2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
266
Okunma

Bir ülke bazen yasalarla değil, korkuyla yönetilir. Korkunun en etkili hali ise insanların birbirine olan güveninin zayıflattığı andır. Çünkü güvensizlik büyüdükçe toplum kendi içinde yavaş yavaş parçalanır ve dışarıdan gelen herhangi bir baskıya ihtiyaç kalmadan kendi kendini sınırlar.
Biz bir zamanlar adaletin herkes için aynı işleyeceğine inanmıştık ve kelimelerin anlamı nettir sanıyorduk. Haksızlık, kim yaparsa yapsın haksızlıktır diyebileceğimiz bir ortak zemin olacağını düşünüyorduk. Ama zaman içinde aynı kelimeler farklı anlamlara çekildi. Aynı kavramlar, kim konuşuyorsa ona göre değişir oldu.
Bir taraf gücü korumak için konuştu, diğer taraf kaybetmemek için sustu ve zamanla arada kalan o büyük çoğunluk, gerçeği anlamak yerine taraf seçmeye zorlandı. Çünkü bu düzende en zor şey anlamak, en kolay şey ise bir tarafa ait olmaktı.
En kırılgan eşik de burada geçti öyle ki artık haksızlık giderek dahada sıradanlaştı. Aynı yanlış, kimin yaptığına göre farklı değerlendirilmeye başlandı. Bir yerde suç olan, başka bir yerde görmezden gelindi. Bir yerde büyük tepki çeken sözler, başka bir yerde adeta alkışlandı. Böylece adalet, ortak bir değer olmaktan nedense çıkıp bir aidiyet göstergesine dönüştü.
İnsanlar bir süre sonra gerçeği savunmayı değil, kendilerini güvende hissettiren hikayeleri savunmayı öğrendi. Çünkü artık hakikatin bir bedeli vardı, dışlanmak, yalnız kalmak, hedef olmak vardı. Oysa taraf olmak çok daha daha kolaydı. Bir kalabalığın içinde kaybolmak, sorumluluk almaktan daha rahattı.
Zamanla daha sessiz ama daha derin bir çöküş başladı. Herkes konuşuyor, ama kimse birbirini gerçekten duymuyordu. Herkesin bir fikri vardı, ama artık ortak bir hakikat arayışı yoktu. Herkes haklıydı, ama kimse birlikte doğruyu bulmaya çalışmıyordu.
Bu yüzden geriye tuhaf bir tablo kaldı, Aynı ülkede yaşayan ama aynı gerçeği paylaşmayan insanlar.
Böyle bir düzeni yalnızca güç kurmaz ama korku kurar, alışkanlık kurar, sessizlik kurar. Ve en çok da insanlar birbirine bakmayı bırakınca kurulur.
Ama bütün bunların içinde unutulan en temel şey şudur, Korku insanları böler, ama vicdan yeniden bir araya getirebilir. Ve hiçbir düzen, insanlar aynı adalet duygusunda buluştuğunda sonsuza kadar kendini koruyamaz.
"Unutmayın ki bir ülkeyi asıl yıkan, insanların farklı düşünmesi değildir, aynı haksızlığa farklı vicdanlarla bakmaya başlamasıdır."
*
Mehmet Demir
25526
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.