0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
254
Okunma
"Gecenin Son Sesi"
Küçük bir kasabanın kıyısında, yıllardır sessizliğiyle bilinen eski bir ev vardı. Ne kapısında bir zil çalardı, ne de penceresinden ışık sızardı. İnsanlar oradan geçerken biraz hızlanır, çocuklar oraya bakmadan yürür, yaşlılar ise dualar mırıldanarak önünden geçerdi.
Ama orada biri yaşıyordu: Lale.
Lale, kırkına yaklaşmış, kimselerle konuşmayan, pazara bile akşamüstü giden bir kadındı. Saçları hep topuzdu, elbiseleri hep siyah. Kimse onun gülümsemesini görmemişti, sesi ise yıllardır duyulmamıştı.
Bir gün, kasabaya yeni taşınan bir öğretmen, Lale’nin evine tesadüfen uğradı. Kapısını tiklatti , bir süre bekledi, tam dönecekken kapı açıldı. Lale karşısında duruyordu; yorgun ama zarif.
“Buyurun?” dedi Lale, ince bir sesle.
“Merhaba... Ben size yanlışlıkla uğradım, özür dilerim,” dedi öğretmen, mahcup.
Lale, gözlerini kısıp gülümsedi. Hafifçe başını salladı.
“Yanlışlık bazen kaderin habercisidir,” dedi ve kapıyı kapattı.
O gün, kasabadaki komşuları şaşkındı. Lale ilk defa konuşmuştu. Ve ertesi sabah, evinden dumanlar yükselmedi, kapı açılmadı, pencere kıpırdamadı.Ve bir kaç saat sonra Kasabanın çocukları cesaret edip kapıya yaklaştı. Sessizlik ağırdı.
Belediye görevlileri eve girdiğinde Laleyi koltuğun başında ,elleri kucağında, gözleri kapalı buldular. Önünde açık bir defter vardı. Tek bir cümle yazılmıştı:
"Ben yaşadım. Kimse bilmedi. Ama ölüm, beni sessizce aldı."
Kasaba halkı yıllar sonra ilk defa Lale’nin adını saygıyla andı.
Çünkü ölüm, bazen sadece son değil, bir varlığın ilk kez fark edilmesidir.
Lale sevgisizlikten ölümü dilemiş gibiydi. Ona göre ölüm yeni bir başlangıçtı...
Ve Belediye görevlileri bir deste mektup bulmuşlardı. Ölüme mektup yazılmıştı. Ölüme mektup yazmak ne demekti. Şunlar yaziliydi mektupta;
Ölüm, bir son değil; belki de en derin başlangıçtır.
İnsan, bir an durur; gözleri yerde, yüreği gökte…
Her şey susar. Rüzgâr bile sessizliğe saygı duyar.
Bir isim eksilir hayattan adı Lale, ama anlamı çoğalır geride kalanlar da
Her adım, onsuz kalmanın yüküyle ağırlaşır.
Zaman akmaya devam eder ama bir şey eskisi gibi olmaz.
Ne gözyaşı anlatabilir içteki boşluğu,
ne de kelimeler dokunabilir eksilen cana.
Ölüm; gidişin adı, yok oluşun değil.
Çünkü giden, aslında kalır bir yerlerde:
Bir fotoğrafta, bir duada, bir hatırada.
Ve biz...
Her sabah bir parçamız daha susar,
bir parçamız daha alışır yokluğa.
Ama tam da bu yüzden,
ölüm bize yaşamayı öğretir—gerçekten, derinden, şükrederek.
Adım Lale ben kötü biri değildim onlar sevmedikleri...
Yazar: Meltem Mesture Güven
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.