlayamadım:
#Yazar #Suat #Özge
Alıntı mı, siz misiniz?
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL