1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
511
Okunma

Benim için oldukça farklı ve anlamlı bir gündü.. Kolay mı, bütün alışkanlıklarımı, yaşama tarzımı, çevremi etkileyebilecek bir şey oldu. Artık (O bir emekli) diyecekler. En hoş olan tarafı, wattsap grubunda bütün mesai arkadaşlarımın "hayırlı olsun..."diye başlayan dilekleriydi. Hepsine müteşekkirim. Bazıları helalleşme ihtiyacı duydular. Öyle ya insanlar artık aynı şehirde, aynı mahallede yaşasalar da birbirinden bîhaberler. Tabi bu biraz kötümser bir yorum olur.
Ev ahalisi (devam et, işin yorucu değil, sonrası için bir planın bile yoktur,) dediler. Göreve ilk başladığım günlerde bu kadar süre öğretmenlik yapmak aklımdan geçmezdi. Ne yazık ki okula isteyerek ve severek gittiğim günlerin az olduğunu zannederim. (Bu bakımdan öğrencilerden pek farkımız yok.) Norm fazlası oldum, başka okullarda görevlendirildim. Neden öğrencilerin çoğu son dersin bitmesini adeta iple çekerler? Neden cep telefonları ihtiyaç listesinin listenin ilk sırasında yer alır? Öğrenciler bunu, yani teknolojiyi eğitime katkı için veya kendilerini geliştirmek gibi bir amaç uğruna değil. genel olarak oyun oynamak gibi boş işler için kullanırlar ve son model olmasını isterler.
Herkesin hayatında farklı dönemler, yeni başlangıçlar olmuştur. Tarım işi yapmak, yardım derneklerinde gönüllü çalışmak veya başka sürekli meşguliyetim olması gerektiğini hatırlatan, bu hususta uyarılarda bulunan tecrübeli arkadaşlarıma hak veriyorum.. Aksi halde özellikle hiç bir şey yapmadan işi tembelliğe dönüştürmek; maazallah, bedenin isyan etmesine, strese, gitgide hantallaşıp çökmesine yol açabilir. Ertelediğimiz ne varsa onları yapmaya çalışmak fena olmaz. Güzel bir bağ evi, günlük spor yapma, mümkün olduğunca seyahat etmek gibi.
Son günlerde emekli maaşıyla nasıl geçineceğimi soran çok kimseyle karşılaşmam beni pek şaşırtmadı. Mali yönden sıkıntı çekeceğimi zannetmem. Zira kanaat zenginliktir Bu ülkede nice ekonomik krizler yaşanmış, fakat halkımız hepsini atlatmıştır. ( Başlıca krizler; 1946, 1958, 1960, 1974, 1980, 1982, 1990, 1994, 2001, 2008-2012 ve 2018-krizleridir.)
Bürokratik kesimin anlamsız, anlayışsız tavırlarına rağmen -olabildiğince- öğretmenliği severek yaptığımı düşünüyorum. Öğrencilerimi anlamaya çalıştım, onlar da beni anladılar. Bazı istisnalar olsa bile saygıda kusur etmediler. Mezun olduktan sonra birgün bir meslek sahibi olarak karşımıza çıkmaları öğretmenler için biraz övünç vesilesi, farklı bir sevinç kaynağı olur. Öğretmenin eğitimle ilgili görüş ve düşünceleri pek önemsenmez. Sadece öğretmenler gününde hatırlanırlar desek abartmış olmayız Bütün bunlarla birlikte hayvan (mesela polis köpeklerini, atları) eğiticileri insanı eğiten öğretmenden daha başarılı sonuçlar alırlar. Niçin? Zira onlara insiyatif tanınır, işini nasıl yapacağını kendi bilir. Şu da yadsınamaz, karşılıklı insan ilişkileri birtakım etkenlerle ( çıkar elde etme, kıskanma, rekabet gibi) kaypak bir zeminde ilerlemek zorundadır.
Memur, görevli/emir alan kimse anlamında olup; bir bakıma zamanını, emeğini, hatta bir nebze hürriyetini ücreti karşılığında otoriteye bahşetmiştir. Hiyerarşik şekilde birçok âmirler var ve sistemin karar vericileri onlar. Âmir liyakatli ise sorunlar kolayca çözülür, değilse hem işler zorlaşır, hem verimsiz olur. Velhasıl insanla uğraşmak en zorlu işlerdendir. Öğretmene gelince işinin gereği özel niteliklere sahip olan/ olması gereken bir memurdur. Onun işi insan yetiştirmek ve böylece ülkesinin kalkınmasına, gelişmesine katkıda bulunmak uzun bir süreçtir. Öyle görünüyor ki mevcut sistem öğretmene bir nebze insiyatif kullanma alanı bırakmaz Bürokratik kaygılarla bazen onu küçümsemiş, haklarını kısıtlamış veya işini zorlaştırmıştır. (Biz ne dersek o olur, diyen sözde yöneticiler tanıdım.) Artık idealist öğretmenlik anlayışı kaybolmak üzeredir. Yeni nesil öğretmenler, evden işe işten de eve gidip gelen robotlara benzemek için neler yapabileceklerini düşünüyorlar( mu acaba?
25.07.2025
Not: Recep Çal hocama ithafen yazıldı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.