0
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
229
Okunma

Amaçlarını gizleyerek hareket edenler, asıl olanı ve gerçekleri örtbas etmede ustadırlar. Oyun kurmadaki maharetlerinin yanında, sabırları da büyük bir silah olsa da, onlar uzun vadeli hesapların ustasıdır. Tarih boyunca hep böyle oldu, bugün de böyle devam ediyor.
Ama biz, ne gariptir ki, bunu anlamamak için büyük çaba harcıyoruz. Oysa çok küçük bir detayda aklımızı kullanarak çözmek mümkünken, çıkarcıların, makam ve mevki hırsıyla bencilce hareket edenlerin, geride kalanlara sahip çıkma adına sahte maskeler takanların gerçek yüzünü görmek çok da zor değil. Onların kim olduğunu, kime hizmet ettiklerini anlamak ise aslında sandığımız kadar güç değil.
Ama anlama kapısını açanlar, çıkarın ardındaki perdeyi aralamaya cesaret edemiyor. Her yol mübahtır anlayışıyla körleşiyor, sağırlaşıyor. Göz göre göre yaşanan zulümler karşısında susuyorlar. Orta Doğuda, İslam coğrafyasında süren kan ve gözyaşı, bu sessizliğe inat ne kadar da derin ve acı.
Hatırlayalım isterseniz baba Bush ile başlayıp, oğul Bush ile devam eden o kirli plan, Orta doğuya yönelik saldırıların kapısını araladı. Meyve olgunlaştı, planlar devreye girdi.
İlk hamle başlamıştı “İslami terör” kavramını zihinlere iyice yerleştirmekti. Müslümanları terörist olarak göstermek, onlar için kolaydı. 11 Eylül, bunun en kanlı teyidiydi. O gün, tüm dünyaya Müslüman teröristler saldırıyor, mesajı ok gibi saplandı insanların bilinç altlarına. Peki, Müslümanlar ne yapıyordu bunlar olurken ve yaşanırken hep en iyi yaptıklarını yapıyorlardı susuyorlardı. Konuşanlar bile sessizliğe büründü, hala da böyle.
11 Eylül, bir gösteriydi. Kanlı ve planlı bir gösteri… Ardından ne mi oldu? Afganistan işgali başladı. Ruslar giremediği topraklara ABD ve yandaşları girdi. İstediği sonucu alamadı ama tohumları ekti; nifak tohumları hala yeşeriyor. Sonra Irak… “Nükleer silah var” yalanıyla işgal edildi. Peşi sıra Libya, Tunus ve daha birçok İslam ülkesi “Arap Baharı” adı altında kan ve gözyaşına boğuldu. Kendi hayallerine bir adım daha yaklaştılar.
Şimdi geriye kalan iki kilit ülke var. Suriye’yi kolunu, kanadını kırarak hedef tahtasına koydular. Oysa hala kendi çıkarlarının esiri olanlar, kardeşi kardeşe kırdıranların planlarını göremiyor. Ortadoğu kan revan içinde, küresel çeteler hayallerinin peşinde koşuyor. Kürtler vaatlerle kullanılıyor; Büyük İsrail hayali için BOP yolunda adımlar atılıyor. Mısır’ın altın tepside sunduğu Nil’den, Suriye ve Türkiye’den geçen Fırat’a, oradan vaat edilen topraklara kadar uzanan hırs...
Ama biz, aklımızı kullanarak bu oyunu bozarız tabi biz aynı zamanda o aklı kullanabilme becerisini göstermeye vakıf olursak
Bu sahnede oyuncu değil, yönetici olmalıyız. Neslimize, bize, geleceğimize yakışan budur.
Unutmayalım ki, vatan duygusu olmayanın kaygısı olmaz, kaygısı olmayanın ise vatanı olmaz.
*
Mehmet Demir
18620
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.